Diyarbakır’da Osmanlı döneminden günümüze uzanan el yapımı heybe ve duvar halısı kültürü, ustaların ve kadın emeğinin katkısıyla varlığını sürdürüyor. Özellikle Karacadağ ve Kulp ilçelerinde üretilen el dokuma ürünler, hem geçmişin izlerini taşıyor hem de günümüzde dekoratif amaçlı yeniden ilgi görüyor.
3 kuşaktır süren bir meslek
Diyarbakır’da esnaflık yapan Cafer Sanık, baba mesleğini 1970’li yıllardan bu yana sürdürdüklerini belirterek, “1970 yıllarından bugüne baba mesleğimizi 3 kuşaktır devam ettiriyoruz. Eskiden Karacadağ tarafında kadınlar el örgüsü olarak kendileri yaparlardı. Diyarbakır’da genelde el dokuması ürünler Karacadağ ve Kulp ilçemizde yapılır, elle tek tek dokunur.” dedi.
Sanık, el emeği ürünlerin büyük sabır ve ustalık gerektirdiğini vurgulayarak, bir kilimin tamamlanmasının 5-6 ayı bulabildiğini ifade etti.
Kök boyası ve yünle hayat buluyor
Yörede dokunan kilim, heybe ve duvar halılarında genellikle kök boyası ile elde edilen doğal renklerin kullanıldığını belirten Sanık, ürünlerin yün ile işlendiğini söyledi.
Karacadağ ve Kulp’ta üretilen bu yöresel ürünlerin geleneksel motiflerle işlendiğini dile getiren Sanık, “Bu yörede genellikle kilim, cicim ve palas olarak geçer. Farklı isimler kullanılsa da aynı kültüre sahibiz.” ifadelerini kullandı.
Eskiden ihtiyaç, bugün dekorasyon
Geçmişte heybe ve duvar halılarının daha çok ihtiyaç amacıyla kullanıldığını belirten Sanık, dolap ve mobilya kültürünün yaygın olmadığı dönemlerde heybelerin eşya taşımak için tercih edildiğini söyledi.
“Eskiden heybeler kıyafetlerin üzerine çanta gibi takılır ya da hayvanların üzerine asılarak eşya koymak için kullanılırdı. Duvar halıları ise istenilen renk ve motiflerde alınarak duvarlara asılır, görsel bir kültür taşırdı.” diyen Sanık, günümüzde ise eskiye özlemin artmasıyla birlikte bu ürünlerin yeniden rağbet gördüğünü aktardı.
Son yıllarda özellikle şark köşesi konsepti oluşturan mekânlarda ve tarihi alanlarda el dokuma ürünlerin sıkça tercih edildiğini belirten Sanık, modern ev dekorasyonunda da koltuk kenarına bırakılan ya da duvara asılan heybelerin dikkat çektiğini söyledi.
Talep azaldı, usta sayısı düştü
Geçmişte üretimin daha yoğun olduğunu belirten Sanık, günümüzde talebin azalması nedeniyle el dokuma yapan kişi sayısının da düştüğünü kaydetti.
“El dokuma zor bir iştir; ustalık ve sabır ister. Talep eskiye göre azalsa da kültürümüzü devam ettirmek için üretmeye devam ediyoruz.” dedi.
Heybe ve duvar halılarının sabit bir fiyatının olmadığını ifade eden Sanık, fiyatların ürünün boyutuna ve motifine göre değiştiğini belirtti.
500 yıllık kültürel miras
Kadın emeğiyle hayat bulan motiflerin duygu yüklü olduğunu vurgulayan Sanık, “Kadınlarımız acıyı, hüznü, mutluluğu, aşkı ve umudu motiflerle heybe ve halılara işliyor. Kültürü kültür yapan devamlılığıdır. Hem Türk hem de Kürt kültüründe el işleme duvar halısı ve heybe önemli bir yere sahiptir. 500 yıldan fazla bir geçmişe sahip bu kültürü yaşatmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Diyarbakır’da Osmanlı’dan miras kalan el dokuma heybe ve duvar halısı kültürü, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak yaşatılmaya devam ediyor.