e Mehmet Tanrıkulu Bu Gidiş Nereye? Diyarbakır son dakika haberleri, Diyarbakır haberleri, Diyarbakır haber, son dakika gelişmeler, Diyarbakır İlçe Haberleri, anlık en taze haberler yer alıyor.
Bu Gidiş Nereye?
Mehmet Tanrıkulu

Bu Gidiş Nereye?

i

               Cenabı Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle ferman buyuruyor;  Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.(Bakara Süresi 183) Yine başka bir Ayet-i Kerimede Cenab-ı Allah cc şöyle ferman buyuruyor ;  (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizde kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa ,tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. (Bakara Süresi 185)

              Davasını yürüttüğümüz bu dinin sahibi Hz. Peygamber (SAV) bir hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır; Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekatını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz(Bu takdirde doğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.(Tirmizi Cuma 80)

           Malumunuz Ramazan, oruç ve zekat konusunda tıpkı diğer emir ve nehiyler gibi bol sayıda ayet ve hadis bulunmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz ayet ve hadislerin tefsiratına  muktedir değilim elbet. Bendeniz konuya girmek babında ayet ve hadisleri hatırlatmak istedim. Esas konumuz ilahi buyrukların toplum nezdinde yansıması olacak. Doğrusu inananlar için bir  konuya işaret etmek babında bir ayet veya bir hadis olsa dahi yeterlidir. Nitekim biliyoruz ki Cenabı Allah her konuda ayetlerini bize apaçık belirtmiştir. Bakara süresi 18. ayeti kerimede de belirtildiği üzere ‘’Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, körlerdir,(içinde bulundukları halden) geri dönmezler’’ işareti üzerine kimi insanlar gerçeği görmede, duymada,  işitmede ve anlamada inat etti mi eder. Günümüz tabiriyle üç maymunu oynarcasına hakikat güneşi karşısında gözünü, kulağını , ağzını kapattı mı kapatır. Böylelerine de hidayete ermeleri konusunda dua etmek dışında elimizden pek bir şey gelmez.

                Yukarıda da belirttiğimiz üzere bugünkü konumuz ilahi buyrukların topluma yansıması ve günümüz Müslümanlarının ibadeti hafife alma olayıdır.

                Ramazan ayının dördüncü günüydü. Bağlar göçmenler caddesinden geçiyordum. Hemen solumda gözüme  bir çay ocağı çarptı. Çay ocağını görmemle birlikte içime bir ferahlık ve dört bir yanımı mutluluk sardı. Evet yanlış okumadınız içimi bir ferahlık ve mutluk sardı. O çay ocağı açıktı, içinde ocağı kaynıyor, çayı demlenmiş, günlerden Ramazan’ın 4’ü, saat öğlenin  2’si; içerde soğuk sular içiliyor, taze çaylar demleniyordu. Sonra aniden içimdeki ferahlık ve mutluluk hormonları hepsi birden intihar edip derin bir yasın içine girdiler.

             Sevgili dostlar size anlattığım bu enstantane inanın kurgu değil, edebiyat hiç değil. Ben bunu yaşadım sebebi ise şuydu;  Ramazan’ın dördüne ve Bağlar göçmenler caddesine gelene kadar, bir iki gün öncesinde ofisten geçmişim, Dağ kapıda arabamı park edip Gazi Caddesini yürüye yürüye kat edip Ulucami’ye gitmişim, durakta bekleşen insanlar görmüşüm, hatta buz gibi suyunu alıp hiçbir kaygı duymadan dolmuşa binen gençleri dahi görmüşüm,  bu kısacık dört günde.

             Neden mi anlatıyorum bunları? Çünkü ofisten geçerken orucun henüz Ofis’e gelmediğini (haşa) gördüm. Yolda yürüyen insanların sigaralarını dışarda içtikleri gibi bir nebze olsun saklama gereği hissetmediklerini gördüm. Zaten o dönercilerin ulu orta döner satışları bırakın orucun Ofis’e uğramasını,  haşa belki de kıyametin de hiç gelmeyeceğini düşünen insanlar gördüm.  Yolda geçerken sigarasını yakmak için karşıdan gelen genci durdurup ateş isteyen ve hemen karşısındaki genç elinde taşıdığı paketin içinden çakmağını çıkarıp büyük!!!  Bir dayanışma örneği gösterircesine sigarasını yaktığına şahit oldum. Gaziler Caddesi olayı ise o dönerciler ve sorumsuz gençler insanın moralini bozuyor. Sokak aralarında hallerine ağlayası gençleri gördükçe üzülüyor insan, umutları yıkılıyor. Benim memleketime ne oldu da Allah’ın buyruklarından bu denli uzaklaştı. Hal böyleyken Bağlarda çay ocağının tıpkı seksenli yıllarda, doksanlarda olduğu gibi etrafını, camlarını gazete ile kapatması beni mutlu etmişti. Hala orucun-oruçlunun hatırını tutan var diye. Hala oruç tutmuyor diye utanma perdesini yırtmamış insanlar var diye…  Ofiste hayasızca oruçlunun önünü kesip buyurun buyurun efendim diye bağıran kafe ve dönerciler varken Bağlarda oruca ve oruçluya hürmeten gazeteyle kapatılmış çay ocağını görmem elbette ki beni mutlu etmişti. Derinden derine düşündüm mü elbette bu gazeteler dahi İslam diyarında acı vericiydi. Yıllar evvel Diyarbekir’de Müslümanı, Yahudi’si, Mecusi’si , Hıristiyan’ı ,Ermeni’si barış ve huzur içinde yaşarken, Ramazan ayında gayrı Müslimler çocuklarının eline ekmek verip dışarıya çıkarmazlardı, Bir Müslüman görür de canı çeker diye. Dahası Ramazan hürmetine… Diyarbekir bu tür güzellikleri yaşamış kadim bir kentken bugün bu nahoş olayları gördükçe  Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle ‘’Fe eyne tezhebun- Hal böyleyken nereye gidiyorsunuz? ’’(Tekvir suresi 26.ayet)  ayeti insanın dilinde canlanmaz mı? Bizim bize günahımız hiç mi gelmiyor? Yarın rozi mahşerde Cenabı Allah’a ne cevap vereceğiz? Malumunuz mahşer günü insan utancından kafasını kaldıramıyor. Varın ötesini siz düşünün.

                    Ama yine de umutlarımızı yitirmemeliyiz. Hazreti peygamber (SAV) Ramazan’ın hikmeti ve bereketine istinaden bir hadisi şerifinde şöyle buyurur; ‘’Ramazan’ın başı rahmet, ortası mağfiret sonu ise cehennemden kurtuluştur. ‘’  Elimizdeki imkanları fırsata çevirmeliyiz. Hala haya sahibi insanlar var diye, hala Rabbinin ve oruçluların hatırını tutan insanlar var diye ‘umut var’ olmalıyız. Komşumuza, kardeşimize, dostlarımıza gerçeği anlatmaktan vazgeçmemeliyiz.

                    Yine de bir nebze İslam ve Ramazan kokusu gelir diye giderim çarşıya. Ulu Camii’nin hakka davet eden sesine kulak veririm. Ezanı hasretle dinlerim. Mahalle camilerinde okunan ezanlar adeta bir prosedürü yerine getirmek için okunurken Ulu Camii’nin yüksek ve gür sedası insanı etkiliyor hakikaten. Bazen ezanın bitmesini istemezsin. Ezan biter, cami dolar, hatta gururla ‘’cemaat lütfen biraz ilerleyelim cemaat dışarda kaldı’’ diyen sesleri duyarsın. Gururlanırsın, Rabbine şükür edip önlerde bir yer tutmaya çabalarsın. Sünnetini kıldıktan sonra Müezzinin ihlas suresini dinlersin. Üç defa okur sureyi, 33 defa tekrar etmesini istersin. Huşu içinde bir vakit namazı, tesbihat  acele etmeden yapılır. Tadını çıkara çıkara ‘Lailaheillallah’ dersin. Dilinin dediğini ruhun işitti mi odur işte mutluluk. Dua edersin ‘’Ya Rabbim oruç ve namazdan bi haber  dışarda olan onca insanı varlığından haberdar eyle, saflarımızı sıklaştır, bizi kendine layık kul eyle.’’ Cüz okumak için yerinden kalkar cemaat. Kur’an-ı Kerim kapmak için tatlı bir telaş. Kur’an okumayanlar diğerlerine yer verirler. 2-3 gönüllü, Kur’an okuyanlara rahle yetiştirme telaşında, ben de bu sevabın ortağı olayım diye.  Ulu Camii  imamı Osman  YAĞMUR hoca mukabeleye başlar ve sayamayacağım kadar mümin uzun ve geniş bir halkanın içinde Kelamüllahı  takip eder. Hoca efendi bazı ayetleri açıklar cemaate. Sonra yine devam eder edep ile.  Cüz okunurken Ashabı Kiramı düşünürüm.   Ulu Camii’ de saf tutuşlarını, ayak bastıkları yere alnımızı bıraktığımızı  düşündükçe gururlanır insan.  Ulu camii’de imanı demlenir insanın.  Duygulanır ve şükreder . Akşamüstüdür artık vakit. 27 Sahabe-i Kiramın medfun olduğu Hz. Süleyman Camii’yi  ziyaret etmeden eve gitmek olmaz.  Fazla da harama dalmadan Hz. Süleyman Camii’ne atarım kendimi.  Sahabe-i Kiramı ziyaret edip Fatihalar okurum kendilerine. Bilinçsizce hareket eden toplumun hal ve hareketi moralimin bozulmasına müsaade etmem. Ey Yüce Rabbim, Bu topraklarda yaşayan tüm ehli imanı ve Ümmeti Muhammed’i (SAV) bu topraklarda medfun  542 Sahabe-i Kiramın hatırına affeyle, Mahşer günü bu kutlu misafirlerimizin bayraktarlığı altında bizleri huzuruna kabul eyle’’ deyip usulca ayrılırım oradan.  İftara hazırlık yapan şerbetçiler Ramazan havası dağıtır insanlara. Ve umut dağıtır bu topraklarda inanç ölmez diye.

     

                                                                                                      Mehmet TANRIKULU

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Beyoğlu, İstanbul seçimi için destek turunda
Başkan Beyoğlu, İstanbul seçimi için destek turunda
Diyarbakır’da yılın ilk buğday hasadı yapıldı
Diyarbakır’da yılın ilk buğday hasadı yapıldı
diyarbakır evden eve, diyarbakır nakliyat, evden eve diyarbakır, diyarbakır asansörlü nakliyat, diyarbakır şehirlerarası nakliyat diyarbakır evden eve, diyarbakır nakliyat, evden eve diyarbakır, diyarbakır asansörlü nakliyat, diyarbakır şehirlerarası nakliyat diyarbakır evden eve, diyarbakır nakliyat, evden eve diyarbakır, diyarbakır asansörlü nakliyat, diyarbakır şehirlerarası nakliyat diyarbakır evden eve, diyarbakır nakliyat, evden eve diyarbakır, diyarbakır asansörlü nakliyat, diyarbakır şehirlerarası nakliyat diyarbakır temizlik şirketleri alanya evden eve, alanya nakliyat, evden eve alanya, alanya asansörlü nakliyat, alanya şehirlerarası nakliyat