<div>Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla</div> <div>Bizlere sayısız ikram ve ihsanda bulunan yüce Allah’a sonsuz hamd u senalar olsun. Salât ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v)’e, âline, ashabına ve ona tabi olan bütün müminlere olsun.</div> <div>Sözlükte “artma, çoğalma, bereket ve temizlik” gibi anlamlara gelen zekat, terim olarak Kur’an’da belirtilen sınıflara sarf edilmek üzere dinen zengin sayılan Müslümanların malından alınan belli payı ifade eder. Mali bir ibadet olan zekat hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmıştır. Farziyeti kitap, sünnet ve icma ile sabittir.</div> <div>Zekat, namaz gibi İslam’ın temel esaslarından biridir. Zekat, Kur’an-ı Kerim ve hadislerde genelde namazla birlikte zikredilmektedir. Bu da, zekatın dinimizdeki yerini ve namaz ile zekat arasındaki kuvvetli bağı göstermektedir. Kişinin Müslümanlığı ancak bu iki farzı yerine getirmekle olgunluğa erişir. Nitekim Bakara suresinin 43. ayetinde “Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ...” buyuran yüce Allah, Müminun suresinde, kurtuluşa eren müminlerin niteliklerini sayarken onların zekat veren kimseler olduklarını (ayet, 1-4) Ahzab suresinde de zekat veren müminlerin bağışlanacaklarını ve büyük bir mükafata erişeceklerini müjdelemektedir (ayet, 35) Neml suresinde ise hidayete ermenin ve ahirette müjdelenen mükafata nail olmanın namaz ve zekatla olacağına işaret etmiş, Kur’an-ı Kerim’in, namazı kılan, zekatı veren ve ahirete kesin olarak inanan müminlere müjde ve hidayet rehberi olduğunu haber vererek bu ibadetin önemini ortaya koymuştur. (ayet 2-3) Hz. Peygamber’de bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “İslam beş şey üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) Allah’ın Resulü olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek, Ramazan orucu tutmak.“ (Buhari, İman, 1) Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken de şunları söylemiştir. “Yemenlileri Allah’tan başka ibadete layık bir ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resulü olduğuma şahadet etmeye davet et. Şayet bu şahadetleri kabul ederlerse bu defa, Allah’ın kendilerine günde beş vakit namaz farz kıldığını onlara bildir. Eğer onlar bunda da sana itaat ederlerse bu defa onlara Allah’ın zekatı kendilerine farz kıldığını bildir. Bu zekat, zenginlerden alınır fakirlere verilir.“ (Buhari, Zekat, 1)</div> <div>Zekat vermek, her şeyden önce kulun Allah'ın emrine itaat edip, kulluğunu göstermesinin en güzel alameti olup mümin, muhsin ve muttaki kulların en önemli özelliklerindendir. Zekat, kişinin isteğine bırakılmış bir yardım değil, yoksulun, zenginin zimmetindeki hakkı ve zenginin yerine getirmekle mükellef olduğu bir görevdir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur; "Onların (zenginlerin) mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır." (Zariyat, 19.) Ayet-i kerimede sözü edilen hak, zekattır. Zekat veren, hak sahibine hakkını ödemekle hem Allah’ın rızasını kazanır, hem de malın hesabının verilmesi endişesinden kurtulur. Bunun yanı sıra zekat Allah sevgisinin ön plana geçmesine sebep olur. "Ey iman edenler! Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Böyle yapanlar mutlaka hüsrana uğramışlardır." (Münafikun, 9) ayet-i kerimesinin işaret ettiği manayı gerçekleştirir. Bu açıdan Yüce Allah’ın zekat emrini yerine getirmek, kulluğun gereği ve olgun mümin olmanın, Allah sevgisini mal sevgisinden üstün tutmanın bir ifadesidir.</div> <div>Zekat, bireyin vicdanını toplum lehine harekete geçiren, zenginle fakir arasında köprü kuran çok önemli sosyal bir ibadettir. Zengini malın kölesi olmaktan, cimrilik hastalığından, aşırı mal hırsından kurtarır; ona cömertlik ve verilen nimete yine kendi cinsinden şükretme hasleti kazandırır. Fakiri de zengine karşı haset ve kıskançlıktan kurtarıp mallarına tenezzül etmemesine vesile olur. Zekat, İnsanı iyilik yapmaya alıştırır, başkalarını gözetme ve koruma gibi yüksek duyguları geliştirir. İnsanlar arasında sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirir. Böylece; hem fakirin aç ve çıplak kalmasını önler, hem de cemiyetin düzen ve huzurunun bozulmasını engeller. Bu yönüyle zekat, sağlam karakterli bireylerden oluşan bir toplumun inşasında da büyük bir paya sahip olmaktadır.</div> <div>Zekat, ekonomik ve sosyal patlamaları önleyen, toplumda sosyal adaleti sağlayan, servetin toplumun istifadesinden çekilerek atıl bir hale getirilmesini, servetin belli kişilerde toplanmasını engelleyen kaynaklarından biridir. Kur’an’ı Kerim’de; “…Bu mallar, içinizden sadece zenginler arasında dolaşan bir servet haline gelmesin…” (Haşr, 7) “…Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. O gün, biriktirdikleri Cehennem ateşinde kızdırılacak ve alınları, böğürleri, sırtları bunlarla dağlanacak, ‘İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi, tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı!’ denilecektir.” (Tevbe 34-35) buyrularak servetin infak edilmeyerek belli kişilerde toplanıp el değiştiren bir mal olmasını engellemeyi yasaklanmıştır. İnsanlar arasında mali imkanlarda farklılıklar söz konusudur. İnsanlar; ya zengin, ya fakir ya da orta hallidirler. Eğer aralarında zekat gibi bir müessese ile dengeyi sağlayacak bir sistem olmazsa yeryüzünde büyük bir fesat ve anarşi çıkar. Nitekim dünyanın çeşitli bölgelerinde zenginlerin alabildiğine lüks, israf ve şatafat içinde yaşamaları, fakirleri düşünmemeleri, onlara yardım elini uzatmamaları fakirlerin kin, kıskançlık ve düşmanlık duymalarına sebep olmuştur. Bunun neticesi olarak da toplumlarda sosyal patlamalar, huzursuzluklar ve isyanlar baş göstermiştir. Zekat, bütün bu olumsuzlukları önleyen, insanlar arasında sorumluluk bağlarını güçlendirip yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan ıslah edici bir sistemdir.</div> <div>Zekat, bireyde ve toplumda dini ve ahlaki değerleri yücelten, sosyal yapıyı güçlendiren, ekonomik hayata canlılık getiren birçok faydasının yanında kişinin temizlenmesine ve arınmasına, malının da bereketlenmesine vesiledir. Kur’an’ı Kerimde bu hakikat şöyle ifade edilmektedir: “Onların mallarından sadaka (zekat) al ki, bununla onları temizleyip arındırmış olasın…” (Tevbe,103) Bu cihetle zekat hem servetin hem de bedenin arınmasına katkı sağlamaktadır. Yüce Allah, zekatı verilen malın, dünya ve ahirette kat kat fazlasıyla karşılık bulacağını şu ayetlerle bildirmektedir: “…Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe, 39) “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayan, sonrada harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma ile gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir” (Bakara, 261-263)</div>