Ortadoğu'da taşları yerinden oynatan misilleme

28 Şubat'ta başlayan ve İran'ın en tepe isimlerinin ölümüyle sonuçlanan ABD-İsrail operasyonlarının ardından beklenen intikam hamlesi oldukça kanlı geldi.

Ortadoğu'da taşları yerinden oynatan misilleme

Haftalardır barut fıçısına dönen Orta Doğu coğrafyası, tarihin en karanlık günlerinden birini daha yaşıyor. Washington ve Tahran yönetimleri arasında kapalı kapılar ardında müzakereler sürerken, 28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı ani ve yıkıcı askeri harekat tüm diplomatik köprüleri havaya uçurmuştu. Eski İran dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere devletin beynini oluşturan çok sayıda üst düzey yetkilinin öldürüldüğü o kanlı gecenin faturası şimdi bölgedeki Amerikan üslerine tek tek kesiliyor.

"200 KİŞİLİK ABD'Lİ UÇUŞ EKİBİ HEDEF ALINDI!"

İntikam yeminleri eden Tahran yönetimi, sadece İsrail'i değil, bölgedeki Amerikan varlığını da açık hedef haline getirdi. Gözler Katar, Kuveyt ve Bahreyn'deki askeri hareketliliğe çevrilmişken, en büyük şok Suudi Arabistan'dan geldi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) kritik ismi Tuğgeneral Mecid Musevi, sosyal medya üzerinden yaptığı o soğukkanlı ama bir o kadar da ürkütücü açıklamayla operasyonun boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Musevi, Suudi Arabistan'da doğrudan ABD'li savaş pilotları ve uçuş personelinin bulunduğu gizli askeri bölgeye ağır bir saldırı düzenlediklerini açıkladı. Gökyüzünü karartan İHA'lar ve güdümlü füzelerle gerçekleştirilen bu amansız harekatta hedef, doğrudan insan kaynağıydı; tam 200 kişilik devasa bir uçuş ekibi namlunun ucundaydı.

TRUMP'IN KAYIPLAR LİSTESİ KABARIYOR

Psikolojik harbin zirveye tırmandığı bu saatlerde, Musevi'nin mesajında satır aralarına gizlenen bir detay oldukça çarpıcıydı. İranlı komutan, ABD yönetimini ve devredeki siyasi aktörleri doğrudan hedef alarak şu sarsıcı ifadeleri kullandı:

"Şimdi Trump’ın kayıp ve zararlar listesine; havaya uçurulan AWACS erken uyarı uçakları, devasa yakıt tankerleri ve depoların dışında, en elit uçuş personeline ait o ağır kayıplar da eklenmiş oldu.

Bu sözler, İran'ın sadece askeri teçhizata değil, ABD'nin Orta Doğu'daki nitelikli insan gücüne yönelik çok daha ölümcül ve yıpratıcı bir stratejiye geçtiğinin en net ilanıydı.