HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, İTTİHADUL ULEMA tarafından düzenlenen 11’inci Âlimler Buluşması’nda yaptığı konuşmada, İslam dünyasının karşı karşıya olduğu sorunlara ve bu sorunların aşılmasında âlimlere düşen sorumluluklara dikkat çekti. “Davette Yöntem ve Yeni Arayışlar” temasıyla gerçekleştirilen programda konuşan Yapıcıoğlu, dijitalleşmenin toplumsal değerler üzerindeki etkisinden Müslümanlar arasındaki ihtilaflara kadar çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.
“Âlimler çağın sorunlarına çözüm üretmeli”
Âlimlerin yalnızca geçmişten gelen ilmî birikimi aktaran kişiler olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, dinî rehberliğin çağın ihtiyaçlarını doğru okumayı da gerektirdiğini söyledi.
İslam’ın evrensel ilkelerinin farklı dönemlerde yaşayan insanlara hitap ettiğini ifade eden Yapıcıoğlu, Mehmet Âkif Ersoy’un Kur’an’ın çağın idrakine aktarılmasına ilişkin dizelerini hatırlattı. İslam’ın temel kaynaklarından hareketle güncel sorunlara çözüm üretilmesinin önemine işaret eden Yapıcıoğlu, âlimlerin topluma yol gösterme sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Dijitalleşme ve bilgi kirliliği uyarısı
Dünyanın yapay zekâ, algoritmalar, sosyal medya ve dijital iletişim araçlarının etkisiyle hızlı bir değişimden geçtiğini belirten Yapıcıoğlu, bu dönüşümün bilgiye erişimi kolaylaştırırken yeni sorunları da beraberinde getirdiğini dile getirdi.
Özellikle gençlerin bilgi edinme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, kısa videolar ve telefon ekranları üzerinden şekillenen iletişim biçiminin bilgi kirliliğine ve değer kaybına zemin hazırlayabildiğini söyledi.
Aile kurumunun da bu süreçte çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğunu savunan Yapıcıoğlu, dijital içeriklerin gençlerin ahlaki gelişimi üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Gençlerle sağlıklı bir bağ kurulamadığı takdirde onların toplumsal ve manevi hayattan uzaklaşabileceği uyarısında bulundu.
Gazze’yi küresel vicdan açısından değerlendirdi
Konuşmasında Gazze’de yaşananlara da değinen Yapıcıoğlu, bölgede sergilenen inanç ve direnişin dünya genelinde geniş yankı uyandırdığını ifade etti.
Batı ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde mevcut ekonomik ve düşünsel sistemleri sorgulayan insanların bulunduğunu belirten Yapıcıoğlu, bu arayışların İslam’ın doğru yöntemlerle anlatılması açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi.
Yapıcıoğlu, davet çalışmalarının iki yönlü yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Buna göre, hakikati arayan gayrimüslimlere İslam’ın anlatılması kadar Müslümanların da inançlarını daha bilinçli yaşaması, doğru bir istikamet benimsemesi ve birlik anlayışını güçlendirmesi önem taşıyor.
Âlimler arasındaki ihtilaflar gündeme geldi
İslam’a davetin etkili olabilmesi için öncelikle âlimler arasında saygı ve karşılıklı anlayışın korunması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, ilmî uzmanlık gerektiren hassas meselelerin gelişigüzel tartışılmasını eleştirdi.
Bu tür tartışmaların din âlimlerinin toplum nezdindeki itibarına zarar verebildiğini ifade eden Yapıcıoğlu, Müslümanların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarla meşgul olduğu bir ortamda İslam’a ve Müslümanların kutsallarına yönelik saldırılara karşı ortak bir tutum geliştirmenin zorlaştığını kaydetti.
Yapıcıoğlu, farklı görüşlerin çatışmaya dönüşmesi yerine ilmî çerçevede ele alınması ve ortak meselelerde dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Selahaddin Eyyubi örneği üzerinden birlik mesajı
Konuşmasında Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethettiği döneme de atıfta bulunan Yapıcıoğlu, o dönemde İslam dünyasının siyasi parçalanmışlık ve ihtilaflarla karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Selahaddin Eyyubi’nin bu şartlara rağmen mücadelesini sürdürmesini ve farklı kesimleri ortak hedef etrafında bir araya getirmesini örnek gösterdi.
Yapıcıoğlu, Selahaddin Eyyubi’ye atfedilen “Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar” sözünü hatırlatarak, Müslümanların kendi aralarındaki çekişmeleri geride bırakmasının önemine dikkat çekti.
Kudüs’ün ve işgal altındaki diğer bölgelerin özgürlüğüne kavuşması hedefi açısından Müslümanların ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, tarihî tecrübelerin günümüz sorunlarının değerlendirilmesinde yol gösterici olabileceğini ifade etti.
“Vahdet, imanî bir sorumluluktur”
Müslümanların birliğinin yalnızca siyasi şartlara bağlı bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Yapıcıoğlu, birlik ve beraberliği dinî bir sorumluluk olarak nitelendirdi.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan, Allah’ın ipine topluca sarılmayı ve ayrılığa düşmemeyi emreden ayeti hatırlatan Yapıcıoğlu, İslam dünyasının yaşadığı sorunların aşılmasında âlimlerle yöneticilerin ortak akıl geliştirmesinin önemini vurguladı.
Yapıcıoğlu, uzun yıllardır devam eden çatışmaların, ayrışmaların ve toplumsal sorunların çözümünde vahdet bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Batı’yı taklit etmek kimlik kaybına yol açar”
Geçen yılki Âlimler Buluşması’nda dile getirdiği görüşleri de hatırlatan Yapıcıoğlu, Müslüman toplumların kendi değerlerine dönmesi ve medeniyet birikimlerini yeniden canlandırması gerektiğini söyledi.
Batı medeniyetini taklit etme çabalarının Müslüman toplumların kimlik sorunlarını derinleştirebildiğini savunan Yapıcıoğlu, başka toplumların yaşam biçimlerini benimsemeye çalışırken kişinin kendi değerlerinden de uzaklaşabileceğini ifade etti.
Kendi kimliğini korumanın önemine değinen Yapıcıoğlu, Müslümanların hem kültürel ve manevi birikimlerine sahip çıkması hem de kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmesi gerektiğini dile getirdi.
Yapıcıoğlu’ndan iki farklı yol vurgusu
Konuşmasının sonunda Müslüman toplumların geleceğine ilişkin iki farklı yaklaşım bulunduğunu belirten Yapıcıoğlu, bir yanda dış güçlerin belirlediği sınırlar içinde kalmanın ve etnik ya da mezhepsel farklılıklar üzerinden ayrışmanın, diğer yanda ise kendi değerlerine sahip çıkarak sorunları adalet temelinde çözmenin bulunduğunu söyledi.
Yapıcıoğlu, Müslümanların kardeşlik hukukunu yeniden tesis ederek ortak hareket etmesi hâlinde daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini ifade etti.
Zihinsel ve toplumsal ayrışmaların aşılması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, konuşmasını Müslümanların kendi aralarındaki duvarları yıkması, ortak hedeflere odaklanması ve birlik anlayışını güçlendirmesi çağrısıyla tamamladı.











