Diyarbakır’da zamanın ağır aktığı yerlerden biri de mahalle kahvehaneleri. Özellikle Sur ilçesindeki dar sokakların arasında kalan bir kahvehane, 40 yılı aşkın süredir aynı masalarda aynı insanların buluştuğu bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor.
Sabahın erken saatlerinde açılan kahvehanede ilk gelenler değişmiyor. Emekli öğretmenler, esnaflar, işçiler… Her biri yıllardır aynı sandalyeye oturuyor, aynı masada çayını yudumluyor. Duvarlarda sararmış gazete kupürleri, eski takım fotoğrafları ve yılların izini taşıyan objeler, mekânın adeta hafızasını oluşturuyor.
Kahvehane müdavimlerinden 72 yaşındaki Ahmet Yılmaz, buraya ilk kez 1980’li yıllarda geldiğini anlatıyor:“Gençtik o zamanlar. Siyaseti burada tartışırdık, maçları burada yorumlardık. Şimdi yaşlandık ama alışkanlık değişmedi. Burası bizim ikinci evimiz.”
Kahvehanede en hararetli tartışmaların başında ise futbol geliyor. Özellikle bölgenin takımlarından Amed SK üzerine yapılan yorumlar, zaman zaman tansiyonu yükseltse de, sohbetin sonunda yine dostluk kazanıyor. Siyaset ise her dönemde olduğu gibi masaların vazgeçilmez gündemi olmaya devam ediyor.
İşletmeci Mehmet Kaya ise kahvehaneyi babasından devraldığını belirterek, “Bu dükkân sadece çay satılan bir yer değil. İnsanlar burada dertleşiyor, haber alıyor, bazen tartışıyor ama en önemlisi birbirini tanıyor,” diyor.
Kahvehaneler, özellikle televizyon ve dijital medyanın yaygınlaşmadığı dönemlerde, mahallelerin en önemli iletişim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Günümüzde bu işlev büyük ölçüde değişmiş olsa da, bazı mekânlar hâlâ bu geleneği yaşatmaya devam ediyor.
Diyarbakır Surları gölgesinde yıllara direnen bu kahvehane, sadece geçmişin değil, bugünün de tanığı olmayı sürdürüyor. Burada konuşulanlar çoğu zaman kayıt altına alınmasa da, aslında bir şehrin nabzını tutan en gerçek hikâyeleri barındırıyor.