Körfezde Sessiz Satranç: ABD ile İran Ne Yapmaya Çalışıyor?

Orta Doğu bir kez daha dünyanın en kritik gerilim hattına dönüşmüş durumda. Bir tarafta küresel gücünü korumaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafta yıllardır yaptırımlar altında ayakta kalmaya çalışan İran… Görünen o ki iki ülke arasında yaşanan kriz yalnızca nükleer program meselesinden ibaret değil. Asıl mücadele, bölgenin geleceğini kimin şekillendireceği sorusunda düğümleniyor.

ABD’nin İran’a yönelik politikası uzun yıllardır aynı temel üzerine kurulu: İran’ın nükleer güç haline gelmesini engellemek ve bölgedeki etkisini sınırlandırmak. Çünkü Washington yönetimi, nükleer kapasitesi artmış bir İran’ın sadece İsrail için değil, tüm Körfez dengesi için büyük risk oluşturduğunu düşünüyor.

Ancak meselenin başka bir boyutu daha var. İran bugün yalnızca bir ülke değil; Irak’tan Suriye’ye, Lübnan’dan Yemen’e kadar uzanan geniş bir etki ağına sahip. ABD ise bu etkinin büyümesini kendi çıkarları açısından tehdit olarak görüyor. Bu nedenle ekonomik yaptırımlar, diplomatik baskılar ve askeri hamleler eş zamanlı yürütülüyor.

İran cephesinden bakıldığında ise tablo farklı okunuyor. Tahran yönetimi, yıllardır uygulanan ağır yaptırımların halkı ekonomik olarak yıprattığını savunuyor. İran’a göre ABD’nin asıl amacı rejimi zayıflatmak ve bölgedeki bağımsız hareket alanını daraltmak. Bu nedenle İran geri adım atmaktan çok “direnç gösterme” siyaseti izliyor.

Bugün yaşananlar aslında açık bir savaş değil; kontrollü bir güç mücadelesi. Taraflar birbirine doğrudan saldırmaktan kaçınıyor ancak vekil güçler, ekonomik hamleler ve diplomatik restleşmeler üzerinden büyük bir satranç oynanıyor.

Dünyanın dikkatle izlediği bu gerilimde en kritik soru ise şu: Taraflar yeniden masada anlaşabilecek mi, yoksa Orta Doğu yeni bir büyük krize mi sürüklenecek?

Şimdilik görünen gerçek şu: ABD ile İran arasındaki mücadele yakın zamanda sona erecek gibi görünmüyor. Çünkü bu kriz yalnızca iki ülkenin değil, enerji yollarının, bölgesel ittifakların ve küresel güç dengelerinin de mücadelesi haline gelmiş durumda.