Göçerler, 600’den fazla endemik bitki bulunan Karacadağ yaylasına sürüleriyle çıktı. Bölgenin en çok endemik bitki barındıran dağı olan Karacadağ 1952 metre yükseklikte sönmüş bir volkan. 8 bin kilometrekarelik alana sahip olan Karacadağ’da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tam ortasında yer alan Karacadağ Diyarbakır havzası Şanlıurfa platosunda yer almakta. Bu yaylada Hardal, Çoban Çantası, Yabani Kiraz, Çitlembik, tere, kenger gibi 600’den fazla endemik bitki bulunuyor. Bu nedenle hayvancılık yapan göçerlerin yanı sıra arıcıların da konup göçtüğü yer.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hayvancılıkla uğraşan bütün göçerlerin bahar ve yaz ayını geçirdiği, hayvanlarının otladığı yer olan Karacadağ çok sayıda kaynak suya da sahip. Bu endemik bitkiler hem arılar hem de özellikle küçükbaş hayvanlar için adeta bulunmaz bir nimet.
Göçerler zorlu bir yolculuk sonrası Karacadağ zirvesine vararak çadırlarını kurdu. Hem kendileri için hem de geceleri hayvanlarını barındırmak için alanlar kuran göçerler, için yaşam zorlu da olsa, doğa ile iç içie temiz bir havada yaşamayı keyifli buluyor.

Keçi ve koyunlar ailenin genç fertleri tarafından yaya olarak konacakları yere gider. Bu yolculuk iki, kimi zaman da üç gün sürer. Ailenin büyükleri de kamyonlara yükledikleri eşyalarını önceden götürüp çadırlarını kurar ve alanlarını kendilerince yaşanacak hale getirir.
Haşim Dağtekin çoğunluğu keçi 400 küçükbaş hayvana sahip. “Kendi elektriğimizi güneş enerjisi ile çözdük ama bazen yetersiz kalıyor. Su ihtiyacımızı da kendi imkanlarımızla kazdığımız kuyudan elde ediyoruz. Hava oldukça güzel ve serin Şehirden misafirlerimiz de geliyor bazen. Yaşam zorlu, ancak sağlıklı bir havadan yararlanıyoruz. Şehir gürültüsünden uzak yaşıyoruz. Beslenmemiz de doğal. Sütümüz var, yoğurdumuzu peynirimizi yapıyoruz” dedi.
