Sosyal medyada hızla yayılan akımlar, yapay zekâ ve sensör teknolojisinin kullanıldığı interaktif oyuncaklara ilgiyi artırdı. Diyarbakır’da da oyuncakçıların raflarında daha fazla yer almaya başlayan bu ürünler, çocuklarla kurduğu gerçekçi etkileşim nedeniyle uzmanların dikkatini çekiyor. Uzmanlar, ebeveynleri oyuncak seçiminde yalnızca fiziksel güvenliğe değil, çocukların psikolojik ve sosyal gelişimine yönelik olası etkilere de dikkat etmeleri konusunda uyarıyor.
Teknolojinin günlük yaşamın her alanına daha fazla dahil olmasıyla birlikte oyuncak anlayışı da değişmeye başladı. Ses, dokunma ve hareketleri algılayabilen yapay zekâ destekli interaktif oyuncaklar, özellikle sosyal medyada gördükleri içeriklerden etkilenen çocuklar ve gençler arasında ilgi görürken, bazı ürünler yetişkinlerin de günlük yaşamının bir parçası haline geliyor.
Son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ve canlı bir varlık hissi oluşturmasıyla öne çıkan Mirumi benzeri interaktif oyuncaklar, Diyarbakır’daki oyuncak mağazalarında da tüketicilerin karşısına çıkıyor.
Sosyal medya ilgiyi artırdı
Teknoloji ile duygusal ihtiyaçların bir araya gelmesi, interaktif oyuncakların klasik oyuncaklardan farklı bir noktaya taşınmasına neden oluyor. Özellikle sosyal medya platformlarında viral hale gelen ürünler, kısa sürede geniş kitlelere ulaşarak tüketici ilgisini artırıyor.
CES 2026’da da dikkat çeken interaktif oyuncaklar, yalnızca çocuklara yönelik ürünler olmaktan çıkarak yetişkinlerin günlük yaşamında kullanılabilen teknoloji ürünleri şeklinde konumlandırılıyor. Masada duran, çantaya takılan veya kullanıcıya eşlik eden bu ürünler, kimi kullanıcılar tarafından adeta bir “yol arkadaşı” olarak görülüyor.
Çocukların gelişimi açısından tartışılıyor
Yapay zekâ ve gelişmiş sensörlerle donatılan interaktif oyuncaklar; ses, dokunma ve hareket gibi uyaranlara tepki verebiliyor. Bazı modeller, kullanıcının davranışlarına göre başını çeviriyor, farklı hareketler sergiliyor ve çeşitli tepkiler vererek canlı bir varlıkla iletişim kuruluyormuş hissi oluşturuyor.
Ancak uzmanlar, özellikle küçük yaştaki çocuklarda bu etkileşimin dikkatli değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Çocukların soyut ve somut kavramları yetişkinler kadar gelişmiş olmadığına dikkat çeken uzmanlara göre, yapay zekâ destekli bir cihazın canlı bir varlık gibi algılanması, gerçek ve sanal ilişki arasındaki sınırların çocuk açısından belirsizleşmesine neden olabilir.
“Gerçek arkadaşlıkların yerini almamalı”
Uzmanlar, interaktif oyuncakların çocuğun akranlarıyla kurduğu ilişkinin yerine geçmemesi gerektiğini vurguluyor. Çocuğun arkadaşlarıyla oyun oynaması, iletişim kurması, anlaşmazlık yaşaması, sorun çözmesi ve yeniden iletişim kurmayı öğrenmesi sosyal gelişimin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Yapay zekâ destekli bir oyuncağın sürekli ulaşılabilir olması ise gerçek sosyal ilişkilerden farklı bir iletişim ortamı oluşturuyor. Özellikle çocuğun her ihtiyacında hazır yanıt veren bir sisteme yönelmesinin, problem çözme ve kendi başına düşünme becerilerinin gelişimi açısından dikkatle ele alınması gerektiği belirtiliyor.
Yetişkinlerde ise “duygusal yol arkadaşı” olarak görülüyor
İnteraktif oyuncaklara yönelik ilgi yalnızca çocuklarla sınırlı değil. Özellikle yalnız yaşayan yetişkinler ve teknoloji trendlerini yakından takip eden gençler, bu ürünleri stres azaltıcı veya günlük yaşama eşlik eden küçük bir arkadaş olarak değerlendirebiliyor.
Yumuşak dokusu ve öngörülemeyen hareketleriyle kullanıcıda sıcaklık ve yakınlık hissi oluşturması, bu ürünlerin tercih edilmesindeki etkenlerden biri olarak gösteriliyor. Sosyal medyada popüler hale gelmeleri ise ürünlere yönelik koleksiyon ve aidiyet duygusunu da güçlendirebiliyor.
Bununla birlikte uzmanlar, teknolojik bir ürünün insan ilişkilerinin yerini almaması gerektiğinin altını çiziyor.
Uzmanlardan ebeveynlere yeni dönem uyarısı
Geçmişte ebeveynlerin oyuncak seçiminde daha çok ürünün yaş grubuna uygunluğu, küçük parçalar, kırılma ve yutma gibi fiziksel risklere odaklandığına dikkat çekiliyor. Yapay zekânın oyuncak sektörüne girmesiyle birlikte ise değerlendirilmesi gereken unsurların kapsamının genişlediği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre ebeveynlerin bir oyuncağı satın almadan önce yalnızca fiziksel güvenliğini değil, çocuğun kullanım sırasında nasıl bir etkileşim kuracağını ve bunun gelişimine ne şekilde yansıyabileceğini de değerlendirmesi gerekiyor.
Özellikle yapay zekânın çocuğun ağlama, öfke veya farklı duygusal tepkilerini yanlış yorumlayabilmesi ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor. Bu tür durumlarda oyuncağın verdiği tepkinin çocuğun ihtiyacına uygun olmaması, çocuk açısından kafa karışıklığı veya güvensizlik oluşturabilecek bir etken olarak değerlendiriliyor.
“Bakıcı ya da susturucu olarak kullanılmamalı”
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer konu ise yapay zekâ destekli oyuncakların ebeveynlerin yerine konulmaması. Çocuğu oyalamak, sakinleştirmek veya uzun süre meşgul etmek amacıyla bu cihazlara aşırı sorumluluk yüklenmesinin doğru olmadığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, yapay zekâlı oyuncakların çocuğun yaşamındaki gerçek insan ilişkilerini destekleyen yardımcı bir araç olarak değerlendirilmesini; ebeveyn, kardeş ve akran ilişkilerinin yerine geçirilmemesini öneriyor.
Oyun yalnızca teknolojiyle sınırlı kalmamalı
İnteraktif oyuncakların kontrollü ve yaşa uygun kullanıldığında çocukların teknolojiyle etkileşimini destekleyebileceği belirtilirken, gerçek yaşam deneyimlerinin öneminin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar, çocukların ekran ve teknoloji dünyasının yanı sıra açık havada koşmaya, parklarda oynamaya, yaşıtlarıyla iletişim kurmaya, birlikte karar almaya, zaman zaman anlaşmazlık yaşamaya ve sorunları kendi yöntemleriyle çözmeye devam etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle ebeveynlere, yapay zekâ destekli interaktif oyuncakları çocukların odasında uzun süre yalnız başına kullanması yerine ebeveyn gözetiminde ve ortak yaşam alanlarında kontrollü şekilde kullanmalarını öneriliyor.