maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e Arzu ÇİÇEK TEMİZKAN MÜ’MİNLER, GERÇEKTEN KURTULUŞA ERMİŞLERDİR.
diyarbakır web tasarım diyarbakır evden eve diyarbakır karton bardak diyarbakır evden eve diyarbakır evden eve diyarbakır nakliyat titiz kuru temizleme diyarbakır kır düğün salonu, diyarbakır marina kır düğün salonu diyarbakır cam balkon diyarbakır marka tescil diyarbakır su arıtma cihazı diyarbakır nakliyat
Advert
MÜ’MİNLER, GERÇEKTEN KURTULUŞA ERMİŞLERDİR.
Arzu ÇİÇEK TEMİZKAN

MÜ’MİNLER, GERÇEKTEN KURTULUŞA ERMİŞLERDİR.

Kur’an’da bir anlatım sanatı olarak Muhakkaku’l-Vukû‘ Ke’l-Vukû‘ prensibi vardır. Yani gelecekte meydana gelecek bir olayı anlatırken okuyucunun zihninde bu olayın mutlaka gerçekleşeceği hissi uyandırmak ve buna olan inancını pekiştirmek için mâzî/geçmiş zaman fiilinin kullanılması bu prensibin kapsadığı alanlardan önemli bir yekunu oluşturur. İşte Mü’minun suresi henüz dünya sürgününü tamamlamamış olan inananlarına bir anlamda çıktıkları yolda sebat ederek ve bazı fiilleri yaparak kesin kurtuluşa ereceklerini garanti vermektedir. Bu gerçek bir müjdedir.

 Rivayetlere göre, “Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, vahiy geldiği zaman başının ucunda arı uğuldamasına benzeyen bir ses işitilirdi. Bir gün kendisine vahiy gelmişti. Bir süre bekledik sonra vahiy durumu ondan kaldırıldı. Sonra Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, kıbleye karşı durdu ellerini kaldırıp dedi ki: ‘Allâh’ım biz Müslümanların sayısını artır eksiltme bizi şerefli kıl, alçaltma bizi, ver bize mahrum etme bize iyiliklerde bizi gözet bizim üzerimize başkalarını tercih etme. Bizi memnun et sen de bizden razı ol.’ Sonra Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle devam etti: ‘Bana on ayet indirildi kim onların gereğini yaparsa mutlaka Cennete girecektir.’ Sonra ‘Mü’minler gerçekten felâha ermişlerdir’ âyetini, on âyet-i kerîme sona erinceye kadar okudu .” [Tirmizî (3173); Ahmed (223)

Allah Teâla öncelikle kurtuluşun iman etmekle başlayacağını ve ancak yolun sonuna kadar gidenlerin bunu başaracağını vurgular. Öyle ya başlanan şey ne kadar mühimse bitişi de o kadar önemlidir. İşler hakkındaki hüküm sonlarına göre verilir. Hüsn-ü hatime olarak dilimize girmiş bu ifade ‘güzel son’ yani yaratıcının razı olacağı bir yaşantının yine Onun razı olacağı şekilde sonlanmasıdır.

Peki nasıl ulaşacak insanlık bu sona, dünya ve ahiretini nasıl kurtaracak, nasıl mutlu olacak bu iki dünyada? Cevabı kainatın sahibinden nazil oluyor;

1. Mü’minler muhakkak felâh bulmuş (umduklarına ermişler)dir.

2. Onlar, namazlarında huşû içinde (kalbi ve bedeniyle tam teslimiyet halinde)dirler.

3. Onlar, boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler.

4. Onlar, zekât (vazifesin)i îfâ ederler.

5. Onlar, edep yerlerini/iffetlerini korurlar.

6. Sadece eşleri veya ellerinin sahip oldukları ile ilgi kurarlar. Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar.

7. Kim bu (helal ola)ndan ötesini isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

8. Onlar (o mü’minler) ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.

9. Onlar ki namazların(ı vaktinde ve gereğince kılmay)a devam ederler

10-11. İşte onlar, vâris olanların ta kendileridir. Onlar (cennetlerin en yücesi) Firdevs’e vâris olacaklardır ki bu mirasçılar, orada ebedî kalacaklardır.  

            Allah Teâla bu nitelikleri zikrederken kesinlik ifade eden “kad” edatını kullanmıştır. Kesinlik ifade eden bu va’d pekiştirilerek verilmiştir. Allah vaadinden dönmez. Vaadini uygulamasına hiçbir güç engel olamaz. İşte bu vaadin gerçekleşmesi sûrede sıralanan niteliklerin gerçekleşmesiyle mümkün olabilmektedir. Öyleyse mümine düşen, onu dünya ve ahiret saadetine eriştirecek olan bu sıfatları kuşanmaktır. Bu sıfatlar, Müslüman şahsiyeti nedir? Sorusuna güzel bir cevaptır. Söz konusu sıfatların sıralaması dikkatle incelendiğinde bu durum daha iyi anlaşılacaktır. Şöyle ki, başta “Şüphesiz müminler felah buldu.” denilirken iman vasfına dikkat çekilmiştir. Daha sonra imanı doğrulayan namaza dikkat çekilmiştir. Zira namaz mümin ile kafir arasındaki temel farktır. Bu namaz Allah’ın huzurunda olduğu şuuruyla kılınan bir namazdır. Öyle bir namaz ki Kur’ân’ın ifadesiyle kötülüklerden ve uygunsuz işlerden alıkoyar. Bunun bir yansıması olarak da “Onlar boş işlerden yüz çevirirler.” Hayatlarını anlamlı işlerle donatan müminler kendilerini ve mallarını temizleyecek zekatı eksiksiz olarak ve hak eden kişilere verirler. Namaz ve zekat müminin yaşamında ayrılmaz ikilidir. Biri iç dünyasını imar ederken diğer toplumsal yönünü inşa eder daha çok. Sure bu sıfatlara vurgu yaptıktan sonra müminin karşı cinse karşı durması gereken sınırları çizmiştir. İffetine dikkat edecek ve sadece kendisine helal olan eşine sadakat gösterecek. Bu sınırların korunması toplumun en önemli yapı taşı olan aile saadetinin dolayısıyla ailenin korunmasıdır. Sure bu ilkelerin ötesine geçip şehvete esir olmayı haddi aşma olarak nitelemiştir. Nitekim bu ölçülere uymayan toplumlar, çözülme ve bozulmaya yüz tutmuş, nihayetinde mahvolmuşlardır.

            İman, namaz, zekat ve iffetle şahsiyetini oluşturan Müslüman, mümin kelimesinin diğer bir anlamı olan güven veren bir şahsiyettir. Bu sebeple “emanete ve vaadine” azami derecede riayet eder. Buradaki emaneti sadece başkasından ödünç alınan bir nesne olarak düşünmek yanlıştır. Zira insana emanet edilen nimetler silsilesi mevcuttur. İnsana verilen hayat, fıtrat, beden, aile vatan ve daha niceleri. Dahası bizden hesabı sorulacak ne varsa emanetin kapsamına girmektedir. Bunların muhafazası ve bu emanetlerin sahibinin istediği şekilde kullanılması emanetin bir gereğidir.

            Surede zikredilen sıfatlar namazla başladığı gibi namazla biter. Son derece uyumlu olan anlatımdan namazdaki huşunun devamının ancak namaz konusunda gösterilecek hassasiyetle mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır. Çünkü tembellik ve ihmal namazın insanın yaşamına kök salmasına engel olan faktörlerdir.  

            Müminun suresindeki bu sıfatlar müminin kimliği ortaya koyduğu gibi Müslüman toplumun oluşumunda bu niteliklerin rollerini de göstermektedir. İmtihan sahasında bu sıfatları kendimize mal edebilmek bir çabayı gerektirmektedir. Zaten Firdevs cennetlerine varis olmak bu çabanın mükafatıdır. İşte nimet diyarı olan Firdevs cennetlerine erişmek surenin başında geçen kurtuluşun adıdır. Bu kurtuluş geçici olmayıp ayetin tabiriyle ebedidir. Zira insanın maddi ve manevi yapısı ebediliğe namzettir.

 

            Peygamberimizin ahlakının Kur’ân olduğunu söyleyen Hz. Aişe validemiz bu ayetleri okumuş ve “İşte böyleydi Rasulullah” demiştir. Bize düşen de bu ahlakı elde etmek için dua ve çaba göstermektir.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bağlar Belediyesi, Karacadağ’ın altyapı sorununu ortadan kaldırıyor
Bağlar Belediyesi, Karacadağ’ın altyapı sorununu ortadan kaldırıyor
Bakan Akar: ″Türkiye, 500 yıllık tarihi kardeşlik bağı bulunan Libyalı kardeşlerinin yanında olmaya devam edecek″
Bakan Akar: ″Türkiye, 500 yıllık tarihi kardeşlik bağı bulunan Libyalı kardeşlerinin yanında olmaya devam edecek″

diyarbakır marka patent