<div>İslam Alimleri Vakfı tarafından düzenlenen “Ülkemizde Kardeşliğin, Ümmette Birliğin İnşasında Âlimlerin Mesuliyeti” başlıklı bölge toplantısı, Diyarbakır’da geniş katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya Siirt, Şırnak, Batman, Mardin, Şanlıurfa, Bingöl ve Elazığ’dan çok sayıda müderris ve akademisyen katıldı.</div> <div>Çalıştayda “Ümmetin Birliği: Sorunlar ve Çözümler” başlığı altında, İslam coğrafyasının karşı karşıya bulunduğu fikrî, itikadî, sosyal ve siyasal sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Katılımcılar, özellikle kavmiyetçilik, mezhep taassubu ile meşrep ve cemaat odaklı ayrışmaların Müslüman toplumlar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek çözüm önerilerini masaya yatırdı.</div> <div></div> <div>Toplantıda ayrıca “Kapsayıcı Anayasa: Kesrette Vahdet” başlığıyla gerçekleştirilen sunumlarda, farklılıkların birlik içinde korunmasına imkân tanıyan bir anayasal yaklaşımın gerekliliği vurgulandı.</div> <div>Yayımlanan sonuç bildirgesinde, İslam ümmetinin tüm fertlerinin ırk, dil, mezhep ve coğrafya farkı gözetmeksizin “imanda kardeş” olduğu ifade edilerek, bu farklılıkların ayrışma değil dayanışma vesilesi olması gerektiğinin altı çizildi. Etnik kimliğin üstünlük aracı haline getirilmesinin toplumsal birlikteliğe zarar verdiği belirtilirken, mezhebi farklılıkların ise çatışma değil zenginlik olarak görülmesi gerektiği kaydedildi.</div> <div></div> <div>Bildirgede, tarih boyunca Müslüman toplumların dış müdahalelere açık hale gelmesinde iç ayrışmaların etkili olduğu hatırlatılarak, kavmî ve mezhebî kutuplaşmaların “dışarıdan beslenen fitne unsurları” olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</div> <div>Âlimlerin rolüne özel vurgu yapılan metinde, din âlimlerinin yalnızca bilgi aktaran kişiler olmadığı; aynı zamanda toplumsal gerilimleri yatıştıran, kardeşliği güçlendiren ve birleştirici bir dil inşa eden rehberler olması gerektiği ifade edildi. Hutbe, vaaz ve sosyal medya dilinin ayrıştırıcı değil kuşatıcı bir anlayışla şekillendirilmesi çağrısında bulunuldu.</div> <div></div> <div>Gençlerin dini bilgiyle sağlıklı şekilde buluşturulmasının önemine dikkat çekilen bildirgede, dışlayıcı ve yargılayıcı üslubun gençleri dinden uzaklaştırabileceği uyarısı yapılarak, daha kapsayıcı ve rehberlik edici bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği belirtildi.</div> <div>Sonuç bildirgesinde ayrıca yeni anayasanın, farklı kimlik ve kültürleri kapsayan, insan haklarına dayalı, “milli ve yerli” bir karakter taşıması gerektiği ifade edilerek, “kesrette vahdet” anlayışının temel alınması gerektiği kaydedildi.</div> <div>Toplantıda, ülke birliği ve toplumsal beraberliğin ümmetin geleceği açısından kritik önemde olduğu vurgulanırken, “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” vizyonuna destek verilmesi çağrısı da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</div>