maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e Fatime ÖZKAN ÖLÜMLE DOST OLMAK
ÖLÜMLE DOST OLMAK
Fatime ÖZKAN

ÖLÜMLE DOST OLMAK

Ölüm ruhun bedenden ayrılması olayı. Bir alemden diğer bir aleme intikal etmek. Ölüm her canlı varlık için kaçınılmaz bir gerçektir. O kadar kesin bir gerçektir ki gündüzden sonra gecenin, bahardan sonra kışın gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şu vecizli şekilde ifade edilmiştir “Nerede bulunursanız bulunun: Sağlam yüksek kalelerde de bulunsanız ölüm size ulaşır (Nisa/78).

Ölümlü bir dünyaya açtık gözlerimizi. Bu dünyada misafiriz, yolcuyuz. Asıl mekânımız, yerimiz, yurdumuz burası değil. Her ânımız bir şekilde fenaya gidiyor. Buna engel olamıyoruz. Evet çareler arıyoruz, ölümsüzlük iksirini bulmaya çalışıyoruz, hatıralarımızı kalıcı hale getirmek için fotoğraflar çektirip saklıyoruz. Ama hiçbiri bizi tatmin edemiyor.

Adı bizi ürküten, duymaya bile tahammül edemediğimiz ama aynı zamanda ondan kaçmamızın da mümkün olamadığı acı bir gerçektir ölüm. Ondan kurtuluşumuz mademki yok, onunla dost olmaya çalışsak, bizden ne istiyor anlamaya çalışsak. Rabbimiz ölümü acaba hangi hikmete binaen yarattı?“ sorusunun cevabını “Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu anlamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk /2) şeklindeki İlahi fermanında buluyoruz. Ölümün yaratıldığını ifade buyururken Rabbimiz, ölümün hiçlik ve yokluk olmadığını, yaratılan bir varlık olduğunu bildiriyor.

İmtihan için gönderildiğimiz dünya yolculuğuna anlam katan, ölümdür. Bize hayatın sorumluluğunu hatırlatan, bizi iyi işler yapmaya teşvik eden en önemli nasihatçı ölümdür. Bu dünyanın geçici olduğunu, bizim başka bir diyar için bu dünyaya gönderildiğimizi ölümden daha iyi anlatan bir şey var mı? Biz yokluğa gitmiyoruz. Bir tohum dahi toprak altına girdiğinde meyve olarak sümbülleniyorsa eşref-i mahlukat olan insan vefat edince amellerinin ya tuba ağacı veya zakkum ağacı olarak netice bulmaması mümkün müdür?

Ölümü anladıkça, onun bizden istediklerini kavradıkça hayat anlam kazanacaktır. “Sizden herhangi birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasip ettiğimiz imkanlardan Allah yolunda harcayın. Ölüm gelip çatınca: Ya Rabbi az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım, tam takva ehlinden olacağım diyecek olsa da Allah vadesi gelen hiçbir kimsenin vadesini ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Münafikun/ 10-11). Bu yüzden daha ölüm gelmeden evvel ölümden sonrası için hazırlık yapmak, gayret etmek gerekir.

Bazen ölüm sessiz bir şekilde aniden gelir. Bir deprem, trafik kazası, kalp krizi gibi. Bazen de önceden haberciler gönderir: Hastalıklar, yaşlılık belirtileri gibi. Birkaç saat önce oturup konuştuğumuz, belki az önce oturup beraber yemek yediğimiz insanın vefat haberini duyar da hiç yakıştıramayız zihnimizde. Bazen tartıştığımız, kalbini kırdığımız insanlar olur, onların vefat haberi içimizde bitmez bir vicdan azabına sebep olur. Ölüm bize der ki: bu dünya kalp kırmaya değmez, bu dünya bir tarladır. Ne ekersen onu biçeceksin. Aklını başına al, son pişmanlık fayda etmez. Peygamber Efendimiz (sas)’in buyurduğu üzere en akıllı kimse ölümü en çok hatırlayan, ölümden sonraki hayata hazırlanan kimsedir.  (İbni Mace, Zühd, 31). Çünkü kabirde her sabah ve akşam, cennetlik olan kişiye cennetteki güzel hayatı; cehennemde onu bekleyen korkunç mekan cehennemlik olana gösterilecek ve “İşte kıyamet gününde gideceğin yer burası” denecektir.” (Buhari, Rikak 42). Bu durumda iyi kimseler için kabir güzel bir bahçe, kötüler için de pişmanlık ve ıstırap mekanı olacaktır.

Ölüm hakikatini anlayan kimseler ölümü severler. Çünkü bu kimseler ölümle dost olmuşlardır. Bilirler ki öldükten sonra başta Peygamber Efendimiz (sas) ve bütün peygamberler ve Allah’ın bütün sevgili kulları, kabrin arkasında bizi bekler.  O dostlara kavuşmak için bir vesiledir ölüm. Bu yüzdendir ki Mevlana öldüğü gece için Şeb-i Arus (düğün gecesi) adını vermiştir. Çünkü ölümüyle Rabb’ine yani sevgilisine kavuşma olarak görmüştür.

Et, kan ve kemikten yaratılan bizler dünyaya direk olacağımızı düşünüyoruz. Aslında mahiyetimizi anlasak, ölümün her an gelebileceğini düşünsek, hayatımızı ona göre şekillendirsek o zaman emaneti en iyi şekilde sahibine teslim etmiş oluruz. Zira Hz. Peygamber, yanına gelip insanların en akıllısı kimdir diye soran sahabiye “ölümü en çok hatırlayandır” buyurarak hayatımızda ölümü hatırlamanın ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıştır. Çünkü hayatımızın merkezine ölümü aldıkça hareketlerimize daha çok dikkat eder ve hayatımıza çeki düzen verir, insanları kırmaz, hayatımızı boş şeylerden arındırıp, insanlara faydalı şeyler yapmaya yönelirim. Hayatın bu kaçınılmaz gerçeği karşısında ölüme hazırlıklı oluruz, böylece onu severiz, ölümü başta Efendimiz (sas) ve bütün Allah dostlarına kavuşmak için bir vesile görürüz. Rabbim ölümün hakikatini anlayıp ölümü sevenlerden eylesin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma namazını Mersin’de Emir Sultan Camiinde kıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma namazını Mersin’de Emir Sultan Camiinde kıldı
Başkan Beyoğlu, Duvar işgalini kaldırdı, uzun yılların ulaşım sorununu çözdü
Başkan Beyoğlu, Duvar işgalini kaldırdı, uzun yılların ulaşım sorununu çözdü

diyarbakır marka patent diyarbakır web tasarım diyarbakır evden eve diyarbakır nakliyat diyarbakır şehirler arası nakliyat