<div>Diyarbakır’da sabahlar ağır ama kendine özgü bir dinginlikle başlar. Güneş, surların üzerinden yavaşça yükselirken sokaklar uyanır, dükkân kepenkleri tek tek açılır. Fırınlardan yükselen ekmek kokusu, kentin günle kurduğu ilk bağdır.</div> <div>Kaldırımlarda telaş yoktur. İnsanlar birbirine selam verir, kısa ama samimi sohbetler edilir. Çay ocaklarında bardaklar buhar tutar, masalarda günün ilk planları konuşulur. Şehir, acele etmeden akmayı tercih eder.</div> <div>Dicle kıyısında yürüyenler, suyun sessizliğine karışan kuş seslerini dinler. Parklarda çocuk sesleri yankılanır, banklarda oturanlar güneşten payını alır. Hayat, bütün sadeliğiyle devam eder.</div> <div>Diyarbakır’da zaman bazen yavaşlar. Bu yavaşlık, şehrin kendine has ritmidir. Her gün tekrar eden bu manzara, aslında kentin değişmeyen huzurudur.</div> <div>Gün ilerler, akşam olur. Işıklar yanar, sokaklar yeniden dolmaya başlar. Şehir, bir günü daha geride bırakırken yarına aynı sakinlikle hazırlanır.</div>