Diyarbakır’ın simge yapılarından biri olan On Gözlü Köprü, tarih boyunca sadece ulaşımı sağlayan bir yapı olmadı. Yüzyıllar boyunca bölge halkının hafızasında yer eden köprü, hakkında anlatılan efsaneler ve rivayetlerle adeta yaşayan bir tarih olarak görülüyor.
Halk arasında anlatılanlara göre köprünün her bir gözü, farklı bir anlam ve sembol taşıyor. Bazı rivayetlerde köprünün inşası sırasında yaşanan zorlukların, ustaların taşlara dualar işlemesine neden olduğu aktarılıyor. Bu nedenle köprüden geçenlerin dilek tuttuğunda iç huzur bulacağına inanılıyor.
Köprüyle ilgili en dikkat çeken efsanelerden biri ise geceleri Dicle Nehri’nden yükselen su seslerinin geçmişten kalan fısıltılar olduğuna dair anlatılar. Özellikle sessiz saatlerde köprünün üzerinde yürüyenlerin bu sesleri duyduğu ve köprünün “yaşadığını” hissettirdiği ifade ediliyor.
Az bilinen bir diğer detay ise köprünün taş diziliminde gizli ölçüler bulunması. Bazı taşların özellikle farklı renkte ve boyutta seçildiği, bunun hem dayanıklılığı artırmak hem de simgesel anlamlar yüklemek amacıyla yapıldığı belirtiliyor. Bu yönüyle On Gözlü Köprü, sadece bir mühendislik eseri değil, aynı zamanda döneminin inanç ve kültür anlayışını yansıtan bir yapı olarak öne çıkıyor.
Bugün yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çeken On Gözlü Köprü, bilinen tarihinin yanı sıra bilinmeyen hikâyeleriyle de merak uyandırmaya devam ediyor. Taşlarına sinmiş efsaneler, köprüyü sadece geçmişin değil, aynı zamanda anlatıların ve kültürel belleğin de taşıyıcısı hâline getiriyor.
