Diyarbakır son dakika haberleri, Diyarbakır haberleri, Diyarbakır haber, son dakika gelişmeler, Diyarbakır İlçe Haberleri, anlık en taze haberler yer alıyor.
Advert
HAL-İ PÜRMELALİMİZ VE ÇIKIŞ YOLLARI
Abdullah Karslı

HAL-İ PÜRMELALİMİZ VE ÇIKIŞ YOLLARI

Advert

 

Millet olarak buhran dolu yıllardan geçiyoruz. Yaklaşık 200 yıldır tarih sahnesinde figüran görevi verildi bize. Hak etmediğimiz bir paye bu. İstiklal mücadelesinde toprak bağımsızlığımızı elde ettik. Fakat ülke olarak ara dönemleri saymazsak 80 yıldır kültürel, siyasi ve ekonomik olarak dış mihraklar ve küresel güçler tarafından yönetilerek üzerimizde toplum mühendisliği çalışmaları yapıldı, bu tartışılmaz bir gerçek.

Ne zaman ki üzerimizden ölü toprağı atıp kalkınma hamleleri yaptık, uluslararası güçler ve içimizdeki uzantıları tarafından kaos ortamına sürüklendik. Suikastlar, anarşizm, terörizm, ekonomik buhranlar… 1950’de Demokrat Partinin iktidara gelmesiyle başlayan iktisadi ve ekonomik büyüme 1960’da gerçekleştirilen askeri darbe ile halkın gönlünde yer edinen Menderes ve ekibi devrilip darağacına götürülerek son bulmuştur. Yapılan hamle demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Aynı şekilde 80 darbesi öncesi farklı siyasi görüş ve ideolojilerin, etnik ve mezhepsel çeşitliliğin tahrik edilmesiyle toplumda darbeye müsait zemin oluşturulmuş, 12 Eylül 1980 tarihinde şer odakları emellerine ulaşmıştır. Darbe sonrasında CIA’nın Türkiye Şefi Jimmy Carter “Bizim çocuklar başardı” diyerek manidar bir açıklama yapmıştır.

               Son yıllarda ülkemize karşı başlatılan iç ve dış saldırıları da bu bağlamda ele almak yanlış olmaz. Ülkemiz yaklaşık bir asırdır küresel sistemin oyun kurucuları tarafından idare ediliyordu. Gerçek anlamda başlatılan bağımsızlık hamleleri haliyle birilerini rahatsız etmiş olmalı ki dış basında oluşturulan algı operasyonlarıyla milletin iradesi yıpratılmaya çalışılıyor. Algı operasyonlarının yanında bilinçli bir şekilde çıkarılmak istenen siyasi, askeri, toplumsal, ekonomik olaylarla (367 garabeti, Gezi olayları, 17-25 Aralık, 15 Temmuz darbe girişimi vb.) ülkede iç karışıklığa sebep olup kendi iradelerini milletin iradesine galebe çalarak bu topraklar üzerinde ki vesayetlerini tekrardan temayüz ettirme gayreti içerisindeler.

Bu düzen insanlığın son adası Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilip Batının dünyaya hâkim olmasıyla başlayan bir süreç. Osmanlının yıkılmasıyla başta İngiltere ve Amerika olmak üzere yeni dünya düzeninin kurucuları, bütün ülkeleri istedikleri şekilde yönetip ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ellerinde bulundurarak diğer insanları kendilerine birer köle/hizmetkâr olarak konumlandırmışlardır. Dünya üzerinde hangi güç egemense onun değerleri ve ilkeleri dünyada hükümran olur. Batı kan üzerine kurulmuş kirli bir zihniyetin ürünü olduğu için dünya üzerinde akan kanlara ve gözyaşlarına pek de şaşırmamak lazım. Osmanlı dünyaya hükmederken medeniyetimizin temelini oluşturan ve temsil ettiği barış, adalet, farklılıklara hoşgörü gibi değerlerle dünyaya insanlık ve medeniyet dersleri veriyordu. En güzel örneklerinden biri Fatih Sultan Mehmet’in Bosna fethinden sonra çıkardığı fermandan şu kısmı iktibas edersek ne ifade etmek istediğimiz daha sarih bir şekilde anlaşılır;

“…Hiç kimse ne bu adı geçen insanları ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesin. İmparatorluğumda huzur içerisinde yaşasınlar ve bu göçmen durumuna düşen insanlar özgür ve güvenlik içerisinde yaşasınlar. Devletimdeki tüm memleketlere dönüp korkusuzca kendi manastırlarına yerleşsinler…”

Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilmesiyle düştüğümüz bu durumu sadece dış etkenlere yüklemenin de doğru olduğunu düşünmüyorum. Üzerimize düşeni tam olarak yapıyor muyuz? Bunu sorgulamalıyız. Çalışmak, üretmek hayatımızın neresinde? Milletimize ve insanlığa faydalı olmak hayatımızın neresinde? Bilgi ve teknoloji çağında yaşıyoruz. Teknik ve teknoloji kimin elindeyse dünya da onun ellerinde. Maddi anlamda bir şeyler üretemediğimiz gibi manevi değerlerimiz de kaybediyoruz. Önceliklerimiz neler? Dedelerimiz ve nenelerimiz “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz” derken kendi hayat felsefelerini ortaya koyuyorlardı aslında. Fakat modern insan ruhunu çölleştiren nefsin ve bedeninin girdabına düşmüş durumda. Refah seviyemiz yükseliyor, evlerimiz ve arabalarımız yenileniyor, maddi anlamda geçmişe oranla daha iyi durumlardayız evet. Sizce de bir şeyler eksik değil mi? Cinayetlerin çoğalması, evliliklerin azalıp boşanmaların artmasıyla toplumun temel taşı olan aile yapısının gittikçe zayıflaması, komşu kavgalarının her gün haberlerde yer alması, tecavüzlerin ve ahlaksızlıkların üçüncü sayfalardan eksik olmaması, toprakları daha da genişletirsek Arakan’ da ve Filistin’de yaşanan akıl almaz vahşet ve terör devleti İsrail’in Kudüs’ü başkent ilanı… Bunların hepsinde dış güçlerin parmağı olduğu gibi son iki asırdır bizi biz yapan değerleri ve ruhu bir kenara bırakmamızın da etkisi vardır.

Buradan hareketle, dünya var olduğu sürece bu mücadelenin devam edeceğini söylememiz yanlış olmaz herhalde. Kendi ifadesiyle münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi olan Üstad Cemil Meriç’in dediği gibi “ Bütün Kuran’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız. Osmanlı yani İslam. Karanlık tehlikeli bir düşman. Olympos Dağının çocukları, Hira Dağının evlatlarını hep bu gözle gördüler.”  Bize düşen bu kavganın dünya var oldukça devam edeceğini bilip bu ülkenin ve coğrafyanın dünya üzerinde yeniden siyasi ve ekonomik güce sahip olması için ferdi ve toplumsal düzeyde akli ve kalbi tekâmüle erişebilme cehdini göstermemiz gerektiğidir. Her zaman dilimini kendine özgü meseleler bağlamında iyi okuyup, geçmişten ders alarak istikbalimizi gelecek nesiller için yeniden inşa etmemiz gerekiyor. ‘ Bir toplum ancak yaşlıları, gölgesinde hiçbir vakit oturamayacaklarını bildikleri ağaçları diktiklerinde gelişir. ’ atasözünü hayatımızın temel şiarı edinerek gelecek yüzyılın planını yapmamız lazım. Son olarak farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak telakki edip tarihi müktesebattan aldığımız güçle etnik, dini, mezhepsel ve siyasi kimliklerin “insan olma” çatısı altında yoğrulduğu, insanlığa nefes verecek medeniyet perspektifini gerçekleştirme yolunda Rabbim hepimize azim ve gayret versin.

Selam ve dua ile…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bingöl’de Kur’an-ı Kerim ve Ezan okuma ile Hafızlık yarışması
Bingöl’de Kur’an-ı Kerim ve Ezan okuma ile Hafızlık yarışması
Bingöl’de baygınlık geçiren yolcuyu, hastaneye yetiştiren halk otobüsü şoförüne takdir belgesi
Bingöl’de baygınlık geçiren yolcuyu, hastaneye yetiştiren halk otobüsü şoförüne takdir belgesi
diyarbakır marka tescil malatya solucan gübresi solucan gübresi, solucan gübresi satışı diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır tavuk satışı, lohman Brown Tavuk Satışı, ataks Tavuk Satışı diyarbakır hindi çiftliği diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır temizlik şirketi