Memur-Sen İl Başkanı Coşkun: Soykırımın özrü olmaz hesabı olur Memur-Sen İl Başkanı Coşkun: Soykırımın özrü olmaz hesabı olur

Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak darağacına gönderilen Ankaralı İbrahim Edhem Efendi, şehadetininin 99. yılında anılıyor.

Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan İstiklal Mahkemelerinde binlerce âlim yargılanarak darağacına gönderildi. Kılık kıyafet kanununa uymadıkları, medreselerde ders verdikleri ve Şeyh Said kıyamına destek verdikleri gibi bahanelerle birçoğu mazlumca idam edildi.

İdam edilen bu âlimlerden biri de aslen Ankaralı olan ve 22 yaşında İslam'ı anlatıp toplumu ıslah etmeye çalışan ve bu yüzden darağacına gönderilen İbrahim Edhem Efendiydi.

Ankara'da 1903 yılında zengin ve tanınmış bir aileden, Gençoğullarından Dedezade Hüseyin Efendinin oğlu olarak dünya gelen İbrahim Edhem Efendi, babasının teşvikleriyle çocukluğundan itibaren Kur'an eğitimine başladı. Hafızlığı tamamladı, Rüştiyeyi bitirdi. Medreselerde dini ilimler okudu. İcazet alarak vaiz oldu.

Ankara Lisesi(İdadisi) son sınıftayken Kurtuluş Savaşı başladı. Ankara'dan Anadolu'ya doğru yola çıkan İbrahim Edhem, uğradığı her şehirde verdiği vaazlarla Müslüman halkı uyarmaya ve cepheye koşmaya veya cephedekilere yardıma çağırdı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınların giyim ve tesettürlerinin uygun olmadığını gören Edhem Efendi, İstanbul Beyazıt Camii'nde tesettür üzerine bir vaaz vererek örtünmenin önemini ayet ve hadislerle anlatır.

Cebinden elli bin harcayarak beş bin kitapçık bastıran Edhem Efendi basının toplu saldırısına uğrar

Camilerde verdiği vaazları ve yaptığı konuşmaları halkın beklentilerini kamuoyuna mal etmek üzere küçük hacimli bir de kitapçık hazırladı. "Hayat-ı Beşer ve İslamiyet'te Ahlak ve Kadınlarda Tesettür" kitabı İstanbul'da Matbaayı Osmani'de beş bin adet basıldı. Edhem Efendi, bu baskı için cebinden elli lira harcadı. Bu kitap piyasaya çıkıp okuyucuya ulaştıktan sonra Edhem Efendi, basını eleştirdiği, içki yasağına destek verdiği ve içki yasağı kanununa destek veren İzmir müftüsü Hoca Rahmetullah Efendinin yayınladığı beyannamelere imza atıp katkıda bulunduğu için İstanbul basınının toplu saldırısına uğradı. Başta resmi ideolojinin organı olan Hakimiyet-i Milliye, Akşam, Tanin, Cumhuriyet, Karagöz, Yeni Mecmua ve Resmi Gazete'nin tepkileri ağır oldu.

Yargılanacağı haberini gazeteden öğrenir
Cumhuriyetin ilanından önce herhangi bir sorun yaşamayan Edhem Efendinin, 6 Ocak 1924'te günlük bir gazetede Edhem Efendinin İstiklal Mahkemesinde yargılanacağını haber verir. Bu haberin ardından İstanbul İstiklal Mahkemesi, dini siyasete alet ettiği gerekçesiyle Edhem Efendiyi tutuklar. Görülen mahkeme sonucunda 1 yıl hapis cezasına çarptırılır.

‘Devletin iç güvenliğini ihlal' ve ‘halkı devletin kanun ve düzenine karşı kışkırtmak'la iddiasıyla suçlanan Edhem Efendi, mahkemeye verdiği savunmasında; basında İslamiyet'in değerlerine ve kadınların tesettürüne saldırıların başlaması üzerine kamuoyu oluşturmak için risaleyi bastırdığını cesaretle savunur.

İstiklal mahkemeleri peşini bırakmaz

Devam eden yargılama sonunda bir yıl hapis cezası alan Edhem Efendi, cezaevinde 1,5 ay kaldıktan sonra af kanunuyla serbest bırakılır. Ancak serbest kalan genç âlimin peşine bu kez Şark İstiklal Mahkemesi takılır. Şark İstiklal Mahkemesi, İbrahim Edhem Hoca hakkında dava açar. Davanın ilk mahkemesi İstanbul Fındıklı'daki Meclis-i Mebusan binasında ikincisi ise Temmuz 1925'te Urfa Lisesinde gerçekleşir.

Şeyh Sait kıyamına destek verdiği gerekçesiyle darağacına gönderilir

Dönemin savcısı Şeyh Said kıyamını çok geniş bir kadronun hazırladığına inandığını Edhem Efendinin de ona yardım ettiğini iddia eder. Mahkemeye başında kalpakla gelen Edhem Efendi ise savunmasında; hapisten çıktıktan sonra geçimini ticaretle sağlamaya çalıştığını, pamuk ve fıstık almak için doğu illerine gittiğini, Urfa'ya geliş sebebinin ise Çolak Hafız adlı güzel sesli bir hafızdan Kur'an dinlemek olduğunu söyler.

Mahkeme 6 Temmuz 1925'te Edhem Efendinin Şeyh Sait kıyamının amil ve faillerinden olduğu gerekçesiyle idamına ittifakla karar verir. 7 Temmuz 1925 günü Urfa'da henüz 22 yaşındaki Edhem Efendi darağacına gönderilir. İdam günü hicri tarih 1347 Muharrem ayını gösteriyordu.

Bediüzzaman mezarlığına defnedildi

İdam edilen Edhem Efendi, Şanlıurfa Bediüzzaman mezarlığına defnedilirken bugün halen kabri, Müslümanlar tarafından ziyaret ediliyor.

"Yıkanmadı kefenlenmedi ve cenaze namazı kılınmadı"
Dr. Mehmet Sılay'ın İbrahim Ethem ile ilgili notunda ise şu ifadeler yer aldı:" Ankaralı Hafız İbrahim Ethem 22 yaşında Urfa'da Halilurrahman Camisinde verdiği bir vaazdan sonra "Hayatı Beşer İslam Ahlakı Ve Kadınlarda Tesettür" kitabından dolayı Şark İstiklal Mahkemesi tarafından salben asılarak infaz edilmiştir. Bu bir engizisyon mahkemesidir. Karar makamında hukuk adamları yoktur. Avukat yoktur. Temyiz ve delil yoktur. Cezayı tebdil ve ettekeme yoktur.  6 Temmuz 1925 sabahı Urfa Hükümet Konağının avlusunda idam edildi. Yıkanmadı kefenlenmedi ve cenaze namazı kılınmadı. Ankara'daki ana babasına haber verilmedi.  Urfalılar bu genç şehide sahip çıktılar. Bediüzzaman kabristanına giriş kapısının önündeki ilk mezardır. 

Kaynak: İLKHA