Diyarbakır’da 495 yıllık Arbedaş çeşmesi kurudu

Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen ve yaklaşık 495 yıldır ayakta duran Arbedaş Çeşmesi, bugün kuruyan suyu ve artık akmayan musluklarıyla geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor.

Diyarbakır’da 495 yıllık Arbedaş çeşmesi kurudu

Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen ve yaklaşık 495 yıldır ayakta duran Arbedaş Çeşmesi, bugün kuruyan suyu ve artık akmayan musluklarıyla geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor. Diyarbakır’ın tarihi dokusu içerisinde önemli bir yere sahip olan çeşme, zamana meydan okusa da susuz kalmış haliyle dikkat çekiyor.

Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edildi

Arbedaş Çeşmesi, 1531 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle, dönemin Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa tarafından yaptırıldı. İçkale suyunun bir kolu olan Arbedaş, dönemin önemli ibadet ve sosyal yaşam alanlarına su taşıyan ana kaynaklardan biri olarak biliniyordu.

Çeşmeden çıkan su; Dabanoğlu Mescidi’ne, oradan Nasuh Paşa Camii, Bıyıklı Mehmed Paşa Camii, Arap Şeyh Camii ve Yeni Kapı Hamamı’na kadar ulaştırılıyordu. Bu özelliğiyle Arbedaş, yalnızca bir çeşme değil, aynı zamanda dönemin su dağıtım sisteminin önemli bir parçasıydı.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde Arbedaş

Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Arbedaş suyuna özel bir yer ayırıyor. Çelebi, suyun son derece soğuk olduğunu belirterek şu ifadeleri kullanıyor:

“Bu su çok soğuktur. Havuzuna atılan dört taşı birbiri ardından çıkarmak mümkün değildir. Bu nedenle bu su ‘Erba’a-taş’ adını almıştır.”

Arapça “erbaa” kelimesinin dört anlamına geldiğini aktaran Çelebi, suyun berraklığı ve serinliği nedeniyle “Ulbetaş” ya da “Arba-ataş” olarak da anıldığını kaydediyor. Seyahatnameye göre bu temiz ve saf su, Nasuh Paşa Meydanı semtinde, İçkale duvarına bitişik konumda bulunuyordu.

Farsça kitabesi dikkat çekiyor

Arbedaş Çeşmesi’nde çoğu kişinin farkında olmadığı Farsça bir kitabe de yer alıyor. Kitabenin Türkçe çevirisinde şu ifadeler bulunuyor:

“Ey Hüsrev, senin eser-i devletin olarak bulunmaz bir şekilde bu hayat suyu çeşmesi zahir oldu. Güzellikte suyun tadı şeker gibi tatlı olduğu için tarihi de tatlı çeşme suyu oldu.”

Bu ifadeler, çeşmenin yalnızca teknik bir yapı değil, aynı zamanda estetik ve kültürel bir değer taşıdığını da ortaya koyuyor.

Altı basamaklı merdivenle iniliyor

Diyarbakır’ın tarihi noktalarından Nasuh Paşa Meydanı’nda, saray kapısına giden yolun sur duvarlarıyla birleştiği noktada bulunan Arbedaş Çeşmesi, cadde seviyesinin altında yer alıyor. Çeşmeye altı basamaklı bir merdivenle iniliyor. Ön kısmında bir havuz bulunan yapının iki musluğundan su aktığı biliniyor.

Bugün ise o musluklardan su akmıyor. Yüzyıllar boyunca Diyarbakır’a hayat veren Arbedaş Çeşmesi, kuruyan havuzu ve sessizliğiyle tarihe tanıklık etmeye devam ediyor.

Arbedaş adına türkü yakılmıştı

Arbedaş, Diyarbakır’da adına türkü yakılmış ender çeşmelerden biri olarak da biliniyor. Bu yönüyle hem mimari hem de kültürel hafızada yer eden önemli bir simge konumunda bulunuyor.

Yaklaşık beş asırlık geçmişiyle Diyarbakır’ın kültürel mirası arasında yer alan Arbedaş Çeşmesi’nin yeniden suya kavuşup kavuşmayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.