Hematoloji uzmanı Vefki Gürhan Kadıköylü, kök hücre naklinin günümüzde birçok kan hastalığı, kanser türü ve bağışıklık sistemi hastalığında etkin bir tedavi yöntemi olarak uygulandığını söyledi.
Uzmanlar, tıpta uzun yıllardır kullanılan “kemik iliği nakli” ifadesinin yerini giderek “kök hücre nakli” kavramının aldığını belirtiyor. Kök hücre nakli; doğuştan gelen ya da sonradan gelişen iyi huylu ve kötü huylu hematolojik hastalıklarda, bazı kanser türlerinde ve bağışıklık sistemi bozukluklarında iyileşme sağlayabilen önemli bir tedavi yöntemi olarak öne çıkıyor.
Kök hücrelerin üç temel kaynaktan elde edildiğini ifade eden Kadıköylü, bunların kemik iliği, periferik kan ve dondurularak saklanan göbek kordonu kanı olduğunu aktardı.
Nakil türlerine de değinen Kadıköylü, allojeneik kök hücre naklinin HLA uyumlu kardeş, akraba ya da uygun vericilerden yapılabildiğini, bazı özel durumlarda uyumsuz vericilerin de kullanılabildiğini belirtti. Otolog nakilde ise hastanın kendi kök hücrelerinin kullanıldığını ve özellikle yüksek doz kemoterapi sonrası kemik iliğinin yeniden yapılanmasını sağlamak amacıyla tercih edildiğini ifade etti.
Kök hücre naklinin tarihsel gelişimine de değinen Kadıköylü, ilk deneysel çalışmaların 1950’li yıllara uzandığını, 1957’de ilk allojeneik kemik iliği naklinin gerçekleştirildiğini hatırlattı. 1960’lardan itibaren HLA doku gruplarının tanımlanması ve bağışıklık baskılayıcı ilaçların gelişimiyle nakil başarı oranlarının arttığını söyledi.
Günümüzde aferez yöntemi sayesinde kök hücrelerin cerrahi işlem ya da genel anesteziye gerek duyulmadan periferik kandan toplanabildiğini belirten Kadıköylü, bu gelişmenin hem verici hem de hasta açısından süreci kolaylaştırdığını ifade etti.
Allojeneik kök hücre naklinin yalnızca yüksek doz kemoterapi imkânı sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda “graft versus tümör” etkisiyle kanser hücrelerine karşı bağışıklık yanıtı oluşturduğunu vurgulayan Kadıköylü, bu yöntemin bağışıklık sisteminin yeniden düzenlenmesine de katkı sunduğunu dile getirdi.
Kök hücre nakli öncesinde hastaların detaylı bir değerlendirmeden geçirildiğini belirten uzmanlar; hastanın genel durumu, hastalığın evresi, tedaviye yanıtı ve enfeksiyon geçmişi gibi birçok faktörün karar sürecinde etkili olduğunu ifade etti.
Eskiden daha çok 50 yaş altı hastalara uygulanan nakil tedavisinin, günümüzde gelişen hazırlama rejimleri sayesinde daha ileri yaşlarda da güvenle uygulanabildiği kaydedildi.
Kök hücre naklinin günümüzde; lösemiler, lenfomalar, multiple miyelom, miyelodisplastik sendrom gibi kanserlerin yanı sıra talasemi ve orak hücreli anemi gibi kalıtsal hastalıklar ile bazı bağışıklık ve metabolik hastalıkların tedavisinde kullanıldığı belirtildi.
