Bir yıl boyunca yaklaşık 54 bin kilometre yol kat eden İbrahimoğlu, bölgenin yayla ve kışlaklarını dolaşarak koçerlerin yaşam öykülerini derledi. Bu çalışma, "Koçername" adıyla okuyucuyla buluştu.
Koçer kültürünün izini sürmek için aylarca sahada çalışma yürüten İbrahimoğlu, araştırmasını masa başında değil, doğrudan yaşamın içinde gerçekleştirdi. Koçer ailelerle birebir görüşmeler yapan yazar, göç yollarından yayla yaşamına, çobanlıktan süt ve peynir üretimine kadar birçok ayrıntıyı kayıt altına aldı.
Yaşayan Kültürün Tanıklarıyla Görüştü
Şırnaklı gazeteci-yazar İbrahimoğlu, kitabın temelini koçerlerin kendi anlatılarının oluşturduğunu belirtti. Bölgenin farklı noktalarında yaşayan koçerlerin günlük yaşamını yakından gözlemleyen yazar, kültürel hafızanın korunmasına katkı sunmayı hedeflediğini ifade etti.
Geçmişin İzleri Günümüze Taşındı
"Koçername"ye yönelik yurt içi ve yurt dışından ilgi gördüklerini söyleyen İbrahimoğlu, birçok kişinin aile geçmişinde koçerlik kültürüne dair izler bulunduğunu dile getirdi. Toplumun hafızasında önemli bir yere sahip olan bu yaşam biçiminin yeterince kayıt altına alınmadığına dikkat çeken yazar, çalışmasının bu eksikliği gidermeyi amaçladığını vurguladı.
Göç Yolunda Yaşanan Sorunlar
Araştırma sırasında koçerlerin karşılaştığı güçlüklerin kendisini derinden etkilediğini belirten İbrahimoğlu, özellikle göç dönemlerinde yaşanan zorluklara dikkat çekti. Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişimde çeşitli sıkıntılar yaşayan koçerlerin daha iyi koşullara kavuşabilmesi için göç rotalarının planlanması gerektiğini ifade etti.
İbrahimoğlu, "Koçername"nin yalnızca geçmişi anlatan bir eser olmadığını, aynı zamanda koçer kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunacak önemli bir belge niteliği taşıdığını söyledi.