maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e Fatime KARTI “HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR. SONUNDA ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.”
diyarbakır web tasarım diyarbakır evden eve diyarbakır karton bardak diyarbakır evden eve diyarbakır evden eve diyarbakır nakliyat
Advert
“HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR. SONUNDA ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.”
Fatime KARTI

“HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR. SONUNDA ALLAH’A DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ.”

Ölüm de doğum gibi Allah (c.c)’ın bir kanunudur. Her doğan muhakkak ölecektir. Peygamberler de dahil olmak üzere bu kuraldan hiç kimse istisna edilmemiştir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilenAllah’ın habibi, mü’minlerin gözbebeği Hz.MuhammedMustafa(s.a.s)’nında bu sonla karşılaşması muhakkak idi. Her halde acıların en büyüklerinden birisi onu dünya gözü ile görüp, kokusunuduyduktan sonra kaybetmek olmalı. Sahabeler bu büyük acıyı yaşadılar. Öyleki Hz. Fatma ona ilk kavuşacak kişi olduğu müjdesini – yani ölüm haberini- alınca sevinçten gülüyordu.Daha sonra büyük kayıptan dolayı duyduğu acıyı şu sözlerle dile getiriyordu: “O gün gökyüzünün ufukları karardı. Günün ortasındagüneşin aydınlığı köreldi. İkindi vaktinde kâinatı karanlık içinde bıraktı. Peygamberin vefatından sonrayeryüzü O’na üzüntüsünden bir kum yığını haline geldi. Artık şimdi doğunun ve batının şehirleri ona ağlasın. Mudar ve Yemen’in bütün kabileleri matem tutsun.” (Sahih-i Buhari)

Büyük sahabi Hz. Bilal onun vefatından sonraki ilk ezanı okurken sıra onun adını telaffuz etmeye gelince boğazı düğümlenecek bir türlü onun adını söyleyemeyecek, ezanı tamamlayamayacaktı. Ve bir daha kimse onun sesinden ezanı işitmeyecekti. Üzüntüsünün büyüklüğünden sevgilinin yaşadığı şehirde kalmaya takati yetmeyecek,mü’minlerin emiri Hz. Ebubekir’den izin alarak Medine’yi terk edecekti.

 Onun ayrılık acısıyla ağlayan Hz. Ömer veHz. Ebubekir ona olan özlemlerini dile getirmişler,birbirlerini teselli edemeyince, onun kokusunu duymak ve teselli bulmak niyetiyle Hz. Peygamberin” annemden sonra annem “dediğikadınlardan biri olan dadısı ÜmmüEymen’in kapısını çalmışlardı. Onları ağlarken görünce oda onlarla beraber ağlayacaktı.” Biz sende teselli bulmaya geldikgörüyoruzki senin bizden farkın yok” dediklerinde ÜmmüEymen ashabın yüreklerini dağlayandiğer acı gerçeği hatırlatmıştı. “Ben onu göremediğime ağlamıyorum, gökten bir daha haber alamayacağımıza, vahyinkapısının kapanmasına ağlıyorum” demiştir.

Hayal edebiliyormusunuz ne büyük bir bahtiyarlıktı sabah- akşam Yüce Allah’ın yeni bir mesajına muhatap olmak bu mesajı Sevgili’nin (s.a.v) sesinden dinlemekonunla göz göze gelmek ona dokunmak onun soluduğu havayı teneffüs etmek… Ancak, her güzel şey gibi buda son buldu.Onunla yaşamak muhteşem bir duygu olduğu gibi onu kaybetmekte acıların en büyüğü idi. Belkideashab bu iki duyguyu iliklerine kadar yaşadıkları için onun mirasına sıkı sıkıya sarılmaları gerektiğini de çok iyi biliyorlardı. Ve yine biliyorlardı ki bir peygamberin gerçek ölümüonun bıraktığı mirasa sahip çıkılmamasıyla, onun getirdiği mesajın ortadan kalkmasıyla olur. Onun mirasının ne olduğunuhepimiz biliyoruz. Mü’minlerebir vasiyet hükmünde olan veda hutbesinde “size iki emanet bırakıyorum onlara sarılırsanız sapmazsınız bunlardan birisi Allah’ın (c.c) kitabı, diğeri benim sünnetimdir” demişti. Ashab da onlardan sonraki nesil de bu mirasın değerini bilerek yaşadılar. Bu mirasın kolayca elde edilmediğini, nice zorluklara,  işkencelere,  kayıplara mal olduğunu biliyorlardı. Onu kaybetmemek ve gelecek nesillere ulaştırmakiçin üzerine titrediler. Yapılan icraatlara baktığımızda bütün enerjilerini bu yönde sarf ettiklerini görürüz.

 Sonraki nesiller maalesef bu hassasiyeti gösteremediler. Allah (c.c) kelamını koruyacaktı.Vaadi vardı çünkü: “Zikri biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.”(Hicr Suresi,9) buyuruyor yüce kitabında. Ve yine âlemlere rahmet olarak gönderilenin sünneti de korunacaktı ama gönül istiyorki bunda bizim emeğimiz olsun biz de bu şerefe nail olalım seleflerimiz gibi. Ancak bu nesil ona sarılma,ona göre yaşama,onun paksiretini yudum yudum içme duyarlılığını kaybettiği gibi Kur’an ikliminde yaşama bilincini de yitirmiş gibi görünüyor maalesef.Bu nesil Kur’an’ın kutsal kitap olduğunu bilmiş fakat onu kutsamak adına dokunulmaz yaparak kılıflara ve yüksek raflara koymuş,kılıfından ancak mezarlıklarda okumak ve sevap kazanmak arzusuyla çıkarmıştır.Peygambere de iman etmiş ve onu sevmiş,ancak onu tanıyıp,tanıtma ve hayatında model oluşturma çabasına girmemiştir.

Mekkeli müşrikler o bir gün ölecek ve davası bitecek şeklinde teselli ediyorlardı kendilerini.Allah(c.c) onlara bu karşılığı veriyordu “Ey Muhammed senden önce hiçbir insana ebedi hayat vermedik.Sen ölürsen onlar baki mi kalacaklar.” (Enbiya Suresi 34) Yine o ebterdir “soyu kesiktir” diyenlere : “Biz sana kevseri verdik, … asılebter olan,sana ebter diyendir” Kevser suresi cevabını vererek biz mü’minlerede şu ihtarda bulunuyor:Ebter olmak istemiyor ve kevseri elde etmek istiyorsanız ona ve getirdiklerine tabi olun.

Ve yine Yüce kitabında mü’minlere, eğer Allah’ın dini konusunda sebat etmezseniz zarar edecek olan sizlersiniz dercesine şunu hatırlatır: “Muhammed ancak bir peygamberdir.Ondan öncede peygamberler gelmiş geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz. Kim geriye dönerse Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır.Allah şükredenleri ödüllendirecektir.” (Ali İmran Suresi,44)

Peygamber (s.a.v)’in paksiretine ve onun getirdiği mesaja sımsıkı sarıldığımız müddetçe o bizimle yaşamaya devam edecektir. O zaman onun bizler için döktüğü gözyaşlarının hakkını vermiş olacak ve Onun bizim için kullandığı “kardeşlerim” hitabını hak edeceğiz.

 Onunla yaşamak,Onun gibi olmaya çalışmak,çocuklarımıza ve gençlerimize Onu model sunma gayreti bizim en büyük sevdamız olmalıdır. Unutmayalım ki bu sevdamızın sonu Ona kavuşmak olacaktır. “Ben sizin Kevser havuzuna ilk erişeniniz olacağım. Sizin İslam’a hizmetlerinize şefaat edeceğim.Vallahi şu anda havuzumu görüyorum...”(Buhari “cenaiz” 73, Müslim “fedail” 9)Müjdesine nail olmak temennisiyle…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
STK temsilcilerinden İsrail’e tepkiler sürüyor
STK temsilcilerinden İsrail’e tepkiler sürüyor
(Özel haber) Kaçak avlanılan 200 kilo canlı balıklar tekrar suya bırakıldı
(Özel haber) Kaçak avlanılan 200 kilo canlı balıklar tekrar suya bırakıldı

diyarbakır marka patent