Sosyal medyada son günlerin en çok ilgi gören akımlarından biri, kullanıcıların kendi fotoğraflarını yapay zekâ uygulamalarıyla 1980’li yılların görüntülerine dönüştürmesi oldu. Eski fotoğraf estetiğiyle hazırlanan paylaşımlar kısa sürede yayılırken, akımın arka planındaki kişisel veri güvenliği konusu ise daha az konuşuldu.
Kullanıcıların birkaç saniye içerisinde güncel fotoğraflarını nostaljik bir görünüme kavuşturmasına imkân sağlayan uygulamalar, özellikle sosyal medya platformlarında yoğun şekilde kullanılıyor. Ancak fotoğrafın bir yapay zekâ sistemine yüklenmesiyle birlikte yalnızca görüntünün değiştirilmesi değil, görüntüdeki kişisel verilerin nasıl işlendiği de önem kazanıyor.
Yüz görüntüsü konusunda dikkat çeken uyarı
Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun (KVKK) konuya ilişkin değerlendirmeleri, sosyal medya akımlarına katılırken dijital mahremiyetin göz ardı edilmemesi gerektiğine işaret ediyor.
Yapay zekâ uygulamalarına yüklenen fotoğraflarda yüz görüntülerinin de işlenebilmesi, kişisel verilerin korunması açısından ayrı bir önem taşıyor. Yüzün şekli, oranları ve diğer ayırt edici özellikleri, kullanılan teknolojinin niteliğine bağlı olarak sistemler tarafından analiz edilebiliyor.
Bu nedenle yalnızca eğlence amacıyla yapılan bir fotoğraf düzenlemesinin, kullanıcı açısından veri güvenliği bakımından tamamen risksiz olduğu düşünülmemeli.
Fotoğraf yüklemeden önce bu ayrıntılara bakın
Bir uygulamaya fotoğraf yüklemeden önce kullanıcıların platformun gizlilik politikasını incelemesi önem taşıyor.
Özellikle şu soruların yanıtlarına dikkat edilmesi gerekiyor:
Yüklenen fotoğraflar nerede saklanıyor?
Görseller ne kadar süre sistemde tutuluyor?
Fotoğraflar başka şirket veya kuruluşlarla paylaşılıyor mu?
Görseller yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi veya eğitilmesi amacıyla kullanılıyor mu?
Kullanıcı, yüklediği verilerin silinmesini talep edebiliyor mu?
Uygulama telefonda veya cihazda hangi izinlere erişim istiyor?
Ücretsiz sunulan ya da sosyal medyada yeni popüler hale gelen uygulamalarda bu ayrıntıların özellikle kontrol edilmesi öneriliyor.
“ChatGPT” adını kullanan mesajlara dikkat
Öte yandan sosyal medya akımlarının yayılmasıyla birlikte kullanıcıları çeşitli bağlantılara yönlendiren e-posta ve mesajlar da gündeme gelebiliyor.
Özellikle tanınmış yapay zekâ platformlarının adının kullanıldığı mesajlarda dikkatli olunması gerekiyor. Bir e-postanın üzerinde bilinen bir şirket veya uygulamanın adının bulunması, mesajın gerçekten o platform tarafından gönderildiği anlamına gelmiyor.
Kullanıcıların şüpheli mesajlarda gönderen adresini kontrol etmesi, bağlantıların yönlendirdiği internet sitesini incelemesi ve güvenilirliği doğrulanmamış linklere tıklamaması önem taşıyor.
Nostalji uğruna dijital mahremiyet göz ardı edilmemeli
ChatGPT, Gemini ve benzeri yapay zekâ hizmetleri farklı amaçlarla milyonlarca kişi tarafından kullanılırken, platformun bilinirliği tek başına kişisel veri güvenliği konusunda yeterli bir ölçüt oluşturmuyor.
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, kullanıcı tarafından yüklenen fotoğrafın hangi amaçla işlendiği ve verinin nasıl yönetildiği.
80’ler akımı gibi kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşabilen sosyal medya trendlerinde kullanıcılar çoğu zaman ortaya çıkan görüntüye odaklanıyor. Ancak fotoğrafın sisteme yüklenmesiyle başlayan veri işleme sürecinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Uzmanların ve KVKK’nın uyarıları doğrultusunda, yapay zekâ uygulamalarına kişisel fotoğraf yüklemeden önce birkaç saniye ayırarak gizlilik koşullarını ve uygulamanın istediği izinleri kontrol etmek, dijital mahremiyet açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor.