Kurban Bayramı da geldi geçti…

Günler öncesinden başlayan hazırlıklar, alışveriş telaşı, yolculuklar ve hasret gidermeler artık geride kaldı. Bayramın son gününe ulaşırken şehirler yavaş yavaş günlük hayatın ritmine dönüyor. Otogarlarda dönüş yoğunluğu yaşanıyor, çarşılardaki kalabalık azalıyor, misafirler evlerine uğurlanıyor.

Ancak her bayramın ardından insanın aklına aynı soru geliyor:

Bayram bitti, peki ya geriye ne kaldı?

Diyarbakır, bu bayramda yine kendine yakışan bir tablo ortaya koydu. Tarihi Sur sokaklarında dolaşan ziyaretçiler, Ulu Cami’nin avlusunda edilen dualar, esnafın yüzünü güldüren hareketlilik, çocukların lunaparklarda yükselen kahkahaları ve aile ziyaretleri…

Kent, günler boyunca sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir buluşma noktası oldu.

Fakat bayramların değeri yalnızca oluşan kalabalıklarda ya da hareketlilikte saklı değil.

Asıl değer; uzun zamandır görüşemediğimiz bir akrabanın kapısını çalabilmekte, bir büyüğün hayır duasını alabilmekte, bir dostun halini hatırını sorabilmekte gizli.

Günümüzde teknoloji her ne kadar insanları birbirine yakınlaştırıyor gibi görünse de, aslında çoğu zaman aramıza görünmez mesafeler koyuyor. Aynı evde yaşayan insanlar bile bazen birbirleriyle konuşmaya fırsat bulamaz hale geliyor.

İşte bayramlar tam da bu noktada bize önemli bir hatırlatma yapıyor.

Bir sofranın etrafında toplanmanın, yüz yüze sohbet etmenin, paylaşmanın ve birlikte vakit geçirmenin değerini yeniden gösteriyor.

Şimdi bayram sona erdi.

Çocukların harçlıkları harcanacak, şehirler sakinleşecek, yollar boşalacak. Bayram boyunca kurulan sofralar kaldırılacak, ziyaretler tamamlanacak.

Ancak asıl mesele, bayramda yaşadığımız güzellikleri bayramla birlikte geride bırakmamak.

Bayramda aradığımız insanları sadece bayramdan bayrama hatırlamamak…

Kurulan gönül köprülerini birkaç gün sonra yeniden yıkmamak…

Kırgınlıkları yeniden büyütmemek…

Çünkü bayramlar yalnızca takvim yapraklarında yer alan birkaç günlük tatil değildir. Bayramlar; kardeşliği, dayanışmayı, paylaşmayı ve insan olmanın değerini hatırlatan özel zamanlardır.

Bugün geriye dönüp baktığımızda umarım yalnızca kalabalıkları değil, o kalabalıkların içinde yaşanan güzel anıları da hatırlıyoruzdur.

Çünkü şehirleri güzelleştiren tarihi yapılar, geniş caddeler ya da büyük meydanlar değildir.

Şehirleri asıl güzelleştiren, insanların birbirine gösterdiği sevgi, saygı ve samimiyettir.

Bir bayram daha geride kaldı…

Temennimiz odur ki; bayramın bıraktığı kardeşlik, sevgi ve dayanışma duygusu yalnızca birkaç günle sınırlı kalmasın, yılın geri kalanında da hayatımıza yön vermeye devam etsin.

Çünkü geriye kalan en değerli şey, güzel hatıralardır.