<div></div> <div>Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bir şehir düşünün… Henüz sokaklar kalabalıklaşmamış, gürültü başlamamış, hayat aceleye gelmemiş. O saatlerde şehir, insanın yüzüne daha dürüst bakar. Belki de bu yüzden umut, en çok sabah erken saatlerde kendini belli eder.</div> <div>Son zamanlarda hep karanlık haberler okuyoruz. Kazalar, kavgalar, geçim sıkıntıları, bitmeyen şikâyetler… Haklıyız da. Ama bir hakikat daha var ki çoğu zaman gözden kaçıyor: İyilik hâlâ aramızda.</div> <div>Bir esnafın askıya bıraktığı ekmekte, tanımadığı birine uzatılan bir bardak suda, yaşlı birinin elinden tutan gençte… Büyük manşetlere çıkmıyor belki ama hayat tam da bu küçük anlarla ayakta duruyor.</div> <div>İnsan, en çok insana iyi geliyor. Ne teknoloji, ne hız, ne de konfor bunu değiştirebildi. Bir tebessüm, bazen en pahalı ilacın yapamadığını yapıyor. Bir “Nasılsın?” sorusu, bir insanın omuzlarındaki yükü hafifletebiliyor.</div> <div>Belki de bu yüzden durup düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeye çalışırken, birbirimizi kaçırıyoruz. Oysa biraz yavaşlasak, biraz dinlesek, biraz anlasak… Hayat daha katlanılır, şehirler daha yaşanır olur.</div> <div>Güzel şeyler var.Görmek isteyene, duymak isteyene, inanmak isteyene…</div> <div>Ve belki de en güzeli şu:İyilik bulaşıcıdır.Bir kişiden başlar, bir şehre yayılır.</div> <div>Bugün bir iyilik yapın. Küçük olsun. Sessiz olsun.Ama gerçek olsun.</div> <div>Çünkü dünya, hâlâ güzel insanların omuzlarında dönüyor.</div>