21 Yıllık Mesajdan “Terörsüz Türkiye” Hedefine

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır’da “Kürt sorunu benim de sorunumdur” sözleriyle ortaya koyduğu yaklaşımın üzerinden 21 yıl geçti. Türkiye bugün, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi hedefiyle yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni bir döneme girerken, 2005’teki tarihi çıkış yeniden gündeme geldi.

21 Yıllık Mesajdan “Terörsüz Türkiye” Hedefine

Türkiye siyasetinde bazı sözler, söylendiği günün ötesine geçerek yıllar sonra yeniden anlam kazanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır’da yaptığı konuşmada kullandığı “Kürt sorunu benim de sorunumdur” ifadesi de bu sözlerden biri olarak öne çıkıyor.

Erdoğan’ın o dönem Başbakan olarak Diyarbakır’da yaptığı konuşma, Kürt meselesinin açık biçimde tartışıldığı önemli siyasi dönemeçlerden biri oldu. Erdoğan, meselenin yalnızca belirli bir kesimin değil, Türkiye’nin tamamının meselesi olduğunu vurgulayarak çözüm için demokrasi, vatandaşlık hakları ve refah başlıklarına işaret etti.

Aradan geçen 21 yılda Türkiye çok farklı siyasi ve güvenlik dönemlerinden geçti. Demokratik Açılım ve Çözüm Süreci deneyimlerinin ardından yeniden yoğunlaşan terörle mücadele, Türkiye’nin gündemindeki en önemli başlıklardan biri oldu.Bugün ise Ankara’nın gündeminde yeni bir kavram bulunuyor: “Terörsüz Türkiye.”

Diyarbakır’da başlayan mesaj, bugün farklı bir zeminde

2005 yılında Diyarbakır’da vatandaşların karşısına çıkan Erdoğan’ın verdiği mesaj, Türkiye’nin kronik sorunlarını çözme iradesi üzerinden şekillenmişti.

Bugün yürütülen süreçte ise hedef daha geniş bir çerçevede ele alınıyor. Terörün sona erdirilmesi, silahların devre dışı bırakılması, toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi ve sürecin hukuki zemine oturtulması öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.

Bu kapsamda TBMM Genel Kurulu’nda 10 Ağustos 2026’da kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”, sürecin önemli adımlarından biri oldu. Düzenleme 467 kabul oyuyla yasalaştı; 87 ret ve 7 çekimser oy kullanıldı.

Yasanın dikkat çeken yönlerinden biri de sürecin yalnızca siyasi söylem düzeyinde bırakılmayıp belirli şartlara bağlı hukuki mekanizmalarla desteklenmesi oldu. Düzenlemede, örgütün fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gibi koşullar yer alıyor.

Erdoğan’ın siyasi çizgisinde dikkat çeken dönüşüm

Erdoğan’ın 2005’teki Diyarbakır konuşması ile bugün savunulan “Terörsüz Türkiye” hedefi arasında doğrudan bir siyasi devamlılık bulunduğu görüşü, iktidar çevrelerinde özellikle öne çıkarılıyor.

Bu bakış açısına göre 2005’te meseleye “sahiplenme” iradesiyle yaklaşan Erdoğan, sonraki yıllarda farklı yöntemleri deneyerek Türkiye’nin terör sorununu kalıcı biçimde çözme hedefinden vazgeçmedi.

Özellikle son dönemde sürecin Meclis çatısı altında yürütülmesi ve geniş bir siyasi mutabakatla yasalaşması, iktidar açısından önemli bir başarı olarak değerlendiriliyor. 467 kabul oyunun çıkması da düzenlemenin Meclis’te geniş bir destek bulduğunu ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı “Sözünü tuttu” 

21 yıl önce Diyarbakır’da Kürt meselesini Türkiye’nin ortak meselesi olarak tanımlayan Erdoğan’ın bugün “Terörsüz Türkiye” hedefini savunması, destekçileri tarafından “2005’te başlayan siyasi iradenin yeni bir aşaması” olarak yorumlanıyor.

Diyarbakır’ın hafızasında 21 yıl sonra yeni bir sayfa

Diyarbakır, 2005 yılında Erdoğan’ın tarihi konuşmasına ev sahipliği yapmıştı. Aradan geçen yılların ardından yine aynı şehir, Türkiye’nin terör sorununu geride bırakma hedefinin konuşulduğu yeni dönemin sembol kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.

2005’te “Bu sorun benim de sorunumdur” diyerek Kürt meselesini Türkiye’nin ortak sorunu olarak tanımlayan Erdoğan’ın bugün önüne koyduğu hedef ise “Terörsüz Türkiye.”

İki tarih arasındaki 21 yıl, Türkiye’nin kolay bir süreçten geçmediğini gösteriyor. Ancak bugün gelinen noktada iktidar cephesi, yıllardır süren terör sorununun sona erdirilmesi için tarihi bir fırsat bulunduğu görüşünde.

Bu nedenle Erdoğan’ın 2005’te Diyarbakır’da verdiği mesaj, bugün yalnızca geçmişe ait bir siyasi açıklama olarak değil, Türkiye’nin terör sorununu geride bırakma hedefinin uzun yıllara yayılan siyasi hikâyesinin önemli dönüm noktalarından biri olarak yeniden değerlendiriliyor.