Ankara Filistin Dayanışma Platformunun organizasyonuyla, "Refah'taki Çadırkent Katliamını Telin İçin Yürüyoruz" sloganıyla bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe Ankara Filistin Dayanışma Platformu bileşeni STK'ların ve vakıfların yanı sıra siyasi partiler de destek verdi. Ankaralılar, işgalci siyonistlerin Filistin'de devam ettiği katliamları protesto etmek için akşam namazında Kocatepe Camii'nde bir araya geldi.

Akşam namazı sonrası döviz ve bayraklarla on binlerce Ankaralı, Kocatepe Camii avlusunda toplanıp Ankara Valiliği önüne Sıhhiye Köprüsüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

İşgalci terör çetesinin yaklaşık 8 aydır devam ettiği soykırım ve son olarak Refah'ta sivillerin yaşadığı çadırkentte yaptığı katliamı telin etmek için yürüyüş yapıldı. Zulmü lanetlemek, mazluma destek olmak için bir araya gelen Kudüs aşığı halk, sık sık tekbirler getirip sloganlar attı.

31 Mayıs 2010 yılında "Rotamız Filistin, Yükümüz Özgürlük" sloganıyla Gazze’deki zulmü dünyaya haykırmak ve yardım götürmek için yola çıkan 'Gazze Özgürlük Filosu'ndaki Mavi Marmara gemisinde bulunan 10 yardım gönüllüsünün şehit edilmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Siyonist işgalciler tarafından şehit edilen Uğur Süleyman Söylemez, Necdet Yıldırım, Çetin Topçuoğlu, Furkan Doğan, Cengiz Akyüz, Cevdet Kılıçlar, İbrahim Bilgen, Cengiz Songür, Fahri Yaldız ve Ali Haydar Bengi programda anıldı.


Yapılan yürüyüş sonrası Ankara Valiliği önünde basın açıklaması yapıldı. Ankara Filistin Dayanışma Platformu adına Akademisyen ve Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Fatih Savaşan, tarafından okundu.

"Aksa Tufanı Operasyonunun üzerinden 238 gün geçti"

Savaşan, "Bugün burada hastalıklı ideoloji siyonizmin taşeron terör örgütü olan israile bir kez daha 'başaramayacaksınız' demek ve Filistin direnişine bir kez daha 'biriz-beraberiz ve kazanacağız' demek için toplandık. Filistin direnişinin, 76 yıldır süren işgal ve zulme verdiği en başarılı cevaplardan biri olan Aksa Tufanı Operasyonunun üzerinden 238 gün geçti. Terör yapılanması israil Gazze’yi insansızlaştırma hedefiyle işgal-talan ve soykırım suçunu kesintisiz sürdürüyor. Son olarak sözde uluslararası sistem tarafından 'güvenli' olarak ilan edilen bölgedeki çadır kentlere de saldıran ve sivilleri diri diri yakan israil, 'israil istisnacılığı' yapan Batının ağız ucuyla yaptığı kınamalarla yine korumaya alınmıştır. Siyonist terör örgütü israil çadır kentleri ateşe vermekle kalmamış dün de sivil halkın nefes borusunu tamamen tıkamak için Mısır ile Gazze arasındaki tampon bölgeyi, Philadelphia koridorunu da işgal etmiştir. Güvenli bölge olarak ilan edilen yerlerde hem de Uluslararası Adalet Divanının yeni kararının hemen ardından siyonist terör yapılanmasının yeni düzeylere taşıdığı soykırım sadece tüm söylem, prensip ve kurumlarıyla uluslararası sistemin iflasının bir belgesi değildir. Aynı zamanda ne yazık ki etkili tedbir alamayan İslam ülkeleri ve onların kuruluşlarının da işlevsizliğinin bir kez daha tescili olmuştur." dedi.

"2. Dünya Savaşından sonra kurulan tüm kurum ve kuruluşların israil söz konusu olduğunda işlevsiz kalması yeni bir şey değildir"

Açıklamasının devamında Savaşan, "Uluslararası Adalet Divanının kararlarına ve Birleşmiş Milletlerin çağrılarına rağmen tekrar eden savaş suçları ve devam eden soykırım uluslararası sistemin ve uluslararası hukukun anlamsızlığını ve işlevsizliğini ortaya koymaktadır. Esasen 2. Dünya Savaşından sonra kurulan tüm kurum ve kuruluşların israil söz konusu olduğunda işlevsiz kalması yeni bir şey de değildir. Biliyoruz ki kan, gözyaşı, gasp ve tehcirden başka bir meziyeti olmayan Siyonizmin taşeronu terör yapılanması israil, mezalimini 76 yıldır sürdürmektedir. Batı onu bugün temsil eden tüm ülke, kurum ve kuruluşlarıyla israili korumaya kendini adamıştır. Yine de Müslümanlar ve vicdan sahibi Batı kamuoyu artık Batıdan ve Batı medeniyetinin kurum ve kuruluşlarından İsrail aleyhine bir karar çıkmayacağını; nadiren çıksa bile bu kararların uygulanmayacağını iyice anlamıştır. Dünyayı ateşe veren hastalıklı ideoloji Siyonizmin taşeronu İsrail de işbirlikçisi ülkeler de pek tabiidir ki çözüm merkezi olamazlar. Diğer taraftan İslam ümmetinin izzet ve onurunu ve hastalıklı ideolojiyle mücadelenin gururunu 76 yıldır bir avuç Filistinli taşımakta ve bundan da şikâyet etmemektedir. Ancak bu yükü tamamen onların omuzlarına terk etmemek de biz Müslümanların ve vicdanlı Batı kamuoyunun kısacası tüm insanlığın bir görevidir. Artık açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki, terör devleti ile müzakere süreci bitmiş ve topyekûn mücadele dönemi başlamıştır. Filistin'in izzetli direnişçilerinin davasına omuz vermek gerektiğini artık tüm dünya idrak etmeye başlamıştır. Hangi görünüm altında olursa olsun Siyonizmin tüm kurum ve kuruluşları artık bu mücadelenin hedefidirler." ifadelerine yer verdi.

"Toplama kampı halindeki Gazze 238 gündür de işgal örgütü tarafından ölüm vadisine çevrilmiştir"

Savaşan, Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak kamuoyuyla şu tespitleri paylaştı:

"7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu, işgal-talan ve terör örgütünün 76 yıldır sürdürdüğü vahşete Filistin direnişinin verdiği en soylu cevaplarından birisidir. İsrail, üççeyrek asırdır sürdürdüğü vahşeti unutturup tarihi 7 Ekim’le başlatarak mazlum rolü oynayamaz.

israil, Filistinlileri evlerinden ve topraklarından çıkarmış; buraları tüm dünyadan göç ettirilen Yahudi gaspçılara vermiştir. Batı Şeria’yı sektörlere ayırmış, Gazze’yi Batı Şeria’dan tamamen koparmış ve böylece tüm Filistin’i açık hava hapishanesine dönüştürmüştür. Destansı direnişi ile işgal örgütüne kök söktüren Gazzeliler işgal ve mezalimi en yoğun haliyle yaşamak zorunda bırakılmışlardır. Toplama kampı halindeki Gazze 238 gündür de işgal örgütü tarafından ölüm vadisine çevrilmiştir. HAMAS vicdanı, mücadeleyi ve onurlu duruşu temsil eden Dünyanın en meşru hareketidir. Filistin kurtuluş savaşını veren en güzide oluşumlardan biri olarak HAMAS Müslümanların ve vicdanlı Batı kamuoyunun gözünde bir kahramanlar hareketidir. İşgal-talan ve terör yapılanması israilin tüm cilası dökülmüş; ortaya çıkan korkak ve çirkin görüntü siyonizmin etkisi ve sahipliği altındaki medyanın ve sermayenin tüm desteğine rağmen ortaya saçılmıştır. Dünya kamuoyu, Siyonizmin holokostu en büyük acı ve Yahudileri en büyük mağdur olarak gösterme çabasına artık prim vermemekte; antisemitizm yaygarasıyla tüm tepkileri bastırma uyanıklığı artık kabul görmemektedir. Artık Siyo-Nazizm insanlığın huzuruna yönelik en büyük tehdit olarak işaretlenmiştir. Kısacası siyonizmin iğdiş ettiği insanlık hafızası Aksa Tufanının bereketi ile kayıtları düzeltmeye başlamış; asıl suçluyu tespit etmiştir. Müslümanlar ve Batının vicdanlı kamuoyu dayanışma içinde Siyonizm belasından kurtulma mücadelesini başlatmıştır."

"İsrail hastalıklı ideoloji Siyonizmin taşeronudur"

"İsrail hastalıklı ideoloji Siyonizmin taşeronudur." diyen Savaşan, "Siyonizm sadece Müslümanların değil Hristiyanların ve tüm insanlığın başının belasıdır. Sadece Ortadoğu değil tüm Dünya barışına ve huzuruna kast eden bir hançerdir. Bu yüzden Müslümanlar olarak bizlerin saflarımızı sıkılaştırmamız yetmez, Dünyada zulme karşı duran herkesle işbirliği ve dayanışma yollarını artırmamız da elzemdir. Ankara Filistin ile Dayanışma Platformu olarak Siyo-Nazizmle her alanda mücadeleye girişen dünyanın vicdanını, saldırgan israili hemen durdurmak için her türlü imkânı seferber etmeye davet ediyor; günü kurtarma değil uzun soluklu mücadele hattını oluşturma ihtiyacını da vurguluyoruz. Batıda ve doğuda israile karşı tarihin doğru yanında yer alan devletler, aralarında işbirliğini artırmalı ve Güney Afrika örneğinde olduğu gibi somut adımlar atmalıdırlar. Sivil toplum kuruluşları ve entelektüeller kendilerine düşeni yapmalıdırlar. Siyonizmin teslim aldığı başta ABD, Kanada ve Almanya olmak üzere Batılı ülkelerin Gazze soykırımındaki suç ortaklığını raporlarla ifşa etme ve demokrasi ve insan hakları havariliklerinin sahteliği ortaya konulmalıdır." şeklinde belirtti.

"Ülkemizdeki Yahudilerden beklentimiz, zulme karşı mazlumun yanında olduklarını haykırmalarıdır"

Müslümanlar tarihte hiçbir ayırım yapmadan mağdurun yanında olmayı tercih etiğini hatırlatan Savaşan, "Ecdadımız Osmanlı, Endülüs’ün düşmesinden sonra Yahudilere de kapısını açmıştır. Şimdi Türkiye’deki Yahudi toplumundan siyonist zihinle aralarına mesafe koymalarını istemek; soykırımcı israili amasız, fakatsız telin etmelerini beklemek Türkiye kamuoyu olarak hakkımızdır. Dünyanın farklı yerlerindeki Yahudiler ve hatta israildeki kimi Yahudiler terör yapılanması israil ve siyonizmle aralarına mesafe koyarken toplumumuzun bir parçası olan Yahudi cemaati de artık ses vermelidir. Ülkemizdeki Yahudilerden beklentimiz, Siyonizmin ablukasına karşı itiraz sesini yükselten Yahudilere katılmaları ve zulme karşı mazlumun yanında olduklarını haykırmalarıdır." dedi.

"İsraili tanıyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye, gelinen noktada bu kararını gözden geçirmeli"

Boykot listesindeki ürünlerin reklamına protesto Boykot listesindeki ürünlerin reklamına protesto

Savaşan, "Türkiye, israil saldırganlığına karşı yürüttüğü diplomatik mücadeleyi israil ile ticaretin kesilmesi kararıyla güçlendirmiştir. Ancak israilin soykırım suçunu işlemeye devam etmekle kalmayıp daha da azgınlaşması karşısında yeni tedbirlerin alınması gereği de açıktır. İsraili tanıyan ilk ülkelerden biri olan Türkiye, gelinen noktada bu kararını gözden geçirmeyi tartışmalı ve tanıma kararını iptal etmelidir. İlk adımı atan ülke olmanın gururunu milletimiz hak etmektedir. Eminiz ki bu adımı atarsak birçok ülke benzeri bir kararı tartışmaya açacaktır. Son olarak belirtmek isteriz ki Filistin Davası sadece Filistinlilerin davası değildir. Filistin Davası Türkiye’nin davasıdır. Diyarbakır’ın İstanbul’un savunması Gazze’den Kudüs’ten başlar. Ve bilinmelidir ki umudumuz her daim diridir. Allah’ın vaadinin gerçekleşeceğinden şüphemiz yoktur. Dünya siyonizmin ittiği bataklıktan er geç kurtulacaktır. Yine belirtmek isteriz ki israilin Refah’ta saldırıyı durdurması veya Gazze’den çekilmesi mukadderdir. Bu olduğunda Siyonist yapı görecektir ki tüm Filistin kurtuluncaya ve Siyonist rejim hak ettiği yere, tarihin çöplüğüne atılıncaya kadar mücadelemiz sürecektir." Diyerek açıklamasını sonlandırdı.

Yapılan dua ile program, son buldu. 

Kaynak: İLKHA