Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde görev yapan ve memleketi Diyarbakır’a yönelik çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Şervan Gökhan, kentte uzun süredir tartışma konusu olan eski hastaneler bölgesiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Gökhan, bölgenin yeniden sağlık alanı olarak planlanmasının yerine, kültür, tarih ve gastronomi odaklı bir yaşam merkezine dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
Diyarbakır’da eski hastaneler bölgesinin geleceğiyle ilgili tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şervan Gökhan’dan şehir planlamasına dair kapsamlı bir değerlendirme geldi.
Gökhan, Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi başta olmak üzere bölgedeki sağlık tesislerinin bulunduğu alanın yalnızca bir imar meselesi olarak ele alınamayacağını belirterek, “Bu alan aslında Diyarbakır’ın geleceğine dair bir şehir tercihini ifade ediyor” görüşünü dile getirdi.
“Şehir büyüdü, merkez değişti” vurgusu
Diyarbakır’ın son yıllarda hızla büyüdüğünü ve çok merkezli bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Gökhan, geçmişte tek bölgede toplanan sağlık hizmetlerinin bugün erişim sorunlarına yol açabileceğini savundu.
Şehirdeki mevcut hastaneler bölgesinin trafik ve ulaşım açısından yoğun bir baskı altında olduğunu belirten Gökhan, bölgenin mevcut yapısıyla gelecekte daha da zorlayıcı bir hale gelebileceğini ifade etti. Ayrıca Dicle Üniversitesi Hastaneleri gibi büyük sağlık komplekslerinin zaten hizmet verdiğini hatırlattı.
“Gastronomi ve kültür için fırsat alanı”
Prof. Dr. Gökhan, Diyarbakır’da son yıllarda güçlenen gastronomi çalışmalarına da dikkat çekerek, Diyarbakır için yeni bir vizyon önerdi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde yürütülen Gastro İnovasyon Merkezi ve UNESCO Gastronomi Şehri hedefinin önemli adımlar olduğunu belirten Gökhan, buna rağmen bu potansiyelin fiziksel bir merkezle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Eski hastaneler bölgesinin konum itibarıyla surlara, Hevsel Bahçeleri’ne ve Dicle Nehri’ne yakınlığıyla büyük bir avantaja sahip olduğunu vurgulayan Gökhan, bu alanın “dağınık kültürel ve gastronomik potansiyeli bir araya getirebilecek nadir bölgelerden biri” olduğunu söyledi.
“Mezopotamya temalı yaşam vadisi” önerisi
Gökhan’ın önerileri arasında, bölgenin “Mezopotamya Tarih, Kültür, Sanat ve Gastronomi Vadisi” konseptiyle yeniden tasarlanması yer aldı.
Bu kapsamda müzeler, gastronomi akademileri, yerel üretici pazarları, sanat galerileri, kültür-sanat merkezleri ve dijital sergi alanlarının aynı çatı altında toplanabileceğini belirten Gökhan, böyle bir dönüşümün Diyarbakır’ı yılın her günü yaşayan bir kültür merkezine dönüştürebileceğini ifade etti.
“Şehirler geleceği tercihlerle kurar”
Açıklamasının sonunda şehir planlamasında yapılan tercihlerinin uzun vadeli etkilerine dikkat çeken Gökhan, eski hastaneler bölgesinin geleceğinin Diyarbakır’ın vizyonunu da belirleyeceğini söyledi.
“Bu alan yeniden hastane olarak kullanılmak yerine kültür, tarih ve yaşam merkezi haline gelirse, Diyarbakır yalnızca Türkiye’nin değil bölgenin de önemli bir kültür destinasyonu olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Gökhan’a göre Diyarbakır’ın en büyük ihtiyacı yeni bir yapılaşma değil, kenti geçmişten geleceğe taşıyacak ortak bir şehir vizyonu.
