"Nehrin suyu bulanıklaşıyor, bu geçmişin yorgunluğudur" 33 medeniyete ev sahipliği yapmış Diyarbakır’da Dicle’nin kıymetinin bilinmediğinin altını çizen Öz,” Dicle nehri, Kutsal kitaplara konu olmuş, Danyal peygamberin mucizesine dönüşmüş, canlıların ilk barınağı ve sığınağına bürünmüştür. Kuran’da Dijle, Tevrat’ta Digris ve İncil’de Tigris, olarak geçer. İnsanlığın ilk çıkış yeridir. Medeniyetlerin kuruluşlarına şahittir. Bitkilerin rengine ve ahengine bir gizemdir. Böyle bir nehirde balık tutmak herkese nasip olmaz. Lakin insanlarımız bu güzel doğayı kirletiyor. Giderek suyun rengi daha çok bulanıklaşıyor, bu geçmişin yorgunluğudur” diye k onuştu.
"Doğayı korumak bizim elimizde" Doğanın dengesinin giderek bozulduğunu belirten Öz,’’ Her şey bizim elimizde. Ya bu güzel doğayı çocuklarımıza bırakırız. Ya da kirleterek, yakarak ve keserek yok edeceğiz. Peki, sonra ne yapacağız. Eskiden okula gittiğimde dünya da küresel ısınma var ve giderek büyüyor derdi hocalarım. Geçenlerde bir yazı okudum, ‘küresel ısınma devri bitti, küresel yanma çağına girdik’ diye yazmışlardı. Çok hak verdim. Başımızı doğal afetlerden kaldıramıyoruz. Her gün bir şeyler oluyor. Allah sonumuzu hayır eylesin ama böyle olmaz. Sadece bizim ülkemiz değil tüm ülkelerin artık elini taşın altına koymalı, doğanın katledilmesini durdurabilmeliyiz. Bırakalım Dicle nehri hep kendi halinde aksın, , Şattul Arap’ta Fırat nehrine kavuşsun. Böyle giderse yakın zamanda Fırat ve Dicle birbirine kavuşamayacak” şeklinde konuştu.
Dicle nehrinin tarihi Dicle nehri, Dicle ilçesinden başlayan sınırı, Diyarbakır merkez, Bismil, Batman, Hasankeyf, Cizre ve Musul’dan geçer. Bağdat’ı ikiye böler, Şattul Arap’ta Fırat nehri ile birleşir. Basra Körfezi’nden okyanuslara akar.