maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e Arzu ÇİÇEK TEMİZKAN ESMÂ'NIN SIRLARI -2-
Reklamı Geç
Advert
ESMÂ'NIN SIRLARI  -2-
Arzu ÇİÇEK TEMİZKAN

ESMÂ'NIN SIRLARI -2-

Bir makama çıkarken, hatırı sayılı bir referansla gitmek gibidir Esmâ-i hüsnâya dayanmak. Dayanağın büyüklüğünce neticeler alınır, kazançlar hasıl olur. Değil mi ki O isimlerin sahibi Allahzûlcelalîvel ikram kitabında: De ki: "İster Allah diyerek, ister rahmân diyerek yakarın; hangisiyle yakarsanız olur, çünkü bütün güzel isimler O’na mahsustur."(İsra 110.) buyurur. Zira insan aciz bir mahluktur. Kendisini müstağni görür. Tıpkı firavun gibi; insanlara ‘ben sizin yüce rabbinizim’ diye azgınlaşır. Daha sonra Kızıldeniz’in ortasında boğulacağını anlayınca   “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım.”der. Sığınmak fıtri bir duygudur. İnkarcı bile olsa zorluk anında üstün bir güce iltica etmek, dayanmak ister. Meşhur bir sözde ifade edildiği üzere uçak düştüğünde içinde ateist bulamazsınız. Öyleyse mü’min Cenabı hakkın sıfatlarını kuşanıp O’na yönelmeli, O’na teslim olmalı.mü’mine yaraşan da budur. Müslümanın Esma i hüsna ile olan ilişkisi yaşamı boyunca her halûkarda devam eder. Bu şaşılacak bir durum değildir. Çünkü Rabbi semavat ve arzdaki varlıkları O’nun  emrine vermiştir. Dolayısıyla semavattaki güneşe aya ve yıldızlara baktığında; O’nun Halık, Kadir, Hakim, Alim sıfatlarını müşahede eder. Dağlara denizlere bitkilere baktığında; Rahman, Alim, Bedî, Rezzak, Raûf, Aziz, Kaviy, Kayyum, Kebir, Malik, Vahid sıfatlarını bütün benliğinde hisseder. Kendi yapısına baktığında da; Rahman, Rahim, Musavvir, Hak, Halim, Hamid, Hay, Habir, Rezzak, Rakib, Semi, Basir, Şafii, Samed, Şehid, Azim, Afuv, Ğafur, Karib, Kerim, Latif, Muhsin, Vekil, Vehhab, Vedud vb. sıfatlarının yansımalarını görecektir.İbnü'l-Arabî'nin de belirttiği gibi (el-Fütûḥât, I, 205) konuyla ilgili tartışma daha çok lafzîdir. Her dindar insanın mânevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O'nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar. Böylece dindar insan bu ruhî yüceliş çabasında Allah, rab ve benzeri esmâyı duyuş ve yüceliş aracı, yani iletişim vasıtası olarak kullandığı gibi bazanesmâya yaklaşabilmek için isim kelimesinden faydalanmayı gerekli görebilir. Meselâ müslümanın, hayatı boyunca dua ve iltica cümlesi olarak en çok tekrar ettiği besmelede "Allah ile başlıyorum" (بالله) yerine "Allah adıyla başlıyorum" (بسم الله) demesi onun kulluk konumu bakımından çok daha uygun görünmektedir. Konuya teknik açıdan nasıl yaklaşılırsa yaklaşılsın gerçekte bu tür kelime ve kavramlar, delâlet ettikleri varlığın bizzat kendisi değil onun hatırlatıcısı ve tanıtıcısı durumundadır.“ Ümmetin söylediklerinin tamamı sünnetin şerhidir. Sünnetin tamamı da Kur’ân’ın şerhidir. Kur’ân’ın bütünü de Yüce Allah’ın güzel isimlerinin ve yüce sıfatlarının şerhidir.” İmam Şafii’nin bu sözlerinden esas meselenin marifetullah  (Allah’ı tanıma) olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mü’min, Allah Teâla’nın isim ve sıfatlarını en güzel şekilde öğrenecek ve onların kainattaki yansımalarının izini sürecektir. Böylece  “Onlara  ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz…”ayetinin sırrına erebilecektir.Allah Teâla’nın isim ve sıfatlarının kainattaki tecellileri konusunda yalnızca bir çiçek üzerinden son derece çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Bediüzzaman’ın sözleriyle yazımızı tamamlamak istiyoruz“Sâni-i Zülcelâl, bütün masnûâtını öyle bir tarzda yapmış ki, ekserisi, hususanzîhayat kısmı, çok esmâ-i İlâhiyeyi okutturur. Güya herbirmasnûuna ayrı ayrı, birbiri üstünde yirmi gömlek giydirmiş, yirmi perdeye sarmış, her gömlekte, her perdede ayrı ayrı esmâsını yazmış. Meselâ, temsilde gösterildiği gibi, tek güzel bir çiçekle, insanın kısm-ı sânîsinden bir ferd-i hasnânın yalnız zâhirî hilkatlerinde çok sayfalar vardır. Başka büyük ve küllî masnûâtı o iki cüz’î misale kıyas et."

“Birinci sayfa: Umumî şekil ve miktarını gösteren heyettir ki, “YâMusavvir, yâMukaddir, yâMunazzım” isimlerini yâd eder."

“İkinci sayfa: Suretlerinde ayrı ayrı âzâlarıninkişâfıyla hâsıl olan çiçek ve insanın basit heyetidir ki, o sayfada Alîm, Hakîm isimleri gibi çok isimler yazılıyor."

“Üçüncü sayfa: O iki mahlûkun ayrı ayrı âzâlarına ayrı ayrı hüsün ve ziynet vermekle, o sayfada Sâni’ ve Bâri’ isimleri gibi çok isimler yazılıyor."

“Dördüncü sayfa: Öyle bir ziynet ve hüsün o iki masnûa veriliyor ki, güyaslûtuf ve kerem tecessüm etmiş, onlar olmuş. O sayfa “YâLâtîf, yâ Kerîm” gibi çok isimleri yâd eder, okur.

“Beşinci sayfa: O çiçeğe leziz meyveler, o hasnâya sevimli evlâtlar, güzel ahlâklar takmakla, o sayfa “YâVedûd, yâ Rahîm, yâMün’im” gibi isimleri okutturuyor."

“Altıncı sayfa: O in’âm ve ihsan sayfasında “YâRahmân, yâHannân” gibi isimler okunuyor."

“Yedinci sayfa: O nimetlerde, o neticelerde, öyle lemeât-ı hüsün ve cemâl görünüyor ki, hakikî bir şevk ve şefkatle yoğrulmuş hâlis bir şükür ve sâfi bir muhabbete lâyık olur. O sayfada “YâCemîl-i Zülkemâl, yâ Kâmil-i Zülcemâl” isimleri yazılı okunuyor."

“İşte yalnız bir güzel çiçek ve hasnâ bir insan ve yalnız maddî ve zâhir suretinde bu kadar esmâyı gösterirse, acaba umum çiçekler ve bütün zîhayat ve büyük ve küllî mevcûdat, ne derece ulvî ve küllî esmâyı okutuyor, kıyas edebilirsin."

“Hem insan ruh, kalb, akıl cihetiyle, hayat ve letâif sayfalarıyla Hayy, Kayyûm ve Muhyî gibi ne kadar esmâ-i kudsiye-i nûrâniyeyi okur ve okutturur, kıyas edebilirsin."“İşte Cennet bir çiçektir. Hûritâifesi dahi bir çiçektir. Rûyi zemin dahi bir çiçektir. Bahar da bir çiçektir. Semâ da bir çiçektir; yıldızlar o çiçeğin yaldızlı nakışlarıdır. Güneş de bir çiçektir; ziyasındaki yedi rengi o çiçeğin nakışlı boyalarıdır. Âlem güzel ve büyük bir insandır; nasıl ki insan küçük bir âlemdir. Hûriler nev’i ve rûhânîler cemaati ve melek cinsi ve cin tâifesi ve insan nev’i, birer güzel şahıs hükmünde tasvir ve tanzim ve icad edilmiştir. Hem herbiri külliyetiyle, hem herbir ferdi tek başıyla Sâni-i Zülcemâlininesmâsını gösterdikleri gibi, Onun cemâline, kemâline, rahmetine ve muhabbetine birer ayrı ayrı aynalardır. . . . Eğer bir çiçekte esmâyı okuyamıyorsan ve vâzıh göremiyorsan, Cennete bak, bahara dikkat et, zeminin yüzünü temâşâ et. Rahmetin şu büyük çiçekleri olan Cennet ve bahar ve zemindeyazılan esmâyıvâzıhan okuyabilirsin, cilvelerini ve nakışlarını anlar, görürsün.”(Sözler, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları )

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Küçede Sanat Var etkinliği Yenişehir’de
Küçede Sanat Var etkinliği Yenişehir’de
Bakan Varank: “Türkiye bir uzay ülkesi, ülkemizde uzay alanında gelişmiş çok önemli kabiliyetler var”
Bakan Varank: “Türkiye bir uzay ülkesi, ülkemizde uzay alanında gelişmiş çok önemli kabiliyetler var”

diyarbakır marka patent