Diyarbakır’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte doğa yeniden canlanırken, şehir genelinde endemik ve yabani bitki türleri ortaya çıkmaya başladı. Özellikle kırsal alanlara yakın bölgeler ile şehir içindeki boş arazilerde yetişen şifalı otlar, hem ekonomik hem de kültürel açıdan dikkat çekiyor.
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşlar sabahın erken saatlerinde doğaya çıkarak çeşitli otları topluyor. Toplanan ürünler kimi zaman evlerde tüketilirken, kimi zaman da şehir merkezinde kurulan küçük tezgâhlarda satışa sunuluyor.
Bölgede en çok rastlanan bitkiler arasında heliz otu, yabani sarımsak, sirim, gulik, tort, ebegümeci, hardal otu, kuzukulağı, ısırgan otu, yarpuz, kenger ve çiriş otu yer alıyor. Bu bitkiler, Diyarbakır mutfağında önemli bir yere sahip olan geleneksel yemeklerin hazırlanmasında kullanılıyor.
Yoğurt, bulgur ve çeşitli otlarla yapılan mastava (ayran aşı), ısırgan otlu ekmek, otlu borani, mücver çeşitleri ile etli yemekler bu doğal ürünlerle hazırlanarak sofralara taşınıyor. Besleyici özellikleriyle öne çıkan bu yemekler, bölgenin mutfak kültürünü de yaşatıyor.

Özellikle kadınların yoğun olarak topladığı yabani otlar, birçok aile için ek gelir kapısı haline gelmiş durumda. Vatandaşlar, doğadan elde ettikleri ürünlerin hem sağlıklı hem de ekonomik olduğunu ifade ediyor.
Ot toplayarak geçimini sağlayan bir vatandaş, son yağışların ardından doğanın daha verimli hale geldiğini belirterek, “Havalar ısındıkça doğa canlanıyor. Küçük bir alanda bile birçok ot bulabiliyoruz. Yağmurlardan sonra bu bitkiler daha da çoğaldı. Topladıklarımızı hem satıyoruz hem de evde tüketiyoruz. Ancak bu işi yapabilmek için bitkileri iyi tanımak gerekiyor. Çünkü bazıları birbirine çok benziyor” dedi.
Öte yandan, doğal ve organik ürünlere olan ilginin artmasıyla birlikte bu otlara olan talep de her geçen gün yükseliyor. Diyarbakır’da doğanın sunduğu bu zenginlik, hem geleneksel mutfak kültürünü yaşatmaya devam ediyor hem de kent ekonomisine katkı sağlıyor.
