“Diyarbakır’da 8 kapı vardı”
Aziz Cevahirli, Diyarbakır surlarının geçmişte 8 kapıdan oluştuğunu belirterek şunları söyledi:
“Diyarbakır’da 8 kapı var. Dış surların 4 ana kapısı bulunuyordu: Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı. Sur içinde ise Saray Kapı, Küpeli Kapı, Ögrün Kapı ve Fetih Kapı bulunuyor.”
Tarihi kapıların, kentin hem güvenliği hem de sosyal yaşamı açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Cevahirli, sur içindeki hayatın belirli kurallara göre sürdüğünü dile getirdi.
“1932’ye kadar sur içi tamamen kapalıydı”
Çocukluk yıllarına dair anılarını paylaşan Cevahirli, 1932 yılına kadar sur içinin tamamen kapalı bir alan olduğunu belirtti:
“Surlar eskiden bizim çocukluk yıllarımızda anlatılıyordu. 1932 yılına kadar sur içinin etrafı tamamen surlarla örülü bir şekilde kapalıydı. Sur içinde oturanlar evlerine belirli bir saate kadar gidebilirlerdi. Sonrasında sur içi kapıları kapatılıyordu ve giriş çıkış kalmıyordu.”
Bu uygulamanın o dönem güvenlik amacıyla yapıldığını belirten Cevahirli, zamanla değişen şehir yapısına dikkat çekti.
“Şehir hava almıyor denilerek bazı duvarlar yıkıldı”
Aziz Cevahirli, 1932 yılında surların bazı bölümlerinin yıkıldığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“1932 yılında, bizim çocukluk yıllarımızda surların bazı duvarları ‘şehir hava almıyor, bulaşıcı hastalıklar artıyor’ gerekçesiyle yıkıldı. Hâlen surlarda, Nebi Camii kenarlarında yıkılmadan önceki surların kalıntıları bulunuyor.”
Tarihi mirasın korunmasının önemine vurgu yapan Cevahirli’nin anlattıkları, Diyarbakır surlarının sadece taş ve duvardan ibaret olmadığını; aynı zamanda bir dönemin yaşam biçimini yansıttığını ortaya koyuyor.
Diyarbakır’ın simgeleri arasında yer alan tarihi surlar, bugün de hem yerli hem yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Kent hafızasının yaşayan tanıklarından Aziz Cevahirli’nin anlatımları ise surların geçmişine ışık tutuyor.