<div>Diyarbakır’da tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürerken, Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi bünyesindeki hayvan çiftlikleri dikkat çeken uygulamalara ev sahipliği yapıyor.</div> <div>Fakültenin çiftliklerinde İtalyan kökenli mandalar yetiştirilirken, embriyo transferi yöntemiyle yüksek verim özelliklerine sahip yavrular elde edilmesi ve bu genetik materyalin bölgedeki yetiştiricilere kazandırılması hedefleniyor.</div> <h3>İtalyan mandalarla verimlilik hedefleniyor</h3> <div>Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Çiftliklerinde yetiştirilen İtalyan ırkı mandalar, özellikle süt ve et verimliliği açısından öne çıkan özellikleriyle ıslah çalışmalarının merkezinde bulunuyor.</div> <div>Çalışmalar kapsamında üstün genetik özelliklere sahip dişi mandalardan elde edilen embriyolar, uygun taşıyıcı annelere aktarılıyor. Elde edilen yavruların yetiştirilmesinin ardından bölgedeki yetiştiricilere ulaştırılması ve Diyarbakır ile çevresindeki manda varlığının genetik açıdan geliştirilmesi amaçlanıyor.</div> <div>Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sadık Yayla, Diyarbakır’ın hayvancılık açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, üniversitenin bu potansiyelin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.</div> <div>Yayla, büyükbaş hayvancılıkta Diyarbakır’ın Türkiye’de ilk beş içerisinde, keçi ve koyun varlığı bakımından ise ilk üç içerisinde bulunduğunu belirterek, ilin manda varlığında da Türkiye’de ikinci sırada yer aldığını söyledi.</div> <div>Hayvan çiftliklerinin üniversite yönetiminin desteğiyle modernize edildiğini aktaran Yayla, İtalyan ırkı mandaların embriyo transferiyle elde edildiğini ve çiftliğin aynı zamanda damızlık gen merkezi olarak faaliyet gösterdiğini kaydetti.</div> <div>Yayla, çalışmalarla Diyarbakır ve çevresindeki manda ırklarının geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek, İtalyan kökenli mandaların süt ve et verimliliği ile hastalıklara dayanıklılık bakımından öne çıkan özelliklerinden yararlanıldığını ifade etti.</div> <div></div> <h3>Embriyo transferiyle genetik ilerleme hızlandırılıyor</h3> <div>Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Ferit Özmen ise manda yetiştiriciliğinin Türkiye’de geçmişten bugüne önemli değişimler geçirdiğine dikkat çekti.</div> <div>Özmen, mandaların hastalıklara dayanıklılıkları, kaba yemlerden yararlanabilmeleri ve sulak alanları değerlendirebilmeleri nedeniyle önemli bir hayvan türü olduğunu belirtti. Manda sütünün yüksek yağ ve kuru madde oranına sahip olması nedeniyle yoğurt, kaymak ve peynir gibi ürünlerin üretiminde değerli bir hammadde olduğunu ifade etti.</div> <div>Manda yetiştiriciliğinin özellikle kırsal kesimde bazı aileler açısından geleneksel bir geçim kaynağı olduğunu aktaran Özmen, artan üretim maliyetleri ile gelir arasındaki dengenin bozulmasının geçmişte manda yetiştiriciliğinin ekonomik cazibesini azalttığını belirtti.</div> <div>Özmen, genetik ıslahın verimliliğin artırılması açısından önem taşıdığını vurgulayarak, suni tohumlama ve embriyo transferinin bu amaçla kullanılan iki önemli biyoteknolojik yöntem olduğunu söyledi.</div> <div>Embriyo transferinde üstün genetik özelliklere sahip dişi hayvanlardan elde edilen embriyoların taşıyıcı annelere aktarıldığını belirten Özmen, bu yöntemin daha karmaşık ve maliyetli olmasına rağmen genetik ilerlemenin daha kısa sürede sağlanmasına imkan verdiğini ifade etti.</div> <div>Dicle Üniversitesi bünyesinde hem suni tohumlama hem de embriyo transferi sonucunda elde edilen yavruların bulunduğunu belirten Özmen, çalışmalarla bölgenin iklim ve coğrafi koşullarına uyum sağlayabilecek, yüksek verim potansiyeline sahip damızlık materyalin yetiştiricilere ulaştırılmasının amaçlandığını kaydetti.</div> <h3>Çiftlikte Karacadağ’ın Zom koyunları da yetiştiriliyor</h3> <div>Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Çiftliklerinde manda çalışmalarının yanı sıra Karacadağ yöresiyle özdeşleşen Zom koyunlarının yetiştiriciliği de yapılıyor.</div> <div>Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Romedi Çelik tarafından aktarılan bilgilere göre Zom koyunu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde özellikle Karacadağ ve çevresinde yetiştirilen, bölgenin doğal koşullarına uyum sağlamış yerel bir koyun tipi olarak biliniyor.</div> <div>Yüzyıllardır bölge halkı tarafından kapalı sürüler halinde yetiştirildiği belirtilen Zom koyununun, zaman içerisinde bölgenin iklim ve yetiştiricilik koşullarına uyum sağlayan özellikler kazandığı ifade ediliyor.</div> <div>Zom koyununun hastalıklara karşı dayanıklılığı, yaşama gücü ve et ile süt yönündeki verim özellikleri, bölgedeki yetiştiricilerin bu hayvanı damızlık olarak tercih etmesinde etkili olan unsurlar arasında gösteriliyor.</div> <h3>Diyarbakır’ın hayvancılık potansiyeline bilimsel katkı</h3> <div>Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde küçükbaş hayvancılık önemli bir üretim alanı oluştururken, Diyarbakır da sahip olduğu geniş mera alanları, doğal koşulları ve yetiştiricilik geçmişiyle öne çıkıyor.</div> <div>Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin manda ve koyun yetiştiriciliğine yönelik çalışmaları ise bölgedeki mevcut hayvancılık potansiyelinin bilimsel yöntemlerle geliştirilmesine yönelik uygulamalar arasında yer alıyor.</div> <div>Üniversite bünyesinde yürütülen ıslah çalışmalarında bir yandan yüksek verim özelliklerine sahip manda genetiğinin bölgeye kazandırılması hedeflenirken, diğer yandan Karacadağ yöresinin yerel değerlerinden biri olan Zom koyununun yetiştiriciliğinin sürdürülmesi amaçlanıyor.</div> <div>Silvan Barajı’nın devreye girmesiyle birlikte bölgede tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha da gelişmesi beklenirken, Dicle Üniversitesi’nin hayvancılık alanındaki uygulama ve araştırma çalışmaları bölgedeki üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</div>