<div>Science dergisinde yayımlanan çalışma, Marmara Denizi altındaki Kuzey Anadolu Fayı’nın kilitli segmentinde ciddi miktarda enerji biriktiğine işaret etti. Araştırmada, 1766’dan bu yana kırılmayan fay bölümünde gerilimin kritik seviyeye ulaştığı ve İstanbul için büyük bir depremin olası olduğu belirtildi.</div> <h3>NACİ GÖRÜR'DEN AÇIKLAMA</h3> <div>Araştırmanın yankıları sürerken Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda bilim dünyasına yönelik dikkat çekici eleştirilerde bulundu. Görür, Marmara’nın depremle şekillenmiş bir iç deniz olduğunu hatırlatarak, bu alanın en son ayrıntılı biçimde 1999 yılında incelendiğini ve eksiklerin bilimsel çalışmalarla tamamlanması gerektiğini vurguladı.</div> <h3>"BİLİMSEL SÖYLEMLER KAHVE SOHBETİ GİBİ OLMAZ"</h3> <div>Görür bilim dünyasına eleştirilerde bulunarak, "Bilim dünyası gerekeni yapmadan topu taca atıyor. Marmara iç denizi depremle oluşmuşsa ve siz onu en son belirli ayrıntıda 1999’da inceliyebiliyorsanız, zaten ne dediğim anlaşılır. Bilim sonsuza kadar devam eder. Marmara’nın bir eksiği, gediği varsa bunu tamamlar yayınlarsınız. O zaman Marmara nedir, ne değildir belli olur, söyleyeceğinizi söylersiniz. Bilimsel söylemler kahve sohbeti gibi olmaz. Yazmak, çizmek lazımdır, dünyada okunmak lazımdır. Yoksa sizi kimse ciddiye almaz. Kısacası araştıRma yapmak gerekir.</div> <h3>"ŞİMDİ ÖLÜMCÜL SORU..."</h3> <div>Özet olarak, Marmarayı ve fay sitemini gözetirseniz, bu denizin deprem sistemini görürsünüz ve bölgeyi depreme hazırlarsız. Örneğin, İstanbulun deremselliğini az çok bilirsiniz. Bu kentte 7,0’nin üzerinde tarih boyunca çok depremin olduğunu duymuşunuzdur. Şimdi ölümcül soru: Niye İstanbulun veya başka bir yerin deprem sistemini inceleyip oraları deprem dirençli yapmıyoruz?" ifadelerinde bulundu.</div>