Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Büyükkadı Mahallesi’nde yaklaşık 4 ay önce kedi tarafından ısırılan 3 yaşındaki N.K.’nin kuduz testinin pozitif çıkmasının ardından kentte gözler hastalığa karşı alınması gereken önlemlere çevrildi. Hastanede tedavisi devam eden çocuk entübe edilirken, uzmanlar kuduzun ihmal edilmemesi gereken hastalıkların başında geldiğine dikkat çekiyor.
Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan İçen, kedi, köpek ve diğer etçil hayvanların kuduz bulaştırabileceğini belirterek, vatandaşların özellikle sahipsiz ve tanınmayan hayvanlarla temas konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi.

“Her tırmalayan veya ısıran hayvan kuduz değildir”
Kedilerin köpeklere kıyasla daha az kuduz taşıdığını belirten İçen, her kedi ya da köpeğin kuduz şüphesiyle değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Bir kedinin kuduz bulaştırabilmesi için öncelikle kendisinin enfekte olması gerektiğini belirten İçen, hayvanın da genellikle kuduz bir hayvanla temas sonucunda hastalığa yakalandığını söyledi.
İçen, “Tırmalayan ve ısıran her hayvan kuduz değildir. Dolayısıyla panik yapmaya gerek yok. Ancak tanımadığımız veya bilinmeyen bir hayvan tarafından ısırılma ya da tırmalanma durumunda hastalık kesinlikle ihmal edilmemeli” dedi.

Kedi tırmalamasına da dikkat
Kedilerde hastalığın farklı belirtilerle seyredebildiğini anlatan İçen, kuduz olan hayvanlarda saldırganlık, davranış değişiklikleri, sese ve ışığa karşı aşırı tepki, çevresinden uzaklaşma ve sudan kaçınma gibi belirtilerin görülebileceğini belirtti.
Kedilerin kendilerini sık sık yalaması nedeniyle tırmalama yoluyla da kuduz bulaşma ihtimali bulunduğunu ifade eden İçen, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce de hayvanın tükürüğünde virüs bulunabileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle kedi veya köpek tarafından tırmalanan kişilerin olayı basit bir çizik olarak değerlendirmemesi gerektiğini vurguladı.
Temas sonrası ilk müdahale önemli
Prof. Dr. İçen, kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılan veya tırmalanan kişilerin ilk olarak yara bölgesini bol sabunlu suyla temizlemesi gerektiğini söyledi.
Yaranın uygun şekilde temizlenmesinin ardından sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten İçen, yara bölgesinin gelişigüzel şekilde kapatılmaması ve dikiş konusunda sağlık personelinin değerlendirmesine uyulması gerektiğini ifade etti.
İçen ayrıca kuduzun yanı sıra tetanos ve kedilerle temas sonrasında ortaya çıkabilen kedi tırmığı hastalığının da göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydetti.

Isırılan hayvanın takibi büyük önem taşıyor
Kedi veya köpek tarafından ısırılan ya da tırmalanan kişinin yanı sıra hayvanın da takip edilmesi gerektiğini belirten İçen, hayvanın hastalık belirtileri gösterip göstermediğinin uzmanlar tarafından gözlemlenmesinin önemine işaret etti.
Kuduz şüphesi bulunan hayvanların karantinaya alınarak gözlem altında tutulması gerektiğini ifade eden İçen, gerekli durumlarda hayvanın laboratuvar incelemesine gönderilerek kesin tanının konulabileceğini söyledi.
“Kuduz belirtileri başladıktan sonra geri dönüş çok zor”
Kuduzun en önemli özelliğinin, belirtiler ortaya çıktıktan sonra ölümcül seyretmesi olduğunu belirten İçen, temasın gerçekleştiği bölgenin hastalığın ortaya çıkış süresinde etkili olduğunu söyledi.
İçen, ayak gibi vücudun daha uzak bölgelerinden gerçekleşen ısırıklarda belirtilerin ortaya çıkmasının daha uzun sürebildiğini, baş ve boyun gibi beyne yakın bölgelerde ise sürenin daha kısa olabildiğini belirtti.
“Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra maalesef geri dönüşü yoktur” diyen İçen, literatürde ayak parmağından ısırıldıktan 11 yıl sonra kuduz gelişen bir vakanın bildirildiğini de aktardı.
Hayvanların aşılanması hastalığın önlenmesinde kritik
Kuduzla mücadelede koruyucu hekimliğin önemine dikkat çeken İçen, özellikle hayvanlarla sürekli temas halinde bulunan veteriner hekimler ve barınak çalışanlarının düzenli olarak kuduz aşılarını yaptırmalarını önerdi.
Sahipli ve düzenli aşıları yapılan hayvanlar konusunda gereksiz korkuya kapılmamak gerektiğini belirten İçen, sahipsiz hayvanların da kayıt altına alınması ve aşılanmasının hastalığın kontrolünde önemli olduğunu söyledi.
İçen, kuduzun hayvanlar arasında yayılmasında yaban hayvanlarının da rol oynayabileceğini belirterek, tilki, kurt ve diğer etçil hayvanlarla temasın hastalığın kaynağı olabileceğine dikkat çekti.
Diyarbakır’da kuduz tanısı konulan 3 yaşındaki N.K.’nin tedavisi devam ederken, olayın ardından ilgili kurumlar tarafından bölgede gerekli çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.
