Diyarbakır’da 159 Sulak Alan Koruma Altında

2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla açıklama yapan Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Erdal Seven, sulak alanların biyolojik çeşitlilik, su kaynakları ve insan yaşamı açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, kent genelinde 159 sulak alanın tespit edilerek kayıt altına alındığını açıkladı.

Diyarbakır’da 159 Sulak Alan Koruma Altında

Diyarbakır Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Erdal Seven, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sulak alanların korunmasının yalnızca doğa için değil, insanlığın geleceği için de hayati önem taşıdığını vurguladı.

Sulak alanların doğal zenginliğin yanı sıra önemli bir kültürel miras olduğuna dikkat çeken Seven, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan ve Türkiye’nin 1994’te taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’ni hatırlattı. Ramsar Sözleşmesi’nin, modern çevre anlaşmaları arasında en eski ve yalnızca sulak alanlara adanmış tek uluslararası sözleşme olma özelliğini taşıdığını belirten Seven, taraf ülkelerin en az bir sulak alanı “Uluslararası Öneme Haiz Sulak Alan” olarak ilan etme ve bu alanların korunmasını sağlama yükümlülüğü bulunduğunu ifade etti. Dünya Sulak Alanlar Günü’nün ise bu bilinçle 1997 yılından bu yana her yıl 2 Şubat’ta kutlandığını dile getirdi.

“Sulak alanlar ekosistemin bel kemiği”

Sulak alanların ekosistem üzerindeki kritik rolüne dikkat çeken Seven, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 40’ının bu alanlara doğrudan bağımlı olduğunu söyledi. Sulak alanların, dünya üzerindeki tüm ormanların karbon depolama kapasitesinin yaklaşık iki katına sahip olduğuna işaret eden Seven, bu alanların aynı zamanda tatlı suyun büyük bölümünü bünyesinde barındırarak insanlığa sunduğunu kaydetti.

Sulak alanların doğal bir filtre gibi çalışarak suyu temizlediğini ifade eden Seven, sünger özelliği sayesinde suyu emdiğini, yer altı sularını beslediğini ve yüzey akışını yavaşlatarak taşkın risklerini önemli ölçüde azalttığını vurguladı. Baraj ve gölet gibi yapay sulak alanların da afet risklerinin azaltılmasına katkı sunduğunu belirten Seven, bu alanların özellikle kış aylarında su kuşları için hayati öneme sahip beslenme, konaklama ve üreme alanları sağladığını söyledi.

Balıkçılık ve tarımsal üretim açısından da sulak alanların vazgeçilmez olduğunu ifade eden Seven, “Sulak alanlardan elde edilen balık, pirinç gibi ürünler tüm canlılar için birer yaşam kaynağıdır. Bu nedenle su, sulak alanlar ve hayat birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

Diyarbakır’da 159 sulak alan kayıt altında

Diyarbakır genelinde yapılan teknik çalışmalar sonucunda 159 sulak alanın tespit edildiğini açıklayan Seven, bu alanların Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesindeki Ulusal Sulak Alan Envanteri Yönetim Bilgi Sistemi’ne (SAYBİS) kayıt edildiğini belirtti.

Kentteki başlıca sulak alanlar arasında Dicle ve Fırat nehirleri, Batman Çayı’nın Diyarbakır sınırları içindeki kıyıları ile Kulp, Sarım, Sinek ve Ambar çaylarını sayan Seven; ayrıca Dicle, Kralkızı, Karakaya ve Batman barajlarının il sınırlarında kalan bölümlerinin de önemli sulak alanlar arasında yer aldığını ifade etti. Devegeçidi, Göksu, Beşpınar, Ortaviran ve Gözegöl göletlerinin de Diyarbakır’daki önemli yapay sulak alanlar arasında bulunduğunu söyledi.

“Denetim ve yaptırımlardan taviz verilmiyor”

Sulak alanların korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliği için denetimlerin aralıksız sürdürüldüğünü belirten Seven, gerekli durumlarda idari yaptırımların da titizlikle uygulandığını vurguladı. Bu konuda hiçbir taviz verilmediğini ifade eden Seven, sulak alanların gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.

Seven, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:“Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nü kutluyor, bu farkındalık gününün doğa için yeni ve güzel başlangıçlara vesile olmasını diliyorum.”

KAYNAK: İHA