maltepe escort tuzla escort porno film mobil porno yerli porno seks hikaye tecavüz porno kuşadası escort denizli escort bodrum escort casino
e ESRA GÜLNİHAL TASAVVUFİ DÜŞÜNCE TAVIRLARI BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ -Görüşleri-
TASAVVUFİ DÜŞÜNCE TAVIRLARI BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ -Görüşleri-
ESRA GÜLNİHAL

TASAVVUFİ DÜŞÜNCE TAVIRLARI BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ -Görüşleri-

Bâyezîd tasavvuf tarihinde sekr, fenâ, melâmet, tevhid, mârifet, muhabbet, mi‘rac ve îsâr gibi konulardaki sözleri ve şathiyeleriyle tanınır. O sâlikin kendinden geçip (sekr) benliğini yok ederek (fenâ) Hakk’a ermesi gerektiği düşüncesindedir. Sâlik bu dereceye ancak sürekli riyâzet, çetin nefis mücadelesiyle birlikte derin tefekkür ve dikkatli murakabe ile erişebilir. Nitekim kendisi Allah’a hitaben O’na nasıl erebileceğini sorduğunda, “Nefsini bırak da öyle gel” cevabını aldığını, bunun üzerine gömleğinden çıkan yılan gibi nefsinden ve benliğinden sıyrılıp çıktığını ifade etmiştir. Sahip olduğu mertebeye aç karın ve çıplak bedenle, nefsini on iki yıl çekiçle döverek ulaştığını söyleyen Bâyezîd bu mertebede âşıkla mâşukun bir ve aynı, her şeyin “bir”den ibaret olduğunu görmüş, “Ey sen ki bensin!” şeklinde kendisine yine kendisinden nida edildiğini söylemiş, fenâdan da fâni olmayı gösteren bu hali ifade etmek üzere “Hemeûst” (her şey O’dur) sözünü kullanmıştır.(Uludağ, 1992)

Bayezîd’in görüşlerinde, yukarıda da olduğu gibi, vahdet-i vücud imalarına rastlamaktayız. Bu noktada Bestâmîşatahatlarından birinde şöyle der:

 “Allah beni bir defa yükseltti, önüne oturttu ve bana şöyle dedi: Ey Ebu Yezid, yaratıklarım seni görmeyi arzuluyorlar. Bunun üzerine ben dedim: Beni vahdaniyetinle donat ve senin benlik elbiseni bana giydir ve beni ehadiyetine yükselt, ta ki yaratıkların beni gördüklerinde diyebilsinler: Sen’i (Allah’ı) gördük ve sen O’sun. Fakat ben (Ebu Yezid) orada olamam.” (Sarmış, 1997: 97)

Bestâmî’nin burada ki vahdet-i vücud emareleri başka şathiyelerinde de görülmektedir. Bundan başka, üzerinde tartışma konusu olan en meşhur şathiyelerinden birinde Bestâmî şöyle söylemiştir:

“Subhanimaa’zameşani” (Kendimi tesbih ederim, şanım ne yücedir!).

Bu şatah, sonraki tasavvuf ehli için bir muamma olmuş̧ ve kemale eren mutasavvıfın ulaştığı birlik durumunun kanıtı olarak İran, Türk ve Müslüman Hint şairlerince sık sık tekrarlanmıştır. Ilımlı bir sûfi yorumu örneğini veren Serrac, Bayezid'in şatahını, "muhtemeldir ki Allah'ın kendisine ait 'Sübhani' sözünü tekrarlamıştır" diyerek yorumlamıştır. Schimmelbunun kesinlikle ılımlı(!) bir görüş olduğunu belirtmektedir. (Schimmel: 67)

Burada Bestâmî’nin Allah ile zât aynîliğini iddia ettiğini görmekteyiz. Belki de onun şatahatından en yaygın olanlarından biri, onun Allah’ı aramasını anlatanıdır. Bestâmî Allah’ı Arş üzerinde bulamamış ve bu yüzden O’nun  Arş’ta ki yerine oturmuştur:

“Melekût ummanına ve lâhut hicablarına daldım, hatta arş’a ulaştım. (Bir de ne göreyim) O boştu. Böylece kendimi onun üzerine attım ve dedim: Rabbim, seni nerede bulayım? Ve perdeler kaldırıldı da gördüm ki ben benim, evet Ben Benim. Aradığım şeye geri döndüm ve O Ben idim ve Benden başkası değildi.” (Sarmış, 1997: 198)

Macit Fahri Bestâmî’nin bu şatahatı hakkında şöyle söylemiştir: “Dokuzuncu yüzyılda bir Müslümanın böyle kendisini neredeyse Allah’ın üstünde bir yere koyan şatahatı söyleyebilmesi ve buna rağmen eza görmemesi gerçekten şaşırtıcıdır!” (Sarmış, 1997: 198)

İslam inançlarıyla bağdaşmayan- gördüğümüz kadarıyla- bu şatahatlar daha sonra ki tasavvufçular  tarafından savunulmuştur. Onları haklı gösterip temize çıkarma eğiliminin olduğunu görmekteyiz.

Bu konuda Macit Fahri şöyle demektedir:

“ Ancak, sonraki müelliflerce yapılan bir açıklama bize bu meseleye dair bir ipucu verir. Şöyle ki, Bistâmî’nin dini vecibelerini ihmalle itham edildiğine diğer sûfîlerin de sığındığı “Cunun = Delilik” hilesine başvurduğu anlatılır. Her halde bu vasıta bir çok sûfînin hayatını kurtardığı gibi onun hayatını da kurtarmıştır. (Sarmış, 1997: 198) Halbuki, onların ifadeleriyle kendinden geçtiği veya sarhoş olduğu zaman söyledikleri bu sözlerinden uyanık ve ayık oldukları zaman vazgeçtikleri yahut tevbe ve istiğfar ettiklerine dair hiçbir delil mevcut değildir. (Sarmış, 1997: 199)

KAYNAKÇA

Sarmış, İ. (1997), Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslam, İstanbul: Ekin yayınları.

Uludağ, S. (1992). Bâyezîd-i Bistâmî.DİAiçinde (c. 05, S. 238). Ankara: TDV.

AnnemarieSchimmel.İslamın Mistik Boyutları.Ergun Kocabıyık. (Çev.).Kabalcı Yayınevi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakan Kurum: ″Yangın bölgelerinde 257 kişilik ekip hasar tespit çalışmalarına devam ediyor″
Bakan Kurum: ″Yangın bölgelerinde 257 kişilik ekip hasar tespit çalışmalarına devam ediyor″
Bakan Yanık: ″21 milyon lira kaynak aktarıldı, eksik oldukça aktarım devam edecek″
Bakan Yanık: ″21 milyon lira kaynak aktarıldı, eksik oldukça aktarım devam edecek″

diyarbakır marka patent diyarbakır web tasarım diyarbakır evden eve diyarbakır nakliyat diyarbakır şehirler arası nakliyat