<div data-end="964" data-start="607"><strong data-end="621" data-start="607">Diyarbakır</strong> Türkiye'nin önemli su kaynaklarından biri olan <strong data-end="686" data-start="671">Dicle Nehri</strong>, son yıllarda hem iklimsel değişiklikler hem de insan faaliyetlerinin etkisiyle ciddi bir ekolojik tehdit altında. Özellikle Diyarbakır’ın Hevsel Bahçeleri ve Bismil ilçesi arasındaki bölgelerde sık sık yaşanan <strong data-end="922" data-start="898">toplu balık ölümleri</strong>, bölgedeki biyoçeşitliliği tehdit ediyor.</div> <div data-end="1363" data-start="966">Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi <strong data-end="1048" data-start="1033">Tarık Çiçek</strong>, nehirde şu an <strong data-end="1105" data-start="1064">40’tan fazla balık türünün yaşadığını</strong>, ancak bu türlerin önemli bir bölümünün son yıllarda azalmaya başladığını belirtti. Çiçek, “20-30 yıl önce gördüğümüz bazı balık türlerini artık göremiyoruz. Bu türler kirlenmeye karşı hassastı. Nehrin aşırı kirlenmesi onların yok olmasına neden oldu” dedi.</div> <div data-end="1363" data-start="966"></div> <h4 data-end="1423" data-start="1365"><strong data-end="1423" data-start="1370">Kuraklık, Tarım ve Şehirleşme Ekosistemi Zorluyor</strong></h4> <div data-end="1670" data-start="1425">Çiçek, bölgedeki kuraklık, azalan su debisi ve artan sıcaklıkların nehrin yapısını olumsuz etkilediğini vurgulayarak, özellikle yaz ve sonbahar aylarında <strong data-end="1616" data-start="1579">Nisan, Mayıs ve Ekim dönemlerinde</strong> balık ölümlerinin daha sık görüldüğüne dikkat çekti.</div> <div data-end="2079" data-start="1672">Özellikle Hevsel Bahçeleri'nden Bismil ilçesine kadar olan nehir hattında, suyun akışının yavaşlaması ve nehrin durağanlaşması ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. “Suyun debisinin düşmesi ve kirliliğin artması, su canlıları için yaşanmaz bir ortam oluşturuyor” diyen Çiçek, bu durumun sadece balıkları değil, aynı zamanda <strong data-end="2054" data-start="2016">sürüngen, kurbağa ve kuş türlerini</strong> de etkilediğini söyledi.</div> <div data-end="2079" data-start="1672"></div> <h4 data-end="2146" data-start="2081"><strong data-end="2146" data-start="2086">Tarım İlaçları ve Atık Sular Kirletici Etkenler Arasında</strong></h4> <div data-end="2458" data-start="2148">Nehre karışan <strong data-end="2219" data-start="2162">tarım ilaçları, gübre suları ve kanalizasyon atıkları</strong>, ekosistemi doğrudan tehdit ediyor. Yerleşim alanlarının hızla arttığına dikkat çeken Çiçek, özellikle nehrin doğu yakasında açılan yeni imar alanları ile üniversite civarındaki <strong data-end="2423" data-start="2398">atık su sistemlerinin</strong> incelenmesi gerektiğini belirtti.</div> <div data-end="2731" data-start="2460">“Tarım faaliyetlerinde kullanılan kimyasallar nehre karışıyor. Ayrıca, kanalizasyon sularının nereden ve nasıl nehre katıldığı araştırılmalı. Bu ciddi bir çevre sorunu” diyen Çiçek, kontrolsüz şehirleşmenin Dicle Nehri’ni her geçen gün daha fazla kirlettiğini ifade etti.</div> <h4 data-end="2775" data-start="2733"><strong data-end="2775" data-start="2738">“Çözüm İnsan Bilincinde Başlıyor”</strong></h4> <div data-end="3105" data-start="2777">Dicle Nehri’nin sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda zengin bir <strong data-end="2870" data-start="2846">biyoçeşitlilik alanı</strong> olduğunun altını çizen Çiçek, çözümün insanda başladığını vurguladı. “Yağışları kontrol edemeyiz ama kirliliği azaltabiliriz. Nehri korumak bizim elimizde. Suyu tasarruflu kullanmalı, doğayı kirletmemeliyiz. Dicle, hepimize ait” dedi.</div>