Malatya'da arıcılıkla uğraşan memur emeklisi Abdullah Orhan, doğal ürünlere olan talebin her geçen gün arttığını belirterek vatandaşların arıcılık, hayvancılık ve tarımsal faaliyetlere daha fazla yönelmesi gerektiğini söyledi. Kendi ihtiyacı için başladığı arıcılık faaliyetini yıllar içerisinde büyüten Orhan, üretimin hem aile bütçesine hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.
Bir kovanla başladı, 30 kovana ulaştı
Memur emeklisi olduğunu belirten Abdullah Orhan, 2018 yılında satın aldığı bahçede üretime yönelmeye karar verdiğini söyledi. Sürekli tüketici olmanın doğru olmadığını düşündüğünü ifade eden Orhan, arıcılığa bir kovanla başladığını belirterek şunları kaydetti:
“Her zaman üretimden yanayım. Sadece tüketici olmak iyi bir şey değil. Bazı şeyleri üretmeyi de düşünmek gerekiyor. Yaklaşık 8 yıl önce kendi evime yetecek, hakiki ve şeker içermeyen karakovan balı üretmek amacıyla bir kovanla başladım. Bugün ise 30'a yakın kovanım bulunuyor.”
“Arıcılık emekliler için güzel bir uğraş”
Arıcılığın sanıldığı kadar zor olmadığını dile getiren Orhan, özellikle emeklilerin bu alana yönelmesinin faydalı olacağını söyledi.
Arıcılığın yılın belirli dönemlerinde bakım gerektirdiğini aktaran Orhan, “Arıcılık güzel bir uğraş. Yaz aylarında 3-4 aylık bir bakım süreci var. Çok zor bir iş değil. Müsait zamanı olan herkes rahatlıkla yapabilir. Özellikle emekliler için hem güzel bir hobi hem de ek gelir kaynağı olabilir” dedi.
“Hazır tüketim alışkanlığı artıyor”
Günümüzde insanların üretimden uzaklaştığını ve hazır tüketime yöneldiğini vurgulayan Orhan, bunun hem sağlık hem de ekonomik açıdan olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Orhan, “Sürekli hazır gıda ve ürün tüketmek hem sağlığa zarar veriyor hem de insanları üretmekten uzaklaştırıyor. Bu nedenle üretici insanların sayısının artması gerekiyor. Vatandaşlar kendi sebzesini, meyvesini, balını ve sütünü üretebilirse hem geçimlerine katkı sağlar hem de ülke ekonomisine destek olur. Biz de hem hobimizi yapıyoruz hem de yılda yaklaşık 100 ila 150 kilogram arasında bal satışı gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Arılarda yoğun bakım dönemi ilkbaharda başlıyor
Malatya'da kış mevsiminin sert geçtiğini belirten Abdullah Orhan, arı bakım çalışmalarının ağırlıklı olarak ilkbahar aylarında yapıldığını söyledi.
“Nisan ve mayıs aylarından sonra bakım süreci başlıyor. Haziran ve temmuz aylarına kadar yoğun bir çalışma dönemi oluyor. İlkbaharda çiçeklerin açmasıyla birlikte polen miktarı artıyor. Buna bağlı olarak ana arının yavrulaması da hızlanıyor. Kovanlarda yoğunluk oluşunca arıların oğula gitme eğilimi artıyor” diyen Orhan, arıcıların bu durumu önlemek için çeşitli yöntemler uyguladığını belirtti.
Oğul verme süreci dikkatle takip ediliyor
Arı kolonilerinde oğul verme sürecinin yönetilmesinin önemli olduğunu kaydeden Orhan, “Ana arının oluşturduğu memeleri keserek, kat atarak veya bölme işlemleri yaparak oğul vermeyi önlemeye çalışıyoruz. Ancak çiçek ve polen popülasyonunun çok yüksek olduğu dönemlerde bunun önüne geçmek her zaman mümkün olmuyor. Oğul verme dönemi sona erdikten sonra ise bal üretim aşamasına geçiliyor” dedi.
Doğu Anadolu'nun zengin florası kaliteli bal üretilmesini sağlıyor
Malatya ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin zengin bitki örtüsüne sahip olduğunu belirten Abdullah Orhan, bölgedeki çiçek çeşitliliğinin kaliteli bal üretiminde önemli rol oynadığını söyledi.
Karadeniz Bölgesi kadar olmasa da Malatya ve çevresinde çiçek popülasyonunun oldukça yüksek olduğunu ifade eden Orhan, “Bu durum daha lezzetli ve daha sağlıklı balların üretilmesine olanak sağlıyor. Arılar bal yaparken kesinlikle şeker kullanılmıyor. Tamamen doğal çiçek polenlerinden yararlanılarak sağlıklı ve kaliteli bal üretimi gerçekleştiriliyor” diye konuştu.
Üretime yönelme çağrısı
Doğal ürünlere olan talebin her geçen gün arttığını belirten Abdullah Orhan, vatandaşların arıcılık, hayvancılık ve tarımsal üretime daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini söyledi. Üretimin bireysel kazancın yanı sıra ülke ekonomisine de katkı sunduğunu vurgulayan Orhan, “Tüketen değil, üreten bir toplum olmak zorundayız. Her vatandaş imkânları ölçüsünde üretime katkı sunarsa hem kendi bütçesine hem de ülke ekonomisine destek sağlamış olur” dedi.