Diyarbakır son dakika haberleri, Diyarbakır haberleri, Diyarbakır haber, son dakika gelişmeler, Diyarbakır İlçe Haberleri, anlık en taze haberler yer alıyor.
Advert
Ramazan ve Kudüs
Mehmet Tanrıkulu

Ramazan ve Kudüs

i

 

              Rabbime şükürler olsun ki bu yıl yine bizi  Ramazanı Şerifle müşerreflendirdi.  Bir çok Müslümanın  hayalidir Ramazana ulaşmak ve o ayı layıkıyla ibadetle geçirmek. Kuran’ı Kerim’le bol bol vakit geçirmek, ayetlerin anlamına bakmak, ben o doğrultuda mıyım? Diye düşünmek her Müslümanın bu ay gerçekleştirmesi gerekenlerin başında gelir. Günü oruçlu geçirip  geçim sıkıntısı çeken komşusu nu, akrabasını, Ümmeti Muhammed’i (SAV) yakından uzağa  anlamak için fırsattır bu günler.  İnsan ve Müslüman olduğumuzu anlamanın yolu meğer nefsi aç bırakmaktan geçiyormuş. O halde inancımız gereği acilen zekat, fıtır  ve sadaka her zamankinden daha fazla çıkarmalı ve hak sahiplerine teslim etmeliyiz. Vicdanımızla yoğun muhasebelere girmeliyiz. İnandığımız İslam dininin peygamberi  Hz. Muhammed (SAV)’in ‘’ Komşusu aç iken kendisi  tok olan bizden değildir’’ sözünü, hayatın her anında  ve yılın on iki ayında hatırlamalı ve gereğini yapmamız  gerekirken bu vicdan tesellisini sadece Ramazanla sıkıştırmayacağımıza dair Yaratanımıza ciddi bir söz vermeliyiz. Düşküne, muhtaca el uzatırken sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği hassasiyetle vermeliyiz. Aksi  takdirde verdiğimiz her ne ise Allah içinden ziyade reklam için olur, o da Allah katından geri döner.  Sofralarımızda şahşahalıktan kaçınmalı, Myanmar’da,  Suriye’de, Filistin’de, Afrika’nın bir çok ülkesinde yiyecek bir şeyleri olmadığı için iftarla sahuru bir yapan mümin kardeşlerinin hatırına  sofralardaki israftan kaçınmalı, yemek yerken  ‘’Allah’ım bu ekmek boğazımdan geçtiği için Vallahi utanıyorum, ama ne olur aciz kulluğuma ver, darda kalan kardeşlerime yardım eyle,  beni de affet demeliyiz.  Bol bol namaz kılmalı ve  tövbe dilemeliyiz.  Gazze’ye başını eğerek , yardıma gidemediğimiz için büyük bir mahcubiyetle dua etmeliyiz.

               Aslında böyle başlamayacaktım bu haftaki yazıma. Çok daha farklı başlamayı düşünüyordum. Ramazan Ay’ının hakkıyla idraki için itikafa çekilen bir mümin üslubuyla başlamak isterdim. Ancak gelin görün ki İslam ümmetinin hiç kapanmayan yarası, belki de asrımız insanının cennet cehennem yolunu belirleyeceği Kudüs Meselesi tüm duyarlı Müslümanlarda olduğu gibi şükür ki benim de dengemi bozmuş. Cennet cehennem yolu dedim çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) : "Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."  Mümin olmamız gereği bir kardeşimiz dara düştüğünde ona yardım edemiyorsak bile en azından vicdanen rahatsız olmalı, onun derdini kendi derdimiz gibi görmeliyiz. Kaldı ki Kudüs meselesi kesinlikle kişisel ve coğrafi değildir. Sadece o bölgede yaşayanları ilgilendirmez. Bu sorun küfür ve İslam sorunudur. Biz Müslümanların yıllarca kıblegahlığını yapmış, Hz. Peygamberin Mirac olayının geçtiği kutsal mekanı içinde bulunduran, Hz. Ömerlerin, Ebu Ubeydelerin, nice Sahabe-i Kiramların ve Selahaddin-i Eyyubilerin  hatıratını  bin dört yüz yıldır  içinde canlı tutmuş mukaddes topraklardan bahsediyoruz.

             İnsanlık onurunun yanı sıra Ümmeti davamız  olan Kudüs malumunuz 638 döneminde Hz. Ömer döneminde Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutanlığında fethedildi. 1097 yılına kadar İslam hakimiyetinde kalan Kudüs o yıllarda yine İslam devletlerinin birbirleriyle çekişmeleri ve savaşmaları nedeniyle Ortadoğu’da otorite boşluğundan yararlanan haçlılar Avrupa diyarlarından gelip büyük bir barbarlıkla Kudüs’ümüzü tarumar edip işgal ettiler. Müslümanlar Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasında şehre girdiklerinde  hiç kan dökmezken Avrupalı barbar haçlılar Kudüs’ü işgalleri esnasında yetmiş bin Müslümanı katlettiler. Bu olay bile küfür ile İslam arasındaki hakkaniyeti ve hakikatı göstermek açısından yeterlidir. 90 yıl boyunca İşgal altında kalan Mukaddes Belde Kudüs,   Büyük Komutan Selahhaddin-i Eyyubi’nin 1186 yılında şehri yeniden almasıyla esaret yılları bitmiştir.  Yüzyıllarca İslam saadetinin güzelliklerini yaşayan Kudüs’te üç dinin mensubu barış içinde yaşamıştır. 1917 Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüyle Ortadoğuda yeniden büyük boşluklar oluştu. Nihayet Kudüs  o günün süper gücü İngilizler tarafından işgal edildi. İngilizler Kudüs’ü  altın tepside Yahudilere verdikten sonra artık bir daha bu topraklara huzur gelmediği gibi sürekli ölüm ve göz yaşı hakim oldu.

            Arapların gayretsizlikleri de eklenince Filistin peyderpey Yahudilerin eline geçti. Bugün artık öz yurdunda garip ve azınlık bir duruma düştüler. Tarihe göz attığımızda İslam ümmetinin bir olmayışından dolayı bu soyu kesiklerin İslam’a saldırdığını görüyoruz. Ne zaman Ortadoğu devletleri İslami ahkamları bırakıp kendi menfi menfaatlerinin peşinde koştularsa Avrupa, Amerika ve diğer İslam düşmanlarının bölgeye saldırdığını görüyoruz.  Şu iyi bilinmeli İslam devletleri ve Müslümanlar kendi aralarında mezhep ve menfi çıkarları bir köşeye bırakıp bir ve beraber olmalı. Aksi takdirde sonraki adım ikinci kıblemizi ve nihayet inancımızı kaybedebiliriz.

 

                                                                                      

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Nejla azarkan     0000-00-00 Ağzınıza sağlık muhamed hoca güzel bir yazı tam zamanında olmuş inşallah çok yakın zamanda kudus özgurleşir tüm zalimler helak olur
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Siirt’te 417 adet tarihi eser ele geçirildi
Siirt’te 417 adet tarihi eser ele geçirildi
Terör örgütüyle bağlantısı olan muhtar tutuklandı
Terör örgütüyle bağlantısı olan muhtar tutuklandı
diyarbakır marka tescil malatya solucan gübresi solucan gübresi, solucan gübresi satışı diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır tavuk satışı, lohman Brown Tavuk Satışı, ataks Tavuk Satışı diyarbakır hindi çiftliği diyarbakır evden eve nakliyat diyarbakır temizlik şirketi