Diyarbakır’da 8 asırlık türbe

Tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan Diyarbakır’da, yaklaşık 8 asırlık geçmişe sahip Sultan Şuca Türbesi, asırlara meydan okuyan mimarisi ve manevi atmosferiyle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.

Diyarbakır’da 8 asırlık türbe

Tarihi ve kültürel mirasıyla öne çıkan Diyarbakır’da, yaklaşık 8 asırlık geçmişe sahip Sultan Şuca Türbesi, asırlara meydan okuyan mimarisi ve manevi atmosferiyle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.

Merkez Sur ilçesi Alipaşa Mahallesi Turistik Cadde üzerinde, Mardin Kapı mevkiinde yer alan türbe, Diyarbakır Mardin Kapısı içerisindeki Deliller Hanı’nın karşısında bulunuyor. Bölge, hem yerli hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.

Artukoğulları dönemine uzanan bir miras

Salnamelere göre Sahabe-i Kiram’dan Sultan Şücaeddin Hazretleri’nin, Mardin Kapı civarındaki Hz. Ömer Camii Şerifi yakınında medfun olduğu belirtiliyor. Türbenin mevcut yapısının ise 1183–1231 yılları arasında Diyarbakır’a hâkim olan Artukoğulları döneminde, Sultan Melikşah’ın torunu Sultan Şuca tarafından 605/1208–1209 yıllarında yaptırıldığı sanılıyor.

Ancak türbenin kitabesinin bulunmaması, yapım tarihine ilişkin kesin bir bilgiye ulaşılmasını zorlaştırıyor. Türbenin önünde bulunan Sultan Şuca’ya ait çeşmede yer alan kitabede 1208–1209 tarihi yer alırken, Ulu Camii’ndeki bir diğer kitabede 511/1117 tarihi dikkat çekiyor. İki tarih arasındaki fark, söz konusu kişilerin farklı olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

salnamelerde sultan Şuca kaydı

1801 tarihli Diyarbakır Salnamesi’nde Sultan Şuca’nın sahabe olduğu ve iki değirmenin vakfında bulunduğu ifade ediliyor. Resmî devlet belgeleri niteliğindeki Diyarbakır salnamelerinde ise şu ifadelere yer veriliyor:

“Diyarbakır’da Sahabe-i Kiram’dan Sultan Sucaeddin radiyallahu anh efendimiz hazretlerinin türbe-i şerifleri mefruşatı tecdid edilerek ve türbenin ittisalindeki arsanın da etrafına duvar çekilerek bahçe şekline ifrağ olunmuştur.”

Bu kayıtlar, türbenin Osmanlı döneminde de önemini koruduğunu ve bakım-onarım çalışmalarının gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.

Mimari özellikleri dikkat çekiyor

Sultan Şuca Türbesi, kesme ve moloz taşlardan inşa edilmiş kare planlı bir yapı olarak öne çıkıyor. Üzeri piramidal çatı ile örtülü olan türbenin iç kısmı kubbe ile kapatılmış durumda. Kubbeye geçiş ise mukarnaslı tromplarla sağlanıyor.

Siyah-beyaz yontma taş örgüsü, yapıya özgün bir estetik kazandırırken, dış yüzeyde farklı dönemlerde gerçekleştirilen onarımların izleri de açıkça görülüyor. Konik biçimli üst örgü sistemi ise dönemin mimari anlayışını yansıtan önemli detaylar arasında yer alıyor.

Vakıf kayıtlarında “Sucaiye medresesi”

1518 tarihli tahrir defterinde medresenin vakfı kaydedilirken “Evkaf-ı Mederse-i Sucaiye Vakıf Cafer” ibaresinin yer alması, yapının banisinin Cafer isimli bir kişi olabileceği ihtimalini de gündeme getiriyor. Bu kayıt, Sultan Şuca’nın kimliği ve yapının yaptırıcısı konusunda tarihçiler arasında farklı değerlendirmelere neden oluyor.

Manevi atmosferiyle ziyaretçi çekiyor

Yaklaşık 800 yıllık geçmişe sahip olan Sultan Şuca Türbesi, hem tarihi hem de manevi yönüyle Diyarbakır’ın önemli inanç turizmi noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Mardin Kapı ve çevresini ziyaret eden vatandaşlar, türbede dua ederek tarihi dokunun izlerini yakından görme fırsatı buluyor.

Diyarbakır’ın kadim mirası arasında yer alan bu yapı, şehrin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olmaya devam ediyor.