Dünyanın ve çocukların dijitalleştiği unutmamalıdır.

Teknolojik cihazlarla çok fazla vakit geçiren çocukların, dijital ortamda maruz kalabilecekleri tehlikelere karşı nasıl bilinçlendirilir?

İLKHA muhabirine konuşan Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Genel Başkanı Numan Gökmen, "Dijital çağ dediğimiz çağa birileri 'akıllı çağ' batı tarafından z kuşağı ve bir takım alfabetik terimler konuluyor. Biz gençliğimiz konusunda, Anadolu insanı konusunda karamsar değiliz. Kürdü, Türkü yaşayan bütün insanlar konusunda bir inanç birlikteliğimiz var." dedi.

"Kurgulanan koyunlaştırılan bir toplum, dünya siyonizmi açısından kullanılabilir bir eşya haline gelir"
Gökmen, "Ama şu anda aileleri bozma üzerine maalesef çıkarılan bir takım kanunlar, önü alınmayan bir takım kötü alışkanlıklar özellikle televizyon dizileri maalesef bu konuda çocuklarımızı farklı mecralara götürmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle dijital çağ dediğimiz çağda bakanlığımız ve hükümet yetkilileri, çözüm noktasında ciddi bütçe ayırmışlardır ama bu bütçeyi uygun ve doğru bir şekilde aktarabilmeli. Öğrenci ve çocuklarımıza yönelik çareler üretilebilen bir çalışmadan sonuç alabilmek için gayret gösterilmelidir. Yoksa dijital çağ dediğimiz çağ bugün bir başkasıyla tanımlanan 'akıllı çağ' ya da 'akıllı teknoloji' dedikleri insanların yerine robotların ya da bir takım makinaların düşünüldüğü bir çağa doğru insanlar sevk ediliyor. Bu nedenle de özellikle düşünmeyen itaat eden kurgulanan koyunlaştırılan bir toplum, dünya siyonizmi açısından kullanılabilir bir eşya haline gelir. Bundan dolayı da özellikle bütün toplumun dikkat etmesi lazım." ifadelerine yer verdi.

Uzmanlar: Tatil dönüşünüzü son güne bırakmayın! Uzmanlar: Tatil dönüşünüzü son güne bırakmayın!

"Kendi kültürümüze yönlendiğimiz zaman inanıyorum ki sonuç alınabilir"

Açıklamasının devamında Gökmen, şunları aktardı:"Uzun yıllardır bizim televizyonlarımızda özellikle internette milyon dolarların olduğu çizgi film, film ve oyunların döndüğünü görüyoruz. Küçük çocuklarımıza maalesef daha yaşındayken ellerine telefon ve sınırsız internet veriyoruz. Çocuklar parmak hikayesiyle girdikleri yerlerde bir süre sonra çok aşırı derecede bazı filmlerde ve görsellerde şiddet eylemli oluyorlar. Bunu ispat edebilmek için ya arkadaşına ya da herhangi bir yerde yollar arıyor. Japon'un, Alman'ın ya da yıllardır bir takım çizgi filimler çocuklarımıza izletiliyor. Bunlar batının kahramanları. Aslında bizim kendi kahramanlarımız var. Selahaddin Eyyubi'den tutun Fatih Sultan Mehmet'e, Akşemsettin'e kadar, Ulubatlı Hasan'a, Gazi Osman Paşa'ya kadar ve o kadar bizim materyalimiz var ki o kadar çok kaynağımız var ki ama bunun çizgilendirilmesi oyunlaştırılması kendi kültürümüze yoğunlaşmamız lazım. Kendi kültürümüze yönlendiğimiz zaman inanıyorum ki sonuç alınabilir. Yoksa bugün Japon'a hayran olmuşuz öbür gün bir başka ülkenin film, çizgi film veya oyununa yönleniriz. İlginç olan bazı anne babalarda bu oyunların içinde çok vakit kaybediyor. Saatlerini unutuyorlar. Bazı çocuklarımız akşam bir oturuyor neredeyse sabah gün doğana kadar oyunların içinde kendilerini kaybediyor. Bu çocuğun uykusu kalmaz. Sindirim sistemi ve beslenme dengesi bozulur. Bir süre sonra çocuk agresifleşir ve bambaşka bir sonuç alırız. Bundan dolayı bu konuyla ilgili etkili ve yetkili olan insanların sadece konuşması değil muhakkak tedbir alması, yöntem bulması ve çare bulması gerekmektedir."

"Anneler babalar alternatifler üretecek"
Bir şeyi yasaklamakla sonuç alınamadığını söyleyen Gökmen, "Alternatifini koymak zorundasınız. Alternatifini koyacak bir toplum lazım. Anneler babalar alternatifler üretecek. Çocuklarımıza 'şu haramdır şu helaldir' şeklinde olabilir. Ama asıl olan neden haram. Neden faydalı. Neden zararlı. Ben bunu niye yapmak zorundayım ya da yapmamak zorundayım. Bu fikri aşılarsak sorgulayabilen bir nesil inanıyorum ki önüne çareler de konulduğunda çıkar yolu bulur." şeklinde belirtti.

"Neredeyse Türkiye projeler çöplüğü uygulama noktasında eksikliklerimiz var"
Son olarak Gökmen, "Özellikle Milli Eğitim ile ilgili daha önceki basın açıklamalarımızda da söylediğimiz gibi maalesef Avrupa Birliği projeleri ya da Türkiye'nin entegrasyon meselesiyle hükümetlerin devam ettirdiği çalışmalar Avrupa Birliğiyle ilgili yapılan çalışmalar şu ana kadar bize olumlu adım attırmamıştır. Olumlu sonuç da alamadık. Biz onların dizayn ettiği bir sistemle yol alamayız. Kendimize ait ama ciddi manada sadece göstermelik bakanlıklara göre hareket edilen ya da günü kurtarmak için hareket edilen çalışmalardan vazgeçmeli. Özellikle Avrupa Birliği projelerinden vazgeçilmeli ki çocuklarımızı kendimize ait projelerle destekleyelim. Ayrıca her taraf proje oldu. Neredeyse Türkiye projeler çöplüğü uygulama noktasında eksikliklerimiz var. Herkes bir şeyler yapıyor. Ayağımız yere basan bu topluma faydalı olacak. Az ama öz faydalı çalışmalara adım atmak zorundayız. Okulların başka sorunlar var. Milli Eğitimde başka sıkıntılar var. Bunların da çözülmesi için tez zamanda gayret edilmeli diye düşünüyorum." dedi. 

Kaynak: İLKHA