Gece Serin, Gündüz Kavurucu: İşte Diyarbakır Yazı

Haziran ayının ortasına geldik. Diyarbakır'da yaşayanlar için bu dönem, yazın gerçek yüzünü göstermeye başladığı günlerdir. Gündüz saatlerinde termometreler yükselirken, asfaltın üzerinde dalga dalga yayılan sıcak hava adeta nefes almayı zorlaştırır. Ancak bu kadim şehirde yazın bir de başka yüzü vardır; gece serinliği.

Gündüzleri gölge arayan insanlar, akşam ezanıyla birlikte kendilerini sokaklara atar. Parklar dolar, çay bahçelerinde sohbetler koyulaşır, çocuk sesleri mahalle aralarında yankılanır. Özellikle Sur'un dar sokaklarında ve eski Diyarbakır evlerinin avlularında hissedilen o hafif serinlik, günün yorgunluğunu alıp götürür.

Eskiden dam kültürü daha yaygındı. Yaz gecelerinde aileler damlara çıkar, serilen yataklarda yıldızların altında uyurdu. Bugün yüksek apartmanlar ve değişen yaşam tarzı nedeniyle bu gelenek eskisi kadar görünmese de, sıcak gecelerde damlarda oturan, sohbet eden insanlara hâlâ rastlamak mümkün.

Diyarbakır'ın yazı biraz da sabır işidir. Gündüz sıcağına katlananlar, gecenin serinliğinde ödülünü alır. Belki de bu yüzden Diyarbakırlılar yazı şikâyet ederek değil, yaşayarak geçirir. Çünkü bilirler ki bu toprakların sıcağı kadar gecesi de güzeldir.

Şimdi Temmuz kapıda. Önümüzde daha sıcak günler var. Fakat her kavurucu günün ardından Dicle'den esen hafif bir rüzgârın, taş duvarlara çarpıp sokaklara yayılan serinliğin geleceğini de biliyoruz.

Diyarbakır'ın yazı böyledir işte...

Gündüz güneşle mücadele edilir, gece ise serinliğin tadı çıkarılır.