Diyarbakır’da bir zamanlar her sokakta yankılanan çekiç sesleri, bakırın ateşle buluştuğu atölyeler ve ustadan çırağa aktarılan köklü meslekler, bugün sessizliğe gömülüyor. Teknolojinin ve modern yaşamın gölgesinde kalan bu zanaatlar, artık birkaç ustanın omuzlarında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Tarihi Diyarbakır Surları çevresinde dolaşırken, dar sokakların birinde kapısı yarı açık eski bir dükkân dikkat çekiyor. İçeride, yılların izini taşıyan elleriyle bakır kapları onaran 68 yaşındaki kalay ustası Mehmet Usta, mesleğinin son temsilcilerinden biri. “Eskiden sabah dükkânı açmadan sıra olurdu,” diyor Mehmet Usta. “Şimdi günler geçiyor, bir kişi bile gelmiyor. Ama ben yine de bırakamıyorum. Bu meslek benim ömrüm.”
Bir başka köşede, sesiyle geçmişi bugüne taşıyan dengbej geleneği de benzer bir kaderi paylaşıyor. Gençlerin ilgisinin giderek azaldığı bu kültürel miras, birkaç çırakla ayakta kalmaya çalışıyor. Ustalar, “Bu sadece bir meslek değil, hafızadır” diyerek geleneğin yok olma tehlikesine dikkat çekiyor.
Taş ustalığı ise Diyarbakır’ın kimliğini şekillendiren en önemli zanaatlardan biri. Yüzyıllardır ayakta duran yapıların ardındaki ustalık, bugün artık yeni nesiller tarafından tercih edilmiyor. 55 yaşındaki taş ustası Hasan Usta, mesleğin zorluğuna rağmen gururla çalıştığını söylüyor:“Biz sadece taş yontmuyoruz, tarihe iz bırakıyoruz. Ama artık bu işi öğrenmek isteyen yok.”
On Gözlü Köprü gibi yapılar, bu ustaların emeğinin zamana meydan okuyan örnekleri arasında yer alıyor. Ancak bu eserleri ortaya çıkaran ustaların hikâyeleri, gün geçtikçe görünmez hale geliyor.
Uzmanlara göre bu mesleklerin kaybolması yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir kayıp anlamına geliyor. Çünkü her bir zanaat, Diyarbakır’ın yüzyıllara dayanan kimliğinin bir parçasını oluşturuyor.
Bugün hâlâ küçük atölyelerde direnen birkaç usta, aslında bir şehrin hafızasını yaşatıyor. Ancak soru hâlâ ortada:Bu meslekler ustalarıyla birlikte tarihe mi karışacak, yoksa yeniden hayat bulacak mı? Diyarbakır’da cevap, belki de o sessiz dükkânlarda hâlâ yankılanan son çekiç seslerinde saklı.