1990’lı yıllara gittim dün sabah yine. Silah seslerinin eksik olmadığı, faali meçhul cinayetlerin peşi sıra gerçekleştiği yıllara…
Dünya Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir basın mensuplarıyla sabah kahvaltıda buluştu. Baydemir, Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’ndan Tuğgeneral rütbesine yükseltildikten sonra Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığına atanan Ergenekon tutuklusu Levent Ersöz’ün kendisini tehdit ettiğini belirtti konuşmasının bir bölümünde. Baydemir, 1995 yılında İHD Diyarbakır Şube Başkanı iken Levent Ersöz’ün bir personelinin gelip kendisini ‘Seni de kayıplar otobüsüne bindiririz’ diye tehdit ettiğini söylüyordu. Salonda bulunan tüm gazeteciler pür dikkat dinlemeye başladı Baydemir’i...Biz 1990’lı yıllarda bu bölgede gazetecilik yapanlar Baydemir isim vermemesine rağmen o dönemin komutanını hatırladık. Baydemir Silopi’de jandarmada gözaltına alınıp aniden kayıp olan Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’tan söz edip “ O dönemde orada komutandı..Sanki o olaydan dolayı ödüllendirilip Diyarbakır’a terfi ettirildi” deyince Levent Ersöz’den söz ettiğini anladık. Baydemir gelen Jitem elemanına “ Git Paşana söyle, ben buradayım. Ben o kayıp edilenlerden daha değerli değilim” demiş.
1990 yılında HEP İl Başkanı Vedat Aydın’ın faili meçhul cinayete kurban gitmesiyle başladı cinayetler… Ve giderek arttı. O dönemde ‘Takarov’ ve ‘Tek Kurşun’ vardı. Kafaya sıkılan tek kurşun faili meçhul cinayetlerin belirtisiydi. Her silah sesi bir nefesin gidişiydi. Bir canın yok oluşuydu. Aslında faili meçhullerinfailleri belliydi. Kendilerine görev çıkaran ve gözlerini kan bürümüş Devlet görevlileriydi. Devlet görevlilerinin bir bölümü bir araya gelip ‘Çete’ler kurarak haraç alıyor, fidye için adam kaçırıyor ve faili meçhul cinayetler işliyordu. Tıpkı Yüksekova Çetesi gibi. Tıpkı Çermik çetesi gibi…Bu çetelerin arasında asker, özel harekatçı, korucu, itirafçı ittifakı vardı. Üyelerin tümü bunlardan ibaretti. Söz ettiğim iki çetenin üyeleri yargılandılar sonunda ve adalet yerini buldu.
Baydemir’den bir anekdot…Aslında bir soru üzerine yaptığı konuşmadan bir anekdot : “O dönemlere damgasını vuran, o dönemlerde burada görev yapanlar şimdi cezaevinde”…Bakıyoruz evet… O dönemde faili meçhul cinayetler olduğunu, insan hakları ihlalleri olduğunu herkes bas bas bağırarak söylüyordu. Kimseden ‘Tın’ yoktu. Ama şimdi devletin kendisi bunu ortaya çıkarıp devletin eski görevlilerini adalete teslim ediyor. Ergenekon’dan içerideler. Ama o davadan içeride olanların faili meçhullerle ilgili yönü hala aşikar edilmedi…Sıra o bölüme de gelecek er geç.
Anaların ahı kalmıyor. Anaların gözyaşlarının bedeli alınıyor yavaş yavaş. Cennet onların ayakları altında olduğu için, evlat acısı çekenlerin, yüreği sızlayan anaların bedduaları tutuyor. Hukuk, herkese hukuk sözüne dönüşüyor. Ağa da olsa Paşa da. Hukuk tecelli ediyor. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmıyor.