<div>Diyarbakır'ın köklü mahallelerinden İskenderpaşa'da doğup büyüyen Halil Macit, geçmişte yaşanan komşuluk kültürü, mahalle dayanışması ve aile bağlarının bugünün toplumsal yaşamına örnek olması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 55 yıl boyunca aynı mahallede yaşayan Macit, eski Diyarbakır'da insanların yalnızca komşu değil, adeta bir ailenin fertleri gibi yaşadığını belirtti.</div> <div>1957 doğumlu olduğunu ve çocukluğundan itibaren İskenderpaşa'nın sosyal dokusuna tanıklık ettiğini ifade eden Macit, geçmişte mahalle kültürünün karşılıklı saygı ve dayanışma üzerine kurulduğunu dile getirdi.</div> <h2><strong>"Acı da sevinç de birlikte yaşanırdı"</strong></h2> <div>Eski Diyarbakır'da cenaze ve düğün gibi önemli günlerde mahalle sakinlerinin birbirlerinin hassasiyetlerini gözettiğini anlatan Halil Macit, bir mahallede cenaze olduğunda düğün yapacak ailelerin önce taziye sahibinin görüşünü aldığını söyledi.</div> <div>Macit, geçmişte insanların komşusunun acısını kendi acısı gibi gördüğünü belirterek, gerektiğinde düğünlerin ertelendiğini ya da eğlencelerin iptal edildiğini ifade etti. Bu anlayışın mahalle yaşamının temel değerlerinden biri olduğunu vurguladı.</div> <h2><strong>Taziye sofraları komşuların emeğiyle kurulurdu</strong></h2> <div>Dayanışmanın en güçlü örneklerinden birinin taziye günlerinde yaşandığını anlatan Macit, acılı ailelerin üç gün boyunca komşular tarafından yalnız bırakılmadığını söyledi.</div> <div>Mahalle sakinlerinin evlerinde hazırladıkları yemekleri sırayla taziye evine götürdüğünü belirten Macit, bir komşunun ana yemek, diğerinin pilav, bir başkasının ise tatlı veya komposto hazırlayarak ortak bir dayanışma sergilediğini dile getirdi.</div> <div>Taziye sonrasında da desteklerin sürdüğünü ifade eden Macit, mahalledeki erkeklerin acılı aile fertlerini berbere götürüp kişisel ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, bunun da Diyarbakır'ın köklü geleneklerinden biri olduğunu kaydetti.</div> <div></div> <h2><strong>"Komşudan gelen tabak boş dönmezdi"</strong></h2> <div>Paylaşmanın günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Halil Macit, evlerde pişen yemeklerin mutlaka komşularla paylaşıldığını anlattı.</div> <div>Yemek kokusunun yayıldığı her evde komşuya bir tabak yemek götürmenin doğal bir davranış olduğunu belirten Macit, komşudan gelen tabağın ise hiçbir zaman boş gönderilmediğini ifade etti. O gün hazırlanan yemekle yeniden doldurulan tabağın sahibine iade edilmesinin, paylaşma kültürünün önemli bir simgesi olduğunu söyledi.</div> <h2><strong>İskenderpaşa'nın eski yaşamını anlattı</strong></h2> <div>Çocukluk yıllarında mahallede sınırlı sayıda çeşme bulunduğunu dile getiren Macit, evlerin su ihtiyacının bu çeşmelerden karşılandığını belirtti. Suların küp ve testilerde muhafaza edildiğini, bakır taslarla tüketildiğini anlatan Macit, avlulardaki kuyuların da günlük yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu söyledi.</div> <div>Geleneksel Diyarbakır evlerinin taş mimarisi sayesinde yaz aylarında serin kaldığını ifade eden Macit, damların ise kış öncesinde geleneksel yöntemlerle hazırlandığını belirtti. Evlerin çatılarında serçelerin yuva yapabilmesi için bırakılan küçük boşlukların, geçmişte doğaya verilen önemin bir göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi.</div> <h2><strong>"Vefa olmadan mutluluk olmaz"</strong></h2> <div>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan ilişkilerinin zayıfladığına dikkat çeken Halil Macit, gençlere sahip oldukları değerlerin kıymetini bilmeleri çağrısında bulundu.</div> <div>Komşuluk bağlarının giderek zayıfladığını ifade eden Macit, insanların birbirine daha fazla tahammül göstermesi, paylaşma kültürünü yeniden canlandırması ve vefa duygusunu koruması gerektiğini söyledi.</div> <div>Hayatın yalnızca maddi imkânlarla anlam kazanmadığını vurgulayan Macit, gerçek mutluluğun paylaşmak ve birbirine sahip çıkmakla mümkün olduğunu dile getirdi.</div> <h2><strong>En büyük hayali eski Diyarbakır'ı kitaplaştırmak</strong></h2> <div>Yıllardır biriktirdiği anıları ve tanıklıkları gelecek nesillere aktarmak istediğini belirten Halil Macit, en büyük hedefinin eski Diyarbakır'ın kültürünü, mahalle yaşamını ve unutulmaya yüz tutan geleneklerini bir kitapta toplamak olduğunu söyledi.</div> <div>Macit, geçmişten bugüne taşınan bu kültürel mirasın korunmasının hem Diyarbakır'ın hafızası hem de gelecek kuşakların kendi değerlerini tanıması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</div>