<div>Diyarbakır’ın bereketli topraklarında yetişen Karacadağ Pirinci, yalnızca sofraların vazgeçilmezi değil; aynı zamanda resmen tescillenmiş bir değerdir. Coğrafi işaret alarak koruma altına giren bu özel ürün, artık sadece yerel bir üretim değil, ulusal ölçekte tanınan bir marka haline gelmiştir.</div> <div>Karacadağ’ın volkanik yapısından beslenen bu pirinç, doğallığı ve kendine has aromasıyla diğerlerinden ayrılırken; coğrafi işaret tescili de bu özgünlüğü resmileştirmiştir. Yani Karacadağ Pirinci artık sadece Diyarbakır’ın değil, Türkiye’nin korunan değerlerinden biridir.</div> <div>Ancak burada ironik bir tablo var. Tescilli bir ürünümüz var ama üretimi her geçen yıl daralıyor. Gençler tarladan uzaklaşıyor, çiftçi maliyetle boğuşuyor. Coğrafi işaret almak bir başlangıçtır; asıl mesele bu değeri sürdürülebilir kılmaktır.</div> <div>Bugün market raflarında ithal pirinçlere yönelirken, aslında kendi tescilli ürünümüze sırt çeviriyoruz. Oysa Karacadağ Pirinci, doğru destek ve bilinçli tüketimle dünya markası olabilecek potansiyele sahip.</div> <div>Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Coğrafi işaret tek başına yeterli değildir. Eğer üretici kazanmazsa, toprak işlenmezse ve tüketici sahip çıkmazsa, tescil sadece kâğıt üzerinde kalır.</div> <div>Karacadağ Pirinci bir üründen fazlasıdır. O, bu toprağın hafızasıdır. Ve hafızasını kaybeden toplumlar, geleceğini de kaybeder.</div>