?>

Depremde eşini ve çocuğunu kaybeden acılı anne: Hiçbir zaman isyan etmedim

Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremlerde 19 yaşındaki çocuğu ve eşi vefat eden Sariye Kırgız, "Kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı. 2 ay önce askerlik kâğıdı gelmişti. Askere gitmeyi o kadar çok isterken toprağın altına koydum. Ölüm Allah'tandır. Bir gün bile isyan etmedim. Oraya gideceğim ve buluşacağız." dedi.

Güncel - 3 yıl önce

Yıkımın en çok yaşandığı illerden olan Hatay'da evinde tek başına depreme yakalanan ancak bir gün öncesinden oğlu Taha (19) Ankara'dan, kocası ise İstanbul'dan gelen Sariye Yıldız, deprem gecesi oğlu ve kocasının kayınvalidesinde kaldığını, bulundukları binanın yıkılmasıyla kocası, oğlu, kaynanası ve kayınpederinin vefat ettiğini söyledi.
Hayatta tek başına kalarak çadır kentte yaşamını sürdüren ve Umut Kervanı aracılığıyla oğlu için kurban kestirip dağıtan Yıldız, çadır kentte çocuklar için yapılan etkinliklere destek vermenin yanı sıra Umut Kervanı ile de farklı çalışmalar içerisinde yer alıyor.
Deprem gecesi yaşadıklarını İLKHA muhabirine anlatan Yıldız, tek evladı olan Taha'nın yaşanan depremde vefat ettiğini, her gün mezarına giderek 2-3 saat ağladığını ancak hiçbir zaman isyan etmediğini ve gerçek dünyada oğlu ile buluşacağına inandığını söyledi.
"Yağmur, fırtına, gök gürültüsü... Kıyametin koptuğunu düşündüm"
Yıldız, "Depremden bir gün önce oğlum Mehmet Ankara'dan, babası İstanbul'dan geldi. Ziyaret amaçlı babaannesine gitti. Deprem anında oradaydı. Ben de kendi evimde tek başımaydım. Ufak bir sallantıyla başladı, akabinde hızlandı. Üçüncü kattan çok darbe almadan aşağıya inebildim. Tek bir evladım vardı ve hiçbir şekilde ona ulaşamadım. Sadece bulunduğu binanın çöktüğü haberini almıştım. Deprem sonrası telefon hatları da çökmüştü. İnternet, telefon hatları, iletişimler kesildi. Dışarıyı görmeden bu kadar büyük bir yıkımın yaşandığını bilmiyorduk. Oğlumun bulunduğu yer bize 20 dakika mesafedeydi. Oraya giderken şehrin merkezinin tamamen yıkıldığını gördüm. 20 dakikalık yolu bir saatte gidebildim. Giderken ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Yağmur, fırtına, gök gürültüsü... Kıyametin koptuğunu düşündüm. Çocuklar sokakta bağırıyor, enkazların altından imdat çığlıkları... Kimseye müdahale edemiyorsunuz. Ben oğluma odaklanmıştım ama ne yaşadığımızı anlamlandıramıyordum. Aradan 2 ay geçmiş ve hala kendime 'ne yaşadık?' diye soruyorum." diye konuştu.
"Kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı"
Oğlunun bulunduğu enkaza giderek seslendiğini ancak cevap alamadığını belirten Yıldız, " Seslendim ses yok. Babası, dedesi ve babaannesiyle aynı evdelerdi. Ses veriyorum ama ses gelmiyordu. Uykusu vardı, acaba hala uyuyor mu? Diye düşündüm. Uyuyor musun? Diye bağırdım ama hiçbir ses gelmedi. Çaresiz ellerimizle kazmaya başladık. Amcaları, dayıları, halaları ve teyzeleriyle molozları ellerimizle kaldırmaya çalıştık. Bir imdat bekliyorduk ama gönüllüler haricinde imse yoktu. O gün bir türlü gün ağarmadı. Hiçbir şekilde aydınlanmadı. Çok değişik bir gündü. Sonrasında yine arama çalışmalar devam etti ama yok. Hiçbir şekilde kimseden ses çıkmıyordu. 19 yaşında tek evladımı toprağa verdim. Kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı. 2 ay önce askerlik kâğıdı gelmişti. Askere gitmeyi o kadar çok isterken toprağın altına koydum. Ölüm Allah'tandır. Bir tek gün bile isyan etmedim. Oraya gideceğim ve buluşacağız. Tek evladımdı. Taha çok merhametli, çok farklı biriydi." şeklinde konuştu.
Umut Kervanı aracılığıyla iftar yemeği verdiğini hatırlatan Yıldız, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Oğlum adına kurban kestirip buradakilere yardım ediyorum. Bugün yine Umut Kervanı ile yapabileceğimizi konuştuk. Farklı ülkelerde oğlum adına su kuyusu açtırıyorum. Günde 2-3 saat mezarına gidip hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Ancak burada hissettirmiyorum. Yeri geldiğinde çocuklar için yapılan etkinliklerde onlarla oynuyorum. Görenler belki 'oğlu öldü ama oynuyor' diyorlardır. Evet, oğlum öldü ve gerçek dünyaya gitti. Çok şükür tertemiz gitti. Ancak buradakilerin hayatı devam ediyor. Buradaki çocukların psikolojisi alt üst olmuş durumda. Psikolog yok, eğitim yok. Su içerken bile hala utanıyoruz. Başkaları da içebiliyor mu? Diye düşünüyorsunuz. Burada zengini de fakiri de aynı. Şurada çok iyi bir savcı oturuyor. Savcı ile aynı yerde oturuyoruz." (İLKHA)
Haftanın Öne Çıkanları

Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi

2023-03-30 20:40 - Güncel

Emine Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’le görüştü

2023-03-30 23:41 - Güncel

İspanya'da orman yangınları ülkenin kuzeyine yayıldı

2023-03-31 19:36 - Güncel

Kahramanmaraş'ta enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor

2023-03-29 06:54 - Güncel

Karayolu işleri yaptırılacaktır

2023-03-27 15:04 - Güncel

Bakan Soylu: “Hatay hariç diğer illerde Ramazan ayında enkaz kaldırmayı bitireceğiz” (Videolu)

2023-04-01 15:53 - Siyaset

Diyarbakır’da kumar oynatan 4 kişiye 17 bin lira para cezası

2023-03-28 15:20 - Güncel

Batman'daki petrol sızıntısının oluşturduğu tehlikenin giderilmesi isteniyor

2023-03-27 11:11 - Güncel

Depremzede çocuklar teravih namazı kılmanın verdiği mutluluğu dile getirdi

2023-03-31 15:15 - Güncel

Midyat’ta mutfakta çıkan yangın korkuttu

2023-03-29 10:20 - Güncel

İlgili Haberler

Zabıtadan çocuklara güvenli okul yolu uyarısı

10:39 - Güncel

25 noktada yol çalışması

10:40 - Güncel

Tarihi camide sıvalar aktı 550 yıllık tarih ortaya çıktı

10:41 - Güncel

Turunç Masa Ağustos ayında 11 bin 596 başvuruyu takip etti

10:47 - Güncel

Kartepe Kent Konutları’nda 144 aile yarın evlerine kavuşacak

10:49 - Güncel

Günün Manşetleri

Diyarbakır’da kaynak ustalarının zorlu mesaisi

15:12 - Diyarbakır

Diyarbakır’da kadın emeğine anlamlı destek: Kafede sergileniyor

14:02 - Diyarbakır

Diyarbakır’ın kalbinde 5 asırlık sır Sarı Saltuk Türbesi

12:54 - Diyarbakır

Diyarbakır’da sulama tankerine arkadan çarptı: 1 yaralı

11:55 - Diyarbakır

Diyarbakır’da hasarlı bina tedirginliği

11:51 - Diyarbakır