maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e Necdettin ONUR VEFAKÂR BİR İNSAN OLARAK HAZRETİ PEYGAMBER
Advert
VEFAKÂR BİR İNSAN OLARAK HAZRETİ PEYGAMBER
Necdettin ONUR

VEFAKÂR BİR İNSAN OLARAK HAZRETİ PEYGAMBER

Allah’ın şaheseri olan insan çok muazzam ve Mükerrem bir varlıktır. Allah Celle Celaluhü bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: Muhakkak ki biz insanı en güzel biçimde yarattık.”(Tin, 4). Bununla beraber bu değerli varlık, yaratılışı gereği hem şeytanî duygulara hem de melekî duygulara sahiptir. Diğer bir ifade ile hem takvayı artırma hem de fücur diye ifade edebileceğimiz günahları işleme kabiliyetine sahiptir. Onun en belirgin özelliklerinden biri akıllı olması, diğeri ise irade sahibi olmasıdır. İnsanda bulunması gereken diğer bazı üstün meziyetler de şunlardır: Nezaket, itidal, cesaret, cömertlik, merhamet, minnet duyma, vefalı olma, alçak gönüllülük, hoşgörülü olmak, temiz kalpli olmak, sadelik, iyi niyetli olmak, bağışlayıcı olmak ve sabırlı olmaktır. Bu güzel meziyetlerin yanı sıra, zaaf olarak nitelendirilebilecek menfi (olumsuz) özellikleri de olabilir. İnsanın zalim ve cahil olması (Ahzap, 72), aceleci bir tabiata sahip olması (Enbiya, 37), menfaatine düşkün olması (Rum, 36), rabbine karşı nankörlüğü (Adiyat, 6-7), hırslı ve cimri oluşu (Mearic, 19-21) onun en belirgin zaafiyetlerindendir.

Biz burada insandaki üstün meziyetlerden olan “vefa”yı ele alacağız inşallah. Kelimenin sözlük anlamı, sözünde durmak, sözünü tutmak, sözünün gereğini yerine getirmek, eksiksiz yerine getirmek, tam olmak, tam yapmak, borcu ödemek, dostluk ve sevginin gerektirdiği davranışlarda devamlı olmaktır. Terim olarak ise, yapılan iyilikleri unutmamak ve iyilikte bulunanlara misliyle veya daha fazlasıyla karşılık vermektir. Vefalı davrananlara da vefakâr denir. Vefanın zıttı ise vefasızlıktır, nankörlüktür ve yapılan iyilikleri unutmaktır. Aynı zamanda vefasızlık, verdiği sözde durmamaktır. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ahde vefa gösterin, çünkü ahit sorumluluk doğurur.”(İsra, 34). Yine müminlerin özelliklerinden söz ederken şöyle buyurmuştur: “Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirirler.” (Bakara, 177)

Vefa, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen değerin bir nişanesidir, dostluk borcudur. Vefa, sözünün eri olmaktır, hatırlamaktır, iyiliği unutmamaktır, iyilikte bulunanlara karşı iyilikle karşılık vermektir. Mevlana, “Vefa nedir? Bilir misin?” sorusuna şu güzel cevabı vermiştir: Vefa; arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır.

Vefa, yapılan iyiliğe daha güzeliyle karşılık vermektir, derler ya; iyiliğe iyilikle karşılık vermek her kişinin işi, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise er kişinin işidir. Vefadan söz ederken, elbette ilk olarak vefa göstermemiz gereken yaratıcımız ve razıkımız olan yüce Rabbimizdir. Çünkü vefa aynı zamanda söz vermek anlamını da içermektedir. Biz insanlar da “Bezm-i elest”de Allah’la müthiş bir sözleşme yapmışız. “Elestü bi Rabbiküm“ (Ben sizin rabbiniz değil miyim?) sorusuna, “kalû bela” (elbette ki sen rabbimizsin) (Araf, 172) diye cevap vermek suretiyle sözleşmeye âdeta imza atmışız. En büyük vefa ve vefakârlık, insanın yaratanını tanıması, ona iman etmesi, ona karşı olan kulluk vazifesini yerine getirmesi ve verdiği nimetlerin kıymetini bilip şükrünü eda etmesidir. Nitekim Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, gece kalkarak ayakları şişene kadar ibadet ederdi. Aişe (r.a.) annemizin, “Senin gelmiş geçmiş bütün günahların bağışlandığı halde neden bu kadar kendine eziyet ediyorsun?” demesi üzerine, “Ben rabbime şükreden bir kul olmayayım mı?” diyerek Allah’a karşı vefakârlığını ifade etmiştir. En büyük nankörlük de insanın rabbini inkâr etmesi, onun yüceliğini tanımamasıdır.

Her konuda bizlere örnek olan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatı, vefa örnekleri ile doludur. O, sadece rabbine karşı değil, bütün insanlara karşı vefakârdı. Şimdi onun hayatındaki bu vefakârlık örneklerinden birkaç tanesini zikretmeye çalışacağız: Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ister peygamberlikten önce olsun ister sonra, diyaloğu olan Müslüman ve gayri müslim herkese ama herkese vefalı davranmış, asla ondan vefasızlık peyda olmamıştır. Bundan dolayıdır ki herkes ona tam güvenmiş ve herkesçe “el-Emin” diye tanınmıştır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in Taif dönüşünde müşrikler onu Mekke’ye almak istememişlerdi. O, sıra ile birçok ileri gelen Mekkelinin himayesini istemişti. Ancak onlar, onu himaye etmeyi reddetmişlerdi. Sadece Mut'im bin Adiyy kendisini himaye etmeyi kabul etti. Peygamberimiz onun himayesinde Mekke’ye girdi ve aradan yıllar geçti. Mut'im bin Adiyy, Bedir Savaşı’nda Müslümanlara karşı savaştı ve öldürüldü. Daha sonra düşman esirlerine ne yapılacağı tartışılırken, Peygamberimiz (s.a.v.), “Şayet Mut’im bin Adiyy hayatta olup da benden esirlerin bağışlanmasını isteseydi, fidye almadan hepsini serbest bırakırdım” buyurarak ona olan vefasını göstermiştir.

Peygamberimizin Habeşistanlılara vefası: Bir defasında Habeş hükümdarının elçileri efendimizin huzuruna geldiler. Efendimiz, bunlarla yakından ilgilendi, hatta onlara bizzat hizmet etti. Ashabın bu hizmeti kendilerinin yapabileceğini söylemeleri üzerine efendimizin verdiği cevap çok anlamlıdır. O, bunlar Habeşistan’a göç etmiş olan ashabıma yer göstermiş ve ikram etmişlerdir. Buna karşılık ben de onlara hizmet etmek isterim, demiştir.

Peygamber efendimizin Medineli ensara olan vefası: Peygamber efendimiz, ensarın kendisine yaptığı iyiliği hiçbir zaman unutmamış ve vefakârlığını her hâlükârda onlara ifade etmeye çalışmıştır. İslam'a gönüllerini ve kapılarını açan bu kahraman insanlara karşı efendimizin vefa davranışları sayılamayacak kadar çoktur. Mekke fethedildiğinde ensar, Hz. Peygamber artık bizi terk edip Mekke'de kalır diye üzülmüştür. Ancak o, ensarı tercih etmiş ve onlarla birlikte Medine'ye geri dönmüştür. O, sizin barıştıklarımızla barışır, savaştıklarınızla savaşırım, siz bendensiniz ben sizdenim diyerek onlara iltifatta bulunmuştur.                              

Peygamberimizin sütkardeşine vefası: O, Hevazin gazvesinde esirler arasında gördüğü sütkardeşi Şeyma'yı hemen tanımış, ona ve diğer yakınlarına değerli hediyeler vererek memleketlerine göndermiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin süt akrabalarına gösterdiği vefa sayesinde binlerce kişi hürriyetine kavuşmuş ve bu alicenaplığın gönüllerine verdiği rikkatle hakikate gözlerini açıp İslam’a girmişlerdir.

Peygamberimizi büyüten hanım: Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem küçük yaşta iken annesini kaybedince, önce dedesi daha sonra da amcası Ebu Talip onu yanına aldı. Ebu Talib’in hanımı Fatıma kendisine çok iyi bakarak öz evlatlarından hiçbir şekilde ayırmamıştır. Efendimiz de ona olan vefakârlığını her hâlükârda dillendirmiş, Fatıma öldüğü zaman, “annem öldü” diye üzülmüştür. Ya Resûlullah! Herhâlde Fatıma’nın ölümüne çok üzüldünüz, denildiğinde ise, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: O benim annemdir, kendi çocukları aç dururken önce benim karnımı doyurur, kendi çocuklarının üstü başı toz toprak içinde dağınık dururken, o önce benim başımı tarar ve gül yağı sürerdi, o benim annemdir.

Yine Mekke’nin fethi gününde kalabalığın içinde kendisine doğru gelmekte olan bir kadını fark edince, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “yol verin,  kadın gelsin” diye onu yanına çağırmıştır. Kadın yanına gelince, mübarek cübbesini çıkarıp yere sermiş, kadını üzerine oturtup ilgi alaka göstermiş, bir müddet sohbet ettikten sonra kadın memnun bir şekilde oradan ayrılmıştır. Bunun üzerine sahabeler: Ya Resûlullah, bu kadın kimdi, çok ilgi alaka gösterdiniz? dediklerinde efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem; O, Hatice’nin arkadaşıydı, Hatice sağ iken evimize gelir sohbet ederlerdi, Hatice onu çok severdi, demiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem eşinin arkadaşına bile bu kadar vefa göstermiştir. Çünkü ona olan vefayı Hz. Hatice'ye vefa olarak kabul etmiştir.

Şimdi vefakârlığı ile dillere destan olmuş bir peygamberin ümmeti olan bizler acaba vefanın neresindeyiz? Teknolojinin ilerlemesi ile imkânların artmasına rağmen, günde, haftada veya ayda kaç dostumuzu, akrabamızı veya sevdiğimizi ziyaret ediyor veya arayıp soruyoruz? Yahut bizi kaç kişi arıyor ve soruyor? Ancak biz teknolojinin faydasından değil zararından istifade ediyoruz. Yanı başımızdaki anne, baba, akraba, dost ve sevdiklerimizi bırakıp yüzlerce hatta binlerce kilometre uzağımızda ve hiç tanımadıklarımızla sosyal medya mecralarında saatlerce görüşüp mesajlaşabiliyoruz. Yüzde doksan dokuzu müslüman olan bir ülkede acaba neden her gün huzurevleri(!)nin sayısı artıyor? Kadın sığınma evlerine neden her gün bir yenisi ekleniyor? Neden tv ekranlarından ve haber kanallarından kadın cinayeti haberleri hiç eksik olmuyor? Evet, ey vefakâr peygamberin ümmeti! Bütün bunlar vefasızlığın bir sonucu değil midir? Yine bütün bunlar peygamberin ahlakından ve Kur'an'ın rehberliğinden uzaklaşmanın bir sonucu değil midir? Yoksa vefadan bize sadece bir semt ismi mi kaldı? Mehmet Akif Ersoy’un kızının nişanına çağırdığı bir dostu biraz gecikince, mazeretini esprili bir şekilde, “vefa yokuşunu çıktım da ondan geciktim” diye ifade etmiş. Bunun üzerine Mehmet Akif de, “Ehli zaman vefa yokuşunu çoktan düzlediler ahbap” diye karşılık vermiştir.

Gelin hep beraber özümüze dönelim, peygamberin ahlakı ile ahlaklanalım, Kuran’ı rehber edinelim ve vefalı olalım. Çünkü vefa, toplumun huzur kaynağıdır. Başta Rabbimiz ve Peygamberimiz olmak üzere üzerimizde hakkı olan herkese vefalı olmak durumundayız. Dost, akraba ve sevdiklerimizi Allah rızası için arayıp hal hatır soralım, onları unutmayalım. Ancak bu şekilde Allah’a layık kul, peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e layık ümmet olmayı hak ederiz. Rabbim bizi ve neslimizi vefasızlardan eylemesin ve vefasızlarla karşılaştırmasın inşallah.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Beyoğlu hasta ve yaşlılarla bir araya geldi
Başkan Beyoğlu hasta ve yaşlılarla bir araya geldi
Bakan Yanık, Türkiye’nin ilk Sosyal Hizmetler Kampüsü’nün temelini attı
Bakan Yanık, Türkiye’nin ilk Sosyal Hizmetler Kampüsü’nün temelini attı

diyarbakır marka patent diyarbakır web tasarım diyarbakır evden eve diyarbakır nakliyat diyarbakır şehirler arası nakliyat