Diyarbakırlı eğitimci-yazar Mehmet Tanrıkulu'nun kaleme aldığı "Remezan" adlı roman yayımlandı. Yaşanmış bir hayat hikâyesinden esinlenerek kurgulanan eser, başkahraman Remezan'ın yaşamını merkeze alırken, 1950'li yıllardan 2010'lu yılların sonuna kadar uzanan süreçte Türkiye'nin toplumsal, kültürel ve siyasi dönüşümünü edebi bir dille ele alıyor.
Roman, yalnızca bir karakterin yaşam öyküsünü anlatmakla kalmıyor; Diyarbakır'dan İstanbul'a, Ankara'dan Ortadoğu coğrafyasına uzanan geniş bir anlatı içerisinde tarih, kültür, inanç, medeniyet ve insan ruhuna dair sorgulamalar da içeriyor.
Diyarbakır romanın hafızasını oluşturuyor
Eserin merkezinde, 33 medeniyete ev sahipliği yaptığı belirtilen kadim şehir Diyarbakır yer alıyor. Tanrıkulu, şehrin coğrafi konumu, tarih boyunca üstlendiği sosyal ve siyasal rolü, medeniyetler üzerindeki etkisini romanın önemli yapı taşlarından biri haline getiriyor.
Roman boyunca okuyucu; Diyarbakır Surları, tarihi camiler, kiliseler, hanlar, hamamlar ve kentin kültürel mirasını oluşturan birçok yapıyı Remezan'ın gözünden keşfediyor. Kentte medfun sahabeler ve peygamberlere ilişkin anlatımlar da eserde yer buluyor.
Yakın tarihe edebiyat penceresinden bakış
"Remezan", Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran birçok olayı da kurgu içerisinde işliyor. Harf İnkılabı sonrasında yaşanan değişimler, medreselerin kapatılması, Türkçe ezan uygulaması, askeri darbeler, 28 Şubat süreci, başörtüsü yasakları ve 1975 Lice Depremi gibi olaylar romanın tarihi arka planını oluşturuyor.
Eserde ayrıca, Diyarbakır'da 1935 yılında içki fabrikasının kurulmasına karşın elektriğin ancak 1965 yılında şehre ulaşmasının nedenleri üzerine sorgulamalar da karakterlerin bakış açısıyla ele alınıyor. Roman, bu ve benzeri değerlendirmeleri kurgu dünyasının bir parçası olarak okuyucuya aktarıyor.
Aile, komşuluk ve toplumsal değerler ön planda
Romanın dikkat çeken yönlerinden biri de aile ve toplum yapısına ilişkin mesajları.
Eserde;
Aile içi iletişim,
Sadakat,
Anne-baba ve çocuk ilişkileri,
Komşuluk hakları,
Toplumsal dayanışma,
Kürt örf ve adetleri,
Geleneksel aile yapısı
gibi konular geniş yer buluyor.
Tanrıkulu, modern hayatın bireyleri yalnızlaştırdığına dikkat çekerken, unutulmaya yüz tutan değerlerin yeniden hatırlanması gerektiğine vurgu yapıyor.
Manevi yolculuk romanın merkezinde
Romanın en güçlü yönlerinden biri ise Remezan'ın yaşadığı manevi dönüşüm.
Tedavi amacıyla İstanbul'a giden Remezan, burada hem hastalığıyla mücadele ediyor hem de hayatını yeniden sorgulamaya başlıyor.
Bu süreçte;
Vakit namazlarının hikmeti,
Sabah namazının önemi,
İbadetlerin insan ruhuna katkısı,
Günahlardan pişmanlık,
Ölüm, cennet ve cehennem üzerine tefekkür,
Ayet ve hadisler ışığında manevi arınma,
gibi başlıklar romanın ana eksenlerinden biri olarak işleniyor.
Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur Külliyatı içerisinde yer alan Hastalık Risalesi üzerinden hastalıkların insan hayatındaki anlamı da karakterin yaşadığı değişimle birlikte anlatılıyor.
Roman içerisinde Said Nursi'nin farklı konulara ilişkin değerlendirmelerine ve Hasan el-Benna'nın özellikle gençlere yönelik tavsiyelerine de yer veriliyor.
İstanbul'un iki farklı yüzü
Remezan'ın İstanbul yolculuğu, romanın önemli bölümlerinden birini oluşturuyor.
Karakter; Haydarpaşa'dan Boğaz'a, martılardan Mısır Çarşısı'na, Ayasofya'dan Topkapı Sarayı'na, Taksim Camii'nden tarihi sokaklara kadar İstanbul'un kültürel zenginliklerini keşfederken, aynı zamanda büyükşehir yaşamının yalnızlıklarını ve yaşam mücadelesi veren insanların hikâyelerine de tanıklık ediyor.
Ankara'ya tren yolculuğu sırasında vagonda geçen dini sohbetler ise esere farklı bir atmosfer kazandırıyor.
Ortadoğu ve dünya tarihine uzanan geniş perspektif
Roman yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmıyor.
Ortadoğu'da yaşanan savaşlar, İran-Irak Savaşı, Halepçe Katliamı, Suriye'deki insani kriz, Afganistan, Mısır ve Filistin meselesi de romanın değindiği başlıklar arasında yer alıyor.
Kudüs ve Filistin davası, Müslüman coğrafyanın yaşadığı sorunlar ve ümmet bilinci eser boyunca farklı bölümlerde ele alınıyor.
Batı medeniyeti ve sömürgecilik tartışmaları
Eserde Batı medeniyetinin sömürgecilik tarihi de roman karakterlerinin bakış açısından değerlendiriliyor.
Afrika'dan köleleştirilen insanların yaşadığı dramlar, köle ticareti sırasında yaşanan insan hakları ihlalleri ile I. ve II. Dünya Savaşlarının nedenleri üzerine farklı değerlendirmelere yer veriliyor.
Buna karşılık İslam medeniyetinin bilim dünyasına yaptığı katkılar, bölgede yetişen Kürt âlimler ve bilim insanlarının çalışmaları da romanın üzerinde durduğu başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Türk-Kürt kardeşliği güçlü şekilde işleniyor
Roman boyunca en dikkat çeken temalardan biri de Türk ve Kürt halkları arasındaki kardeşlik vurgusu oluyor.
Yazar, ortak tarih, ortak inanç ve ortak kültürel miras üzerinden toplumsal birlik mesajı verirken, Kürt kültürü, gelenekleri ve sosyal yaşamına ilişkin birçok ayrıntıya da yer veriyor.
"Ben ötelerdeyim, benden öte bir yerdeyim"
Romanın finalinde ise Remezan, yaşadığı tüm acılar, sorgulamalar ve manevi yolculuğun ardından kendi iç huzuruna ulaşarak şu sözlerle okura veda ediyor:
"Ben ötelerdeyim, benden öte bir yerdeyim."
Eğitimci kimliğiyle edebiyata katkı sunuyor
1977 yılında Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde dünyaya gelen Mehmet Tanrıkulu, ilk ve orta öğrenimini Diyarbakır'da tamamladı. Dicle Üniversitesi'nden mezun olan Tanrıkulu, Uluslararası İlişkiler, Adalet ve Eğitim Yönetimi alanlarında akademik çalışmalar gerçekleştirdi.
2002 yılından bu yana eğitim camiasında öğretmenlik ve yöneticilik yapan Tanrıkulu, aynı zamanda DİYŞAD'ın kurucu kadrosunda yer alıyor. Hevsel Dergisi bünyesinde yayıncılık faaliyetlerini sürdüren yazar, televizyon ve radyo programlarıyla da kültür-sanat alanında çalışmalar yürütüyor. Yazı ve şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan Tanrıkulu, evli ve dört çocuk babası olarak Diyarbakır'da yaşamını sürdürüyor.
"Remezan", tarih, kültür, aile, inanç, medeniyet, toplumsal hafıza ve insanın kendini bulma yolculuğunu aynı çatı altında buluşturan kapsamlı anlatısıyla, yalnızca bir roman olmanın ötesinde, okuyucusunu geçmişten bugüne uzanan çok katmanlı bir düşünce yolculuğuna davet ediyor.
