Diyarbakır son dakika haberleri, Diyarbakır haberleri, Diyarbakır haber, son dakika gelişmeler, Diyarbakır İlçe Haberleri, anlık en taze haberler yer alıyor.
Advert
Advert
istanbul escort ankara escort kayseri escort ankara escort escort konya malatya escort escort bayan escort bayan ankara escort ankara escort ankara escort ankara escort beylikdüzü escort sex izle sex izle sex izle sex izle porno izle porno izle
DÜNDEN BUGÜNE  ŞEHİR VE İNSAN
Mehmet Tanrıkulu

DÜNDEN BUGÜNE ŞEHİR VE İNSAN

Bu içerik 285 kez okundu.
i

                                    

  Gün içinde diyaloglarda tekrar eder dururuz; Aslan yattığı yerden belli olur, diye.  Doğrusu Aslanın nasıl bir yerde yattığını pek bilmem, Ancak belgesellerde takip ettiğimiz kadarıyla galiba yattığı yerin düzenli oluşu, temiz oluşu ona bu unvanı kazandırmıştır. Dediğim gibi aslanı pek bilmem ama ‘’İnsan’’yattığı yerden belli olur desek  mecazı tamamıyla ortadan kaldırmış olur ve tartışmak istediğimiz olguyu tüm gerçekliğiyle tartışmış oluruz. İnsanın tabiatı gereği sosyal bir varlık oluşu ister istemez kendisini belli kurallara itmiştir.Örneğin bir kişi ne kadar zengin, güçlü, iktidar sahibi olursa olsun gelişi güzel yaşayamaz. Keyfinin istediği gibi davranamaz. İnsanoğlunun sosyal bir varlık oluşundan dolayı zamanla toplum içerisindeki davranış ve yaşam biçimi örf adetleri oluşturmuş ,örf adetler de norm ve kuralları meydana getirmiştir. Bu nedenle gizli öğrenmelerle kişi kendini topluma ait hisseder ve farkına varmadan toplumdaki kuralları uygular. Kişi mi toplu mu oluşturur toplum mu kişiyi dizayn eder? Bu soru ise yıllardır sosyologların tartıştığı bir soru olduğunu belirtip asıl konumuza dönmek istiyorum.

        1950’li yıllarda toplumunun çoğu köylerde tarımla uğraşırken, Sanayileşmenin hız kazanmasıyla  Günümüzde  (2016 yıl sonu TÜİK verilerine göre) toplam nüfusun % 92’si il ve ilçe merkezlerinde yaşarken arta kalan %8 ise hala köylerde ikamet ettiklerini görüyoruz.  Bununla birlikte ülkemize has 80’li yıllarda Özal döneminin serbest ekonomi politkası ile oluşan refah payının yükselmesine bağlı nüfus hareketliliği , sonraları ise  bazı iç dinamiklerden dolayı özellikle 90’lı yıllarda müthiş bir iç göç dalgası oluşmuştur. Batı- doğu kültürleri önceleri birbirini tanımakta zorlansa da zamanla taşlar yerine oturmuş ve nihayetinde doğu- batı arasında pekte büyük bir fark kalmamıştır. Bu gelişmeler toplumdaki kuralların kendini yenilemesi ihtiyacını doğurmuştur. Zamanla bu toplumsal travmalar güçlükler  de  olsa  atlatılmıştır. Resmin bütününe baktığımızda toplumsal kimlik olarak herhangi bir sorunla karşılaşmasak bile, ki şükür ki karşılaşmıyoruz. Ancak köyden kente olan göçte topluma entegre sorunlarını bariz bir şekilde görüyoruz.

Daha dün gibi hatırlıyorum 1980’li yıllarda Diyarbakır’da sokaklardan geçerken 100 metre ilerdeki ekmek fırınının kokusunu alırdık. Şehir merkezinde kimsenin tandır kurduğunu hatırlamıyorum. Şehir hayatı olması gerektiği gibi yaşanırdı. Mahalle manavları olurdu örneğin, Mahalle bakkalından köy yoğurdu alınırdı, veresiye defterleri bir sildirilir bir yazdırılırdı. Dilenciler bir tek Urfa Kapının yanındaki Ziyaretin önünde, bir de Ulu Caminin önünde bulunurdu. Hepsi de tanıdık simalardı. 90’lı yıllarda ‘’Neno yetim sahibidir’’ sözünü hiç birimiz unutmadık. Herkes evinin önünü temizlerdi. Sabah saatlerinde sur içinde  küçük motorlar sokak aralarına girer çöp toplardı. Ahali yardımı esirgemezdi belediye görevlilerine. Sabahın erken saatlerinde ‘’Sıcak şireli datliii’’ diye seslenirdi 8-10 yaşındaki çocuklar . Kimselerde kaçırılma veya alıkonulma korkusu olmazdı. Bu nedenle tatlıcılar ve seyyar satıcılar siparişleri  evlere , mutfak dezgesinin üstüne bırakana dek dalarlardı içeriye. Güven vardı sokaklarda. Komşular uzaktaki kardeşten daha yakındı birbirlerine. Bayram günlerinde tüm mahalle gezilir yaşlıların eli öpülür ve hayır duaları alınırdı. Çocuklar öteki mahalleye kadar serbestçe şeker toplamaya gidebiliyorlardı.Misafir çat kapı gelir ev ahalisi misafirin ani gelişiyle sevinçlere boğulurdu.

Geçmişte bu güzellikler yaşanırken dünden bugüne baktığımızda bir çok değerin elimizden kayıp gittiğini görüyoruz. Mahalle kültürü yerini sitelere bırakmış. İnsanların sitelere kendini hapsettiğini görüyoruz. Sitelerde dahi bahçe hiçbir gün inmeyen insanların sayısı yüzde 80’ leri bulduğunu söylersek hiç de abartmayız. Çoğu bina sakini karşısındakini bile tanımıyor. Bırakın günlük karşı komşunun kapısını çalmalar bayramlarda dahi birbirlerini sormuyorlar. Artık çocuklar bayram günleri dahil hiç kimsenin kapılarını çalmıyor. Sebep en bariz haliyle komşuların birbirine  güvensizliği.  Kapıdaki güvenlik ve öncede telefonla haber vermeler yüzünden kimse misafirin eve gelişine sevinemiyor. Çünkü misafir gelmeden yemek ve tatlı ikramları için onlarca prova yapılıyor.  Sitelerin üzerinde yazılı duran ‘’ Dilenciler ve seyyar satıcılar giremez ‘’ yazısı insanlığımızın ve toplumsal yaşamın öldüğünün kanıtıdır aslında.  Çarpık kentleşme ve dengesiz büyüme hat safhada; 75. Yolun üstündeki dairelerde oturanlar ile Sur, Aziziye Mahallesi, Şehitlik, Ben-u Sen, Bağlar semtlerinde yaşayanların derdine çare olmayan bir toplumsal zıtlıklar ve trajediler yaşanıyor bu şehirde.  Şehir güzelleşip büyüyor diye görsellere kanarken filler ve çimen misali evde bir parça ekmeğe muhtaç insanları göremiyoruz. Gün geçtikçe yalnızlaşan kalabalıkların sayısı büyüyor bu şehirde.

75. Yolda kafeler kaldırımları resmen işgal etmiş durumda. Bağlarda şehitlikte benim gariban esnafım iki parça dükkanının önüne attı mı hemen kaldırım işgali  oluyor da 75’te  Nazım Hikmet caddesinin girişindeki kafenin kaldırımı işgal ederek kendine ait bir oto park oluşturmasına ne demeli? Hemde zemini büyük ihtimalle belediyenin döşediği oto park.

     75. yoldan bahsetmişken şunu da demeden geçemeyeceğim; 75. Caddede gün geçtikçe sayıları artan Kafeler bizi bizden uzaklaştırmaya devam ediyor. Korkunç kültür yozlaşmasıyla karşı karşıyayız. Bu gençlerimiz geceleri kendilerini 75. Yol sihrine kaptırıp gerçek üstü fiyatlarla kendilerine ait olmayan mekan ve zamanda türlü içecekler  garip menülerle gece 12’yi deviriyorlar.  Gecenin sabahında evde kahvaltıda zeytin peynirle karşılaştıklarında ise anne babalara sataşmalar ile  mutsuz ve cefa dolu bir hayatın kapısından içeri girmelerine sebep oluyor. Son zamanlarda 75. Yol kafelerinde tüketilen alkol ise başlı başına bir dert, bir bela. Konuştuğum her kes şikayetçidir bu durumdan. Sataşmalar , kavgalar, cinsel kaygılar, hasılı diz boyu ahlaki çöküntü ler almış başını gidiyor. Hatta kulağıma geldiği kadarıyla uyuştucu tacirleri de boy göstermeye başlamışlar. Eskiden 40-50 yaşlarındaki insanlar meyhaneler sokağına veya şehrin karanlık sokaklarına gizlenmiş 3-5 yere gidip içiyorlardı. Onlara diyecek hiç bir şeyimiz yoktu, Çünkü kocaman insanların tercihini ancak nazikçe içkinin kötülüklerini bahsederek geçiştiriyorduk.  Ancak şuanda durum farklı, geleceğimiz sarhoş büyütülüyor.   16-20 yaşlarındaki gençlerimiz ışıltılı kafe dünyasına kapılıp içeri giriyorlar.  Onlara içerde içkili kokteyller ve türlü alkollü içeceklerin verilmesi  onlara sarhoş bir gelecekten başka bir şey vaat etmiyor.  Mesela her zaman merak etmişimdir kanunen yasak olmasına rağmen karayollarının hemen üstündeki tekel bayilerine ruhsat neden veriliyor? Veya 75 teki kafelere neden içkili mekan izni verildi? diye.

        Arık herkesin iğneyi kendine batırma zamanı geldi. Yere çöp atmazsak temizlikçiye de gerek kalmaz. Geleceğimiz elimizden kayıp gitmeden  aile kavramını yeniden canlandırma zamanı gelmiştir. Bizler şehirleşmeyle yozlaşmayı karıştırmamalıyız.    Aksi halde yarın çok geç olabilir. Aile kavramını ve beraber yaşama güzelliklerini yitirebiliriz. Mesela hiç düşündük mü İslam dini gündelik hayatımızı ne kadar yönlendiriyor veya hayatımızda ne kadar yer tutuyor diye? Neden inanç reçetemizi yürürlüğe koymuyoruz ki? Tüm bunlar yaşanırken yetkililerin bu kültür yozlaşmasına sessiz kalmaları bizi ziyadesiyle kaygılandırıyor.   Yarın geç olmadan her türlü denetim ve tedbirlerini artırması hepimizin yararına olacaktır.

                                                                                                                                           

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Dicle Elektrik muhtarları kutladı
Dicle Elektrik muhtarları kutladı
İşkur’dan okullara güvenlik görevlisi
İşkur’dan okullara güvenlik görevlisi