Sosyal medya'nın insanların özel hayatlarına dair her şeyi paylaşabildikleri bir alana dönüştüğünü belirten Kılınç, yapılan paylaşımların geçmişten geleceğe bir hatıra bırakmak değil toplumsal onay alma eğilimi olduğuna dikkat çekti.

Psikolog Sayar: Bir insan sosyal medyada tüm anını yaymamalıdır Psikolog Sayar: Bir insan sosyal medyada tüm anını yaymamalıdır

Sosyal medya paylaşımlarının, kişinin kendini beğendirme arzusu ve eğilimiyle şekillendiğini ifade eden Kılınç, sosyal medyanın kişinin kendisini bir başkasıyla kıyas ederek paylaşım yapma isteğini arttırdığına vurgu yaptı.

Kılınç, Ebeveynler tarafından çocukların küçük yaşta dijital platformlarda çokça paylaşılmasının, çocuğun gelişim süreci ve psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade etti.

Sosyal medya'da her anını paylaşma hastalığı, özel fotoğraflar paylaşma ve çocukların fotoğrafını yayınlamanın zararları üzerine Sosyal Medya Uzmanı Kurtuluş Kılınç, İLKHA muhabir'ine önemli değerlendirmelerde bulundu.

Son zamanlarda insanların vakitlerini sosyal medya'da daha fazla geçirdiğine dikkat çeken Kılınç, "Özellikle sosyal medyada insanların günlerini daha fazla geçirmeye başlaması, sosyal medya mecralarının artması ile birlikte insanlar kendisini daha rahat ifade edebildiği platformlarda üyelikler oluşturmasıdır. Bazen birkaçında birlikte üyelikler oluşturuyor ve günlük yaşam rutinlerini, bazen evindeki bazen iş yerindeki bazen ise arkadaşlarıyla özel hayatında yaşadıkları, aileleriyle ve çocuklarıyla yaşadıkları rutinleri sosyal medyada başka insanlara gösterme arzusu ve eğiliminde bulunabiliyorlar. " şeklinde konuştu.

"Sosyal medya'da insanlara kendini farklı gösterme çabası, toplumsal onay alma arzusudur"
Sosyal medyada yer alan birçok kişisel gönderinin bu mecralarda var olma, kabul görme düşüncesi ve psikolojisiyle paylaşıldığını vurgulayan Kılınç,"Aslında burada sadece bir geleceğe hatıra bırakmak değil bazen de sosyal manada toplumsal olarak orada bir onay almak, kabul görmeye şeklinde algılanabiliyor. İşte bütün bunların ötesinde gençler özellikle statü edinebilme, 'toplum içerisinde ben de varım' diyebilmek için bunu yapabiliyor. Elbette bunun faydaları olduğu gibi çok büyük zararları da var. Sosyal medyada son zamanlarda çeşitli filtreler var. Bu filtreler insanları olduğundan çok farklı gösterebiliyor. Zaman zaman bununla ilgili komik videolar da belki karşınıza çıkmıştır. Olduğunuzdan çok daha farklı bir şekilde insanlara kendinizi gösterme çabanız, bir onay alma ve statü edinme ve 'ben farklıyım', 'sizden daha iyiyim' diyebilme arzusuyla örtüşüyor." diye konuştu

"İnternete giren hiçbir şey silinmiyor"
Sosyal medya'da çocukların görsellerini paylaşmanın çocuğu psikolojik olarak etkileyebileceği uyarısında bulunan Kılınç, "Bunun kısmen faydaları olabildiği gibi çoğunlukla zararları da var demiştik. Hele ki çocuklarımız üzerinde zararları var. Yarın, geleceğine psikolojik açıdan etki edebilecek ya da gelecekteki yaşantılarında onları daha küçük düşürebilecek, onların istemediği bazı fotoğrafları ve videoları attığınızda, biliyorsunuz internete giren hiçbir şey silinmiyor, belli bir zaman sonra çocuk bunu gördüğünde rahatsızlık duymaya, arkadaşları onunla belki dalga geçmeye başlayacak. Bu da çocuğun psikolojisini bozacak, toplumdan dışlanmasına neden olacak. İşte bu yüzden bunlara dikkat etmek gerekmektedir."  dedi.

"Yaratılmışların en büyük rahatsızlıklarından birisi 'Kıyas'tır"
Kişinin kendisini bir başka sosyal medya kullanıcısıyla kıyas etmesi, kendini beğendirme ve farklı gösterme, statü edinme duygusunun kişiyi hata yapmaya ve sorunlar yaşamaya yaklaştırdığını kaydeden Kılınç, sözlerine şöyle devam etti:

"Bununla birlikte, sosyal medyada sık görülme hastalığı olduğu için söylüyorum, insanın en büyük hastalıklarından biri yani yaratılmışların en büyük rahatsızlıklarından birisi nedir, biliyor musunuz? 'Kıyas'tır. Allah bir insan yaratacağını söylediğinde, şeytan hemen o topraktan yaratılacak insanla kendisini kıyasladı. Dedi ki: 'ben ondan üstünüm.' Ardından aklımıza hemen Habil ile Kabil geliyor. Kabil kendisini Habil ile kıyas etti, onun daha çok sevildiğini düşündü ve yeryüzünün ilk katili oldu. Hazret-i Yusuf olayına baktığımızda kardeşleriyle yaşadığı sıkıntılar, kuyuya atılması, kardeşlerinin kendisiyle kıyası… Bugüne bunu yansıtacak olduğumuzda, özellikle annelerimizin ve babalarımızın çocuklarına karşı davranışları, 'komşunun çocuğu bak, şöyle yapmış, sınavdan bunu almış, o şu okullara gidiyor, bu dershanelere gidiyor, şunları yapıyor, şöyle becerileri var yani sürekli başkalarının çocuklarıyla kendi çocuklarını kıyaslıyor. Özellikle ev hanımları ve çalışan hanımların da sosyal medyada, arkadaşlarının ev ve arabalarıyla yapmış oldukları paylaşımları görmüş olduklarında, 'Onlarda var, bizde niye yok?', 'Onlar almış biz niye almıyoruz?' şeklinde serzenişleri var hatta bunu son zamanlarda beyler de artık yapmaya başladı. Hep bir kıyas içerisindeyiz. Bu kıyas hastalığı bizde olduğu müddetçe sosyal medyada, özellikle kendini beğendirme ve farklı gösterme, statü edinme duygusu bizde var olduğu sürece bu sorunları yaşamamız içten bile değil."

"Kendimize zaman ayırmalı, sosyal medyayı belli zamanların dışında kullanmamalıyız"
Anne babaların sosyal medya paylaşımları yaparken dikkatli olmaları gerektiğini ve kendilerine ayırdıkları özel zamanları genişletmeleri tavsiyesinde bulunan Kılınç, şunları kaydetti:"Özellikle sosyal medya kullanımı ile ilgili bazı uyarılara dikkat etmek lazım. Daha önce aslında bunları yine ifade etmiştik sizler aracılığıyla yine değinmek istiyorum. Öncelikle mahremimizi başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmamız lazım. İkincisi çocuklarımızla ilgili herhangi bir şeyi mecburi olmadıkça ve onların hoşuna gitmeyeceği görüntüler olabileceğini düşündüğümüz zamanlar oluyorsa, kesinlikle bunu paylaşmamamız lazım. Güvenlikle ilgili akrabalık ilişkileri noktasında, 'Amcam şu işi yapar', 'Dayım şu işi yapar'  vesaire insanlarla paylaşmamamız lazım. Yine en önemlilerinden birisi önce iç sesimize bakıp, kendimize zaman ayırıp sosyal medyayı belli zamanların dışında asla ve asla kullanmamamız lazım." 

Kaynak: İLKHA